Bir an gelir,
Ne bir ses çıkar boğazdan,
Ne tek bir kelime ağızdan.
Sonra bir bakmışsın,
Biriken tüm bu duygu ve sesler
Zihninde sonu olmayan sinsi bir fısıltıya dönmüş,
Sen de bu biriken fısıltıların mahkûmiyeti altında
Bir yaşama çabası sürdürmeye çalışırsın.
İnsan bu,
Özgürlüğüne ve bağımsızlığına düşkün.
Bu mahkûmiyete kaptırır mı kendini hiç?
Kelimeler yetersiz kaldığında,
Alır eline kâğıt kalem,
Yazar birkaç dize içli bir şiir.
Dizeler de yetersiz gelir bir süre sonra,
Alır eline boya ve palet,
Resmeder içine yerleşen bu apansız misafiri.
Baktı, bu da yeterli gelmeyecek,
O vakit sığınır notaların iyileştirici gücüne.
Şarkı sözlerinde yer bulur tüm bu birikmiş sesler aniden.
Boşalır tıkanmış duygular en saf hâliyle,
Ve insan geriye dönüp bakar, ne kalmış geriye diye.
Görür ruhunun derinliklerini en gerçek hâliyle.
Ne bir ses vardır zihninde fısıltıya dönüşen ne de bir zincir vardır boğazını kilitleyen.
Tüm birikmiş duygu ve sesler dışardadır artık.
Şimdi sadece kendisi ve yıllardır içinde duyulmayı, dinlenilmeyi bekleyen kendi sesi vardır.

