Toprağa çekilen umutlar,
hangimizi yaraladı,
hangimizi yeniden coşturdu?
Hangi düş, dalında kurudu;
hangi tohum,
karanlığı kendine yurt bildi?
Güzün kısalan o güzel günleri,
geceye uzanan uzun gölgeleri,
güneşin erkenden veda ettiği
o ince, mahzun saatleri…
Her şey yavaşça çekilirken kendine,
toprak susar, dallar sessizleşir.
Ve içimizde, derinlerde bir yerde,
henüz adını bilmediğimiz bir mevsim
usulca kök salar.

