Yılın o zamanı geldi çattı.

Gün daha ağarmamıştı ama gecenin zifiriliği de yoktu. Toprak aylardır yarıktı. Yağmur yağmıyordu. Uzaklarda süren savaşın dumanı, rüzgârla Şapinuva’ya kadar ulaşıyordu. Kadınlar tarlanın ortasında durmuş, yüzlerini al yazmayla kapatmışlardı. Bir turna geçti üstlerinden. Yaşlı olan başını kaldırdı. Elini Viyanni’nin karnına koydu. Kimse konuşmadı. Bekledikleri işaret buydu. Ellerindeki tırpanları toprağa öfkeyle saplamaya başladılar. Gözlerinden yaşlar akıyordu. İçlerinden can çekiliyordu.

Durmuyorlardı. Toprak yarılıyordu. Kızıl buğdaylar hasat edilmeliydi, gün doğmadan evvel… Burunlarına kanın o paslı kokusu geldi. Toprak vermeye hazırdı. Kızıl demetler kadınların arkasında dizilmeye başladı. Gün morarmaya başlarken terleri yazmalarına yapışıyordu.

Tarlanın sonuna gelmişlerdi ki Viyanni’nin tırpanı durdu. Toprağın içinden bir ses işitti. Eğildi, toprağa dokundu. Kor kadar sıcak, buz kadar soğuktu. Parmaklarının altında ince bir yeşillik hissetti. Minik bir filiz başını topraktan kaldırıyordu.

Tam o sırada sancı geldi. Çığlığı yankılandı. Kadınlar kıpırdamadı. Viyanni elini karnına götürdü. Gözlerini kapattı. Şapinuva’nın toprağına bıraktı kendini. Kadınlar hep bir ağızdan dua etti. Kızıl buğdayların son sırasındalardı.

Durmadılar. Viyanni toprağı avuçlarında sıktı. Dişleri kenetlendi. Gün turunculaşırken bir ses yankılandı. Cılız bir bedenden çıkan cılız bir ses. Viyanni’den önce toprak kucakladı bebeği.

Bir sis yükseldi göğe. Kadınlar durdu. Hasat bitti. Viyanni süründü, bebeğini aldı. Al yazmasına sardı. Emzirdi oracıkta. Yavaşça kalktı. Yaşlı kadın geldi yanına.

“Sonunda. Toprak boş bırakmadı,” dedi.

Viyanni başını kaldırdı. Kadın yoktu. Kimse yoktu. Kızıl buğday demetlerinin arasından geçti. Tarlanın sonunda durdu.

Güneş Şapinuva’nın üzerine tamamen doğmuştu. Bir turna geçti. Viyanni başını göğe kaldırıp izledi. Sonra tarlaya baktı. Yeşil bir filiz, kızıl buğdayların arasından başını kaldırıyordu.

Şapinuva’nın toprağından bir rüzgâr yükseldi. Sahipsiz al yazmaları havalandı. Viyanni bebeğini göğsüne bastırdı. Bir turna geçti göğün içinden.

Bu kez başını kaldırmadı.

Bu yazı sana ne hissettirdi?