İnsan istedikten sonra her şeyi başarabilir. Gerçekten istiyorsa ama! O güçlü istek, çabayı da getirir beraberinde. “Hayal et ve olsun, iste ve olsun,” gibi klişe cümleler söylenir konuya dair. Doğrudur ama eksiktir şüphesiz. Aslı şöyle olmalıdır: Hayal et, kararlı ol, emek ver, sabret, gücüne inan, asla durma ve olsun. Sadece istemek yetmez çünkü, yeterince isteyeceksin. Yeterince istedikten sonra, çaba sarf edeceksin. Yeterince! Hayal kurmak güzeldir ama sanıldığı kadar mühim bir mesele değildir bana kalırsa. Mühim olan o hayale can verme çabası içine girmektir çünkü. Yoksa boş boş hayal kur, eyleme dökmedikten sonra kime ne faydası olur onun? Hayallerin insanın hayatını renklendirdiği yadsınamaz bir gerçek ama hayata renk katan hayaller değil, o hayale ulaşma çabasıdır aslında. Hedefe varmak kadar, yolda olmak da haz verir insana. Bu yüzden hayallerinin peşinde koşmaktan asla vazgeçmemeli insan. Çünkü söz konusu hayaller olduğunda, koşmak değil, koşmamak yorar insanı.

Tutkuyla bağlı olduğun, ona ulaşmak için çabalarken ruhunu beslediğini ve iyileştiğini hissettiğin bir hayalin mutlaka olmalı. Kendini bulmak için, kendini kaybedercesine koşmalısın o hayalin peşinden. Ama aşkla, coşkuyla ve ruhunu katarak yapmalısın bunu. Hayaline yürürken geride bıraktığın her adım, ruhundan izler taşımalı. Bir şeyi ruhunu katarak yani aşkla yaptığın zaman, o aşkın ateşi yürüdüğün yolu aydınlatır çünkü. Aşkla yaptığın her ne varsa, aşkının karşılığını eninde sonunda alırsın mutlaka. Coşku da öyledir, tıpkı yemeğin tuzu gibi… Her ne yapıyorsan, içinde coşku yoksa, bir şeyler eksik demektir.

Başarı kendiliğinden şekillenen bir kader değil, insanın kendi inşa ettiği bir kavramdır. Emeğin, zamanın, umudun, inancın, sabrın, kararlılığın ve çabanın ürünüdür. Elbette bazen başarıya giden yolda şansa da ihtiyacımız olur ama şanstan ziyade çalışmaktır insanı başarıya götüren. Hatta çalışmaktan ziyade, durmaksızın çalışmaktır aslında. Hayalinin gerçek olacağına inanan insan, içindeki tutkunun kıvılcımlarına karşı koyamayarak şevkle giriverir o efsunlu yola. İnanır, çalışır, dener, yanılır, pes eder, tökezler ama her şeye rağmen yola devam eder. Şayet yolundan dönüyorsa, yürüdüğü yola yeterince inanmıyor demektir. Sadece yoluna inanan insanlar geri dönmezler çünkü. Hatta bunu düşünmezler bile.

Velhasıl, başarmak istiyorsan, her şeyden önce, başaracağına inanman gerekir. Çünkü başaracağına inanan insanlar, inandıklarından bile daha büyük işler başarabilirler. Bu yüzden yoluna ve kendine inanmaktan asla vazgeçme. Hayalini kurduklarının bir gün gerçek olacağına; kalbinle, ruhunla, tüm benliğinle, tüm varlığınla inan. İnanç her şeydir ve işin güzel yanı, sen inancını terk etmediğin sürece, inancın da seni asla terk etmez. İnancını köreltmeye çalışan her şey ve herkes, onu tazelemekten başka işe yaramaz. Sarsılmaz inancına sığınarak, ilerlemeye devam et şevkle. Sana gerekenler; azim, sabır, inanç, güç, tutku, bilgi, cesaret ve istikrardır. Bunları ne kadar çoğaltırsan hayatında, verdiğin emeğin hasat zamanı da o kadar yakın demektir. Başarıya imza atma zamanın gelmek üzeredir artık. Kalemini hazırlayabilirsin…

Bu yazı sana ne hissettirdi?