Avucunun içinde tutuyorsan küçüktür. Başıboş gezen bir göktaşıysa kocamandır. Boşlukta dönüp duran bir gezegendir. Uydudur. Kuyruklu yıldızın kuyruğudur. Uzayın boşluk olmayan kısmıdır. Varlıktır. Zamanın başından beri vardır.

Yeryüzünün gerçek sahibidir. Dağları, mağaraları, okyanusun ortasındaki adaları, ulaşılmaz gibi görünen heybetli zirveleri oluşturan, bütün karaları şekillendirendir. Taş ölümsüzdür. Hırçın esen rüzgâra, günlerce süren yağmura, dondurucu soğuğa, cehennem gibi sıcağa dayanandır.

Medeniyetin başlangıcıdır. Taş Devridir. İnsanın ilk aletlerini yaptığı hammaddedir. Bir dal parçasında baltadır. Mızrağın ucunda silahtır. Hayvan derisiyle boyuna asılan kolyedir. Mağaranın girişindeki kapıdır. Büyücünün elinden yere atılınca, kabileye geleceği gösteren kehanettir.

Taş kutsaldır. Hayal gücüyle şekillenen tanrıları temsil eden yontudur. Hem ölesiye korkulan, hem de medet umulandır.

Taş cansızdır. Katı sözcüğünün ispatı olan cisimdir. Elle tutulan, gözle görülendir. Kudretli kralların, yenilmez komutanların meydandaki heykelidir. Bazen pütürlü kireç taşıdır, bazen pürüzsüz mermerdir.

Taş soğuktur. Şehre su biriktiren sarnıçlarda gökyüzünü taşıyor gibi duran upuzun sütunlardır. İki parça taş sütunun üzerinde yatay duran ve oraya nasıl taşındığına bir türlü aklımızın ermediği üçüncü parçadır. Binlerce yıldır açık havada öylece durmaktadır. Zamanın sessiz tanığıdır.

Taş güçlüdür. Tanrılara adanmış tapınakta üst üste dizilmiş duvardır. Şehirleri koruyan surlardır, dağların tepesindeki kalede burçtur. Mancınıkta uçan alevdir. Güç gösterisidir. Düşmanları korkutup yıldırandır.

Taş değerlidir. Yer altında yeterince sıkıntı çektiyse, yeryüzüne çıktığı zaman kıymeti bilinendir. Özenle biçimlendirilip parlatılırsa ziynettir. Göz alıcıdır. Kralların tacını, sultanların kılıcını, hanımefendilerin gerdanını süsleyendir.  Bir yüzüğün üstüneyse büyük anlam kazanandır. 

Köylülerin, toprağı rahatça ekip biçmek için terasladığı yamaçlarda istinat duvarıdır. Dümdüz ovalarda arsa sınırıdır. Hayvan barınağıdır. Evin temelidir. Çeşme başındaki yalaktır.  Gelip geçen susuzluğunu gidersin diye yapılan hayrattır. Taş üstünde taş kalmadıysa, yakın zamanda saldırıya uğramış ya da afet geçirmiş bir viranedir.

Soylular öldüğünde bedenlerini saklayan lahittir. Dört bir yanına kahramanlık sahneleri yontulmuş mezardır. Yolunu kaybetmiş bir ruh, olur da dünyaya dönerse bedenini bulsun diye başucuna dikilen mezar taşıdır. Bilgece sözlerin yazıldığı kitabedir. Düzgünce biçimlenmiş dimdik bedeniyle zamanı gösteren güneş saatidir.

Denizleri aşıp gelen gemileri karaya bağlayan iskele babasıdır. Koskoca konakları zemine oturtan temel taşıdır. Bir kampçının ateşini çevreleyen ocaktır. Yamaçtan aşağı yuvarlanan çarşaktır, ufalana ufalana küçücük kalan kumdur. Su kıyısında kumsaldır. Dere yatağında çakıldır.

Üst üste dizildiğinde, arkadan gelene bırakılan basit bir trafik işaretidir. Kervanlara yol gösteren kılavuzdur. Günlerce süren bir tırmanışın ardından, zirveye ulaşmayı başaran bir dağcının, kendinden öncekilerin bıraktığı taş yığınına eklediği bir parça gururdur. Durgun suya atılınca cup diye dibe çökerken, doğru bir açıyla fırlatılırsa suyun yüzeyinde birkaç kez sekerek insanı şaşırtan küçük bir mucizedir.

Bir çocuğun elinde oyuncak, öfkeli bir protestocunun elinde direniştir. Sapanın lastiğinde kuş katilidir. Gizlice sevgilisini pencereye çağırmak için camı tıklatan masum bir âşıktır.

Bu yazı sana ne hissettirdi?