Biraz içimi yıkadım aşk şarabıyla.
Çoktandır gemisini bekleyen İsmail abi gibiydim.
Durmadan, yorulmadan, bıkmadan bekleyerek…
“Ki beklemek en zor hâlidir yaşamanın,” derdi dizide.
Haklıydı.
Denizinden koparılıp intihar eden bir balık gibi.

Annem olsa yanımda,
karanfilli çay demlerdi.
İçim ısınır,
birkaç dakika mutlu olurdum.
Anneler,
bir çayla mutlu eder insanı bazen.
Bazen yıldızlara bakarsın.
Birisi ölür gecenin dördünde.
“Gecenin dördünde insan mı ölür?” dersin.
Ciğerin kül tablası olur.

Çoktandır şiir yazmıyorum adamakıllı.
İçimin yangınına
ilaç olmuyor artık.
Gecenin dördünde teheccüde uyanıyorum.
Birisi ölüyor,
kayan bir yıldızla göz göze gelirken.
“Allah’ım,
sabahı da kılsaydım bari,” diyorum.
Gecenin dördünde
insan mı ölür?
Şimdi, yani…
afedersin ama Rabb’im,
ben nasıl kaldıracağım bu yükü?
Omuzlarım nasıl dayanacak
elli kiloluk bir kadının ağırlığına?
Nasıl bakacağım
bir daha yıldızlara?

Annem olsa dua ederdi,
içim ferahlardı.
Anneler,
evlatlarının içini duayla ferahlatır bazen.
Yüreğin şiir olur.
Hangi zamana ait kalır insan?
Çoktandır bunun cevabını arıyorum.
İnsan geçmişini mi özler,
yoksa o andaki huzuru mu?

Annem olsa saçımı okşardı.
Ben merhamet kokardım.
Anneler öyledir;
kendi merhametini verir insana.
Oysa ben ölüyorum,
gecenin dördünde,
çığlık çığlığa.
“Olamaz Allah’ım, olamaz!” diyorum.
Gecenin dördünde
insanın sevdiği ölemez.

Onun için huzuruna gelmişken üstelik…
Kendimden vazgeçip o olmuşken…
Üstelik onda Sen’i bulmuşken…
Ona bakıp Sana şükretmeyi öğrenmişken…
Sustu tüm sesler.

Saat beş çeyrek.
Ezan okunuyor.
Bazen beş çeyrekte ezan okunur,
çeyrek kalan insanlar için.
Çoktandır kendimi arıyorum bir balkonda.
Denize nazır düşlerim büyüyor.
Her şiirin sonunda ölüyorum.

Annem olsa
tekrar doğururdu beni.
Semadan bir anne daha doğardı.
Anneler öyledir;
evlatları ölürken
yeniden doğurur.
Tüm kemikleri kırılır gibi,
çığlık çığlığa…
Sen,
“Ben başardım,” sanırsın.
Öyle ya,
insan bilmez hiç
bir insan acı çekerken
annenin ettiği duaları.

Çoktandır içim,
ölü insanların çığlığı.
Biraz Hu Allah,
biraz medet ya Resulullah…
Rabbim,
bana güç ver.

Tek elimle kaldırdığım bu kadını
şimdi bu omuzlarla
nasıl kaldırırım?
Annem olsa,
“Dua et oğlum,” derdi.
Güç bulurdum.
Annem olsa,
şiir olmazdı her gece
katran karası ciğerlerimde.

Rabbim,
bana güç ver.
Ben annemi nasıl kaldıracağım?
Nasıl gömeceğim
bu karanlığa?
Nasıl bekleyeceğim
İsmail abi gibi?
“Ki beklemek en zor hâlidir yaşamanın.”
Çeyrek kalırsın.

Saat beş çeyrek.
Ezan okunuyor.
Çeyrek kalan evlatlar için…
Medet ya Resulullah.

Bu yazı sana ne hissettirdi?