Ölüm meleği sol omuzuna konduğunda,

Direncin boşuna,

Üç nefes kalmıştır hayatın son hasadına,

İlki kısa bir elveda,

İkisi derin bir selam Rabbime

ve beni bekleyen sevdiklerime.

Feryal Bulut

 “Anne, anne, aç gözünü, biz geldik.” Bora’nın sesi. Sağ elimi sıcacık bir el sarmaladı, Dora. İkizlerim, canlarım, nefes alma sebeplerim.

“Biz seslenince gözünü hiç açmıyor Dora Bey,” heyecanlı bir sesle yaklaştı hemşire.

Gözümü açmak istemiyorum, bembeyaz yoğun bakım tavanı çok sıkıcı.

“Annecim, biz geldik.” Dora, alnıma bir öpücük kondurdu. Gözümü açtım ve hayatımda aldığım en güzel hasadı sımsıcak kalbimin en derin köşesine oturttum.

Üç ay olmuştu daha bakım evine yerleşeli. Cumartesi öğleden sonra alt kattaki toplantı salonuna merdivenlerden inerken biri beni itti ve sonuç yoğun bakım. Bir kalça kırığı, iki boyun kemiğinde kayma ve bolca ezik ile yaygın morluklar. Günlerce polisler gelip gitti, sorular sordu ama ben o güne dair hiçbir şey hatırlamıyordum.

“Canım annem, bak sana ev yapımı limonata getirdik. Az iç, iyi gelir!” Şefkat dolu bir sesle, limonata dolu bardağın pipetini bana uzatarak seslendi Bora.

Çocuklarım Bora, Dora ve Mine. Gece gündüz nöbet aralarında sevgi ile büyütüğümüz yavrularımız, kendi hayatlarının kahramanı olma yolunda emin adımlarla ilerliyorlardı. Mine, bir gün sessizce bizden ayrılan babası ile gitmeyi seçmişti. Bora ve Dora ise yanımda kalmayı. Zamanı gelince de kanatlanıp gurbete uçup gitmişlerdi. Ben de her zaman hayalim olan, o sonu belli olmayan romanımı yazmak için kendi isteğimle yerleştiğim bakım evinde yazmaya başlamıştım.

Herkes emek emek ektiği tohumun hasadını almaya hazırlanıyordu. Hasat, anne baba için doğum, ilk çocuk için kardeş. Hasat, çiftçi için bereket, aşk için sevgi, doğa için sonbahar, nefret için sevgisizlik. Hasat, kadın için değer, erkek için güç. Hasat, bilim için başarı, hayat için tecrübe. Yaşam için ölümdür. Ölüm, son hasat, üç nefestir. Bir kısa, iki derin nefes ve teslimiyet.

Yoğun bakımda sayısız vedalara eşlik ettim ve şahit oldum. Saatlerce verilen geri döndürme çabasından üç nefesten sonra asla geri dönen olmadı. Bir kısa hoşçakalın ve iki derin hoş bulduk. Henüz yaşam benden hasadını toplamaya gelmemişti ama elbet bir gün gelecekti.

Üç nefes, bir kısa, iki derin.

Bu yazı sana ne hissettirdi?