Stephen King, 1972 yılında henüz yirmili yaşlarında Maine’de bir karavanda yaşarken ilk romanı olan Carrie’ye başlar. Kitabı yazamayacağını düşünen King, sayfaları çöpe atar. Çöpten kâğıtları çıkaran Tabitha King -sen muhteşem birisin- Stephen King’e yardımcı olacağını söyler ve King ilk romanı olan Carrie’yi bitirir. Kitabın yayın hakları iki bin beş yüz dolara satılır. King, ilerleyen süreçte öğretmenliği bırakır. Ve ortaya bugün hepimizin adını bildiği, sevdiği muhteşem bir yazar ortaya çıkar
Peki, Carrie kitabında ne anlatılır?
Carrie White, aşırı dindar ve kontrolcü annesi Margaret White tarafından büyütülen, kurban bir çocuktur. Okulunda dışlanır, dış dünyaya karşı savunmasız ve yabancıdır. Spor salonunun duşunda ilk kez âdet olan Carrie, öleceğini düşünür. Okul arkadaşları ona yardım etmek yerine onunla alay ederler ve olay büyür. Bu sancılı olay sonucunda Carrie’nin farkında olmadığı “telekinezi” gücü ortaya çıkar.
Gelelim asıl konumuza. Carrie dizisi 07.10.2026 tarihinde yayımlandı. Dizide benim çok sevdiğim Mike Flanagan’ın parmağı var.
Dizide önceki film uyarlamalarında gördüğümüz sahneler yer alıyor. Sadece bir kavram daha fazla öne çıkmış: Zorbalık.
Chris Hargensen’ı her zamanki gibi iflah olmaz bir velet olarak karşımızda görüyoruz. Aile içerisindeki sorunlarının öcünü iyi olan herkesten çıkarmak için elinden geleni yapıyor. En yakın arkadaşı olan Sue Snell’i paylaşmak istememesinde bile zorbalığı merkezde kalıyor.
Sosyal medyanın algıları iyice bozduğu döneme dikkat çeken Mike, dizide Instagram’ın kötücül yüzünü gözler önüne sermiş. Bütün Chamberlain kasabası lisede olan olayları neredeyse sosyal medyadan takip ediyor.
Margaret White rolünü Midnight Mass (Gece Yarısı Ayini) dizisinden tanıdığımız Samantha Sloyan canlandırıyor. Gece Yarısı Ayini dizisindeki Bev Keane karakterinde sergilediği dini fanatizmi burada da başarıyla yansıtmış. Dizide yalnızca sosyal medya konusunda haklı olan sevgili dindar annemiz, en büyük zorba olarak görevini yerine getirerek kızı için gerçekten de elinden geleni ardına koymuyor.
Diziyi izlerken beynimin içinde yankılanan o soruyu sormadan edemeyeceğim: Bir insanı canavara dönüştüren toplum, sonunda o canavardan korkmaya ne kadar hak sahibi?
Carrie White, benim küçük kurbanım. Hayatı boyunca hep yalnızdı. Fikrini söylemeye çalıştığında dua odasına kapatılıp Tanrı’dan saatlerce özür dilemek zorunda kalıyordu. Duşta yaşadığı alaydan sonra bile kimseye kızmamış, küsmemiş, nezaketini sonuna kadar sürdürmüştü. Çünkü en nihayetinde öfkenin bir çözüm getirmeyeceğini, aksine ne kadar yıkıcı bir etki yaşatacağını biliyordu.
Dizide gördüğümüz Carrie gerçekten de sonuna kadar direndi. Ta ki baloya kadar…
Bir düşünsenize. Herkesin sizinle alay ettiği ve dışladığı bir ortamda nazik kalmaya çalışıyorsunuz ve tam en mutlu gününüzde, belki de hayatınızda ilk kez baloya gittiğiniz bir akşamda kraliçe seçiliyorsunuz. Gözler sizin üzerinizde. Ve birden sırf “eğlenmek” isteyen iki velet kafanızdan aşağı bir kova dolusu domuz kanı döküyor. Hâlâ nazik kalmaya devam eder miydiniz, yoksa zaten halihazırda keşfettiğiniz telekinezi yeteneğinizi tamamen serbest bırakıp kasabayı yok mu ederdiniz?
Buradaki amacım Carrie’yi haklı göstermek değil. Zorbalığa uğrayan bir çocuğun günün sonunda en büyük zorbaya dönüşmesini anlatmak. Toplum, kurbanı delirterek kendisi için artık aşılması gereken bir tehdide, bir faile dönüştürdü.
Carrie, önceki uyarlamalardaki hâlinin aksine kendi gücünün farkında oluşundan ve âdeta bir Tanrı figürü hâline gelişinden hoşnut. Carrie, gücünün farkına vardığında hayalini kurduğu özgürlüğe kavuşmuş gibi görünse de kendi özgürlüğünün en büyük tehdidine dönüştü.
Dizinin sonunda o alışılagelmiş sonu görmemek açıkçası beni üzdü. Mike’ın önceki yapımlarında travmayı merkeze alarak kötülüğü kendi silahıyla vurduğuna şahit olmuştum. Bu finalde Carrie’nin annesini, ilk uyarlamadaki gibi mutfak gereçleriyle çarmıha gerdiğini görmek isterdim.
Finalinde yaptığı değişiklik -bundan bahsetmek istemiyorum, sürpriz olsun- belki ileride Mike tarafından Kara Kule serisine bağlayabilirmiş. Ben de röportajın yalancısıyım. 😊
Efendim, bence diziye şans verin. “Ay ne vereceğim canım, zaten on kere çekildi,” demeyin. Günümüz uyarlaması Carrie’ye bir şans vermeyi, listenize eklemeyi unutmayın.

