Son günlerde insanlar, yapay zekâdan kendilerinin ve ailelerinin 80’lerde çekilmiş gibi görünen fotoğraflarını hazırlamasını istiyorlar. Kot pantolonlar, renkli tişörtler, kabarık saçlar, eski evler, sokaklar… Hiç yaşanmamış anların içinden, yıllardır saklanan bir aile albümüne aitmiş gibi gülümsüyorlar.

İlk bakışta eğlenceli bir akım bu. Fakat ben, altında geçmiş zaman modasına duyulan ilgiden daha fazlasının bulunduğunu düşünüyorum.

Ülkemiz öyle bir hâle geldi ki insan geleceğe baktığında heyecandan önce kaygı duyuyor. Yarına ilişkin hayallerin yerini geçim telaşı, belirsizlik ve yorgunluk alıyor. Gelecekten umudunu bütünüyle kesmese bile ona güvenmekte zorlanıyor. Böylelikle yüzünü geçmişe çeviriyor; hafızasında daha sakin, daha sıcak ve daha yaşanabilir yıllara…

Üstelik o yıllara yalnız gitmiyor; eşini, çocuğunu, bugün sahip olduğu sevdiklerini de yanında götürüyor. Belki hiç bulunmadıkları bir evin salonunda, hiç yürümedikleri bir mahallenin sokağında, hiç yaşanmamış bir günün hatırasıymış gibi yan yana duruyorlar. Bugünkü yüzlerini geçmişin güzel olduğuna inandıkları günlerine yerleştirip, birkaç dakikalığına da olsa mutlu oluyorlar.

Belki de bu fotoğraflarda özlenen yalnızca belirli bir dönem değildir. İnsanların birbirlerine daha yakın olduğuna, hayatın daha yavaş aktığına, sofraların daha kalabalık ve sohbetlerin daha uzun sürdüğüne dair bir inanç da var. Bugünün hızından, gürültüsünden, yetişme telaşından yorulan insan, geçmişte gerçekten yaşanmamış olsa bile oraya ait bir huzurun hayalini kuruyor. Böylece kendi hatıralarından değil, kuşaktan kuşağa aktarılan, ortak bir geçmiş duygusundan kendisine sığınacak bir yer oluşturuyor.

Elbette 80’ler herkes için anlatıldığı kadar güzel değildi. Hafıza, geçmişin acılarını zamanla soldururken güzel anılarını daha canlı bırakıyor. Belki bu nedenle geçmiş, gerçekte olduğundan daha huzurlu görünüyor. İnsan da kendisini güvende hissedeceği bir yer aradığında çoğu zaman gerçekten ziyade, hatırlamak istediği hâliyle geçmişe sığınıyor.

Bu açıdan yapay zekânın sunduğu asıl imkân, zamanı taklit etmekten çok, içinde kendimizi daha güvende hissedeceğimiz bir hatıra icat edebilmektir.

Bu fotoğraflara baktığımda, eğlenceli bir yapay zekâ akımı olmasının yanı sıra, biraz da yaşadığımız zamanın sessiz itirafı gibi geliyor bana. Geleceğin hayalini kurmak zorlaştıkça, hiç yaşanmamış geçmişlerden kendimize mutlu hatıralar yapıyoruz.

Bu yazı sana ne hissettirdi?