Her emek sessiz büyür. Tıpkı toprağa düşen tohum gibi… Sessizce direnir zamana. Varoluşsal sancılar eşliğinde filizlenir kökleri. Dalları baharın habercisidir. Yemyeşil dünyayı selamlarcasına bitiverir hasadı. Ve her emeğin sonunda biter hasat.

Buram buram alın teri kokar. Toprağı sabırdır, yağmuru şükür. Anadolu kadar bereketli, Anadolu kadar verimlidir.

Toprak ananın cömert kollarında kimi zaman hasat verimli olur, kimi zaman  sakınır, korkarcasına vermez. Toprağa küsmemiştir, yağmurundan şikayeti yoktur ama onun da eksilir emeği. İsyanı israfa sığar sadece. Belki utanır toprağa düşmekten. Düşüp boy verdiği yerde istediği ilgiyi görememekten. Hasadını üç kuruşa heba etmekten ölesiye korkar. Belki de insanoğlunun nankörlüğü yorar zerrelerini. İnsanoğlunun doymak bilmeyen hırsından ve hışmından muzdariptir. Her hasadın sonunda ödül beklerken unutulup giden emeğine acır bu yüzden. Ve her hasat, biraz eksilir mevsimlere rağmen. Mevsimler değişirken hasadın zamanı doluyor şimdiden.

Her şeye fiyat biçilen bu dünyada, hasada en ucuz fiyat biçiliyor nedense. Oysaki en değerli hazinesini bırakıyor bizlere.  Bitip tükenmeyen bu zenginliğin kaynağı bir gün tükenirse ne olur, hiç düşündünüz mü?

Toprağın cömert kollarında çiçekler açmazsa, fidanlar boy vermezse, toprağın soğuk kucağında yeşeren tohumlar bir gün küserse ne olur?

Ya bir gün hasadın zamanı kaybolursa? Hasatsız kalırsa bağrı yanık toprak, hâlimiz nice olur! Hasadın gölgesinde büyüyen çocukluk biraz eksik kalmaz mı? Sofraya aş niyetine konulan ekmek boynu bükük beklemez mi? Alın teriyle pişen her aşta biraz da gözyaşı yok mudur? Cevapsız soruların içinde yazıyorum satırlarımı. Bu yıl en güzel niyetimle, ellerimle ektim tohumları toprağa. Sakınarak, biraz da sabırsızlanarak bekledim hasadımı. Hasadın da bir zamanı varmış. Sabırla bekletirmiş insanı. Aylar su misali döndükçe hasadın rengi de dönermiş. Hasadın da bir rengi varmış. Kimi zaman sapsarı, kimi zaman yemyeşil…   Sonra bir bakarsınız, fısıldarmış kulağınıza davetini. Onunkisi sessiz bir davettir. Her davet aslında biraz da şenlik içerir. Güldürür yüzleri. Isıtır soğuk cepleri. Her hasat zamanı geriye koca bir hüzün bırakır. Şenliklerin yerini vedalar alır. Tarladan binbir emek ve zahmetle sofraya uzanan bir yolculuğun, uzun ve kadim öyküsünün son sözüdür bu. Bu öyküyü yazan ellerle kurulan Anadolu’nun her köşesinde hasadın izi var. Kursakta geçen her lokmada, sofraya konulan her tabakta, uçsuz bucaksız her toprakta hasadın sonsuz bereketi var.

Bu yazı sana ne hissettirdi?