Şu taşın dili olsa da konuşsa… Anlatsa suskun yüreği, çözülse gizemi. Nedendir bu sertlik, nerden gelir bu dayanıklılık? Kimi zaman günahkârın lanetine nedamet olur, kimi zaman da buruk lokma misali boğazda durur.
Ah anlatsa, belki onun da bir hikâyesi olur.
Belki soğuk yüreği, eriyiverir bir yaz günü. Taştan ağır sözcükler vardır bu hayatta. Bir taşın kıramadığı kalbi, taştan ağır sözcükler kırar. İnsan sözcüklerin ağırlığını bilseydi, taşın hafifliğine şaşırır, birbirini kırmaya çekinirdi. Taşın bıraktığı iz sadece bedeni yaralarken, insanın sözcüklerle bıraktığı iz ruhu yaralar. Ve bedenin acısı iyileşirken, ruhun acısı daima kalır.
Hasret bazen bir taşa sığar ve insan bu yüzden sığınır taşlara. Yeri gelir soğuk bir mezar taşına sarılır. Taşın da bir dili vardır sadece sessizce konuşur. Fani dünyada, kulakların dahi duyamadığı sesleri konuşur mezar taşları. Yüzü soğuktur, sayfalarca yazamaz öyküsünü. Sadece bir isim bir de tarihe not düşer belli belirsiz.
Kimi taşlar zamana meydan okurken kimileri de unutulup gider. Bunlardan biri de mezar taşıdır. Bu taşlar, tarihin sessiz tanıklarıdır. Üzerine bastığımız her toprak parçasında bir taşın öyküsü gizli. Her mezar taşında bir yarım kalmışlık hissi. Her mezar taşının gölgesinde dinmeyecek bir hasretin kokusu tüter…
Siz hiç mezar taşına dokundunuz mu? Okşadınız mı şefkatli ellerinizle? Ne bileyim selam söylediniz mi? Vefayı bir taşa emanet ettiniz mi hiç? Siz hiç mezar taşını görünce sevindiniz mi? Sevdiğiniz birinin yüzünden evvel, mezar taşını ezberlediniz mi? Siz hiç mezar taşıyla dertleştiniz mi?
Bazen bir taşla özlem gideririz, kaybedince anlarız sevdiklerimizin dolmayacak yerini. Bu yüzden soğuk mezar taşına dökeriz içimizdeki sözcükleri. Yeri gelir dertleşiriz dilsiz mezar taşıyla. Her biri bize uzaktan bakarken, acı bir gerçeği filtresiz hâliyle gösterir. Her biri dünyanın geçiciliğini ve ebedi mekânın orası olduğunu hatırlatır âdeta. Bu yüzden bazı mekânlar hem vefayı hem vedayı barındırır içinde. Gündelik yaşam içinde, hayatın canlı dinamiklerinde unuttuğumuz ölümü fısıldar mezar taşları. Sessiz bir davettir onunkisi. Zamanın durduğu, renklerin solduğu yerde yol gösterici olur bizlere. Dünle bugünün yol ayrımıdır bir yönüyle de.
Her birinin isimleri farklı olsa da hepsi aynı kaderin çocuklarıydı hepsinin hikâyesi biraz yarım kalmıştır bu yüzden.
Bazen bir taş ağlatır insanı, taşın da gizlediği sessiz bir gözyaşı vardır gözlerin görmediği…

