Kırılıyorduk, parçalarımızı ölüler denizine atıyor,
Kül ettiğimiz hayatımızı sonsuz gökyüzünün kudretine sunuyorduk.
Ölüyorduk ama yaşıyorduk.
Öldüğümüzü söylüyor, biraz daha nefes olmaya çalışıyorduk.
Ölüyorduk; yaşamak ve yaşama tutunmak için.
Gözyaşlarımız bir kuş,
Dudaklarımızda dökülmeyen cümleler zehir
Ve en derinimizde saklı arzularımızla
Ufak bir çocuk gibi bekliyoruz.
Ne, neyi ya da neleri beklediğimizi bilmeden, merakla…
Ardından boğuluyoruz.
Ölüm istiyoruz ama sonsuzluğu da…
Peki? Boğulurken çırpınmalarımız?
Elimizi göğe uzatıp birinin görmesini sağlamaya çalışmamız?
Aslında basit.
Belki değil,
Belki kumar,
Belki büyük
Ve sonsuzluk.
Hikâyeyi merak ediyoruz.
Sonunda ne olacak?
Kim kazanacak, kim kaybedecek?
Kim ölecek, kim yaşayacak?
Kim sağ çıkacak?
Bu güzel lâkin kötülüğe bulanmış Dünya’da
Aslında yaşam içimizde.
Biz yaşamız.



