Araf’tayım şu aralar;
Kaybolmuş bir geminin,
kaybolmuş bir kaptanıyım.
Gökyüzünde uçan bir kuş gibiyim;
özgür de olsa, nereye uçacağını bilmeyen…

Hayalleri elinden alınan bir çocuk,
kabuk bağlamış dizlere sahip.
Hâlâ ufak bir çocuğum belki de, kim bilir.

Ve ben bir katilim.

“O” gittikten sonra, elimde ne varsa,
korkularım, sevinçlerim, hayallerim…
Hepsini öldürdüm.

Ve O,

kendiyle birlikte onları da yanında götürdü.
Gülleri severdim.

Şimdi ise anlamı olmayan bir çiçek gözümde.
Kuşları severdim, gökyüzünü, yıldızları…

Şimdi başımı kaldırıp baktığımda,
karanlık odamda tavana astığım küçük ampullerden farksızlar.
Gökyüzü ise kocaman bir boşluk.

Şarkılar ise anlamını yitirmiş bir nota dizisi.
Yazılarım bile ben değil.
Ben kokmayan bu satırlar,
aslında niçin yazılıyordu?
Niçin yazmaya devam ediyordum?
Anlamıyorum…

Bu yazı sana ne hissettirdi?