Nefes almak bile zor geliyorken
Beyaz karlar içinde
Bir gün beyazlar giyindim ben.

Gözyaşlarım ruhumun nefesi oldu,
Kimse işitmedi beni.
Ve artık kimsenin hükmüne lüzum yok.

Saatlerin bir anlamı var mı?
Neden her şey böyle?
Ruhum kendini bulalı çok olmadı…

Akşam,
Makinelerin arasında
Feribotun sesini işitirken
Huzursuz telaşlar içinde bakınıyoruz.

Kimsenin kimsenin iç sesini işitmediği,
Kendi tesellilerimiz arasında
Hızlı olanların bir sonraya atladığı,
Sırf daha iyi yaşamak için
Görmezden gelinenlerin dünyasında…

İnsanın
Yürüyen markalar arasında
Kendine yer bulmaya çalıştığı
Yalan bir dünyada,
Gönülden gülümseyenlerin gözleri parlar.

Kalabalıkta konuşmak,
Sesini duyurmak bile zor.
Etraf isimler,
Beynimizin içi markalar,
İnsanın sade yaşamasına bile izin vermiyor.

Nefes alınmıyor…

Yolda elinde çiçek koklayan bir çocuk,
Sanki nefes almamız için
Yol gösteriyor bize.

Kuşlar bile yorulmuşken,
Şehir de yorulmuşken,
İnsanlar hava almak için
Açık alanlara koşarken…

Ben çiçeklerle eve doğru koşuyorum.
Camın kenarındaki çiçeklere
Her sabah bakarken
Nefes alıyorum.

Ve camı açtığım her sabah,
Her evin camı çiçekleniyor,
Herkes çiçek almaya koşuyorken,
Camların önünde çiçekler
Gökyüzüne doğru yükseliyor.

Bu yazı sana ne hissettirdi?