Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

İçtekiler

Sabahtan beri beynini kemiren o sarsıcı migren ataklarıyla kıvranıyordu kanepede. İşlerini zar zor halledebilmişti.

“Ve evet, gene başlıyoruz,” demişti atak öncesi gelen migrenin o dayanılmaz ağırlığı beynine üşüşünce.

Çok yorulmuştu bu hafta. Sadece bu hafta bile olsa gene iyi, gerçi; uzun zamandır geçmek bilmeyen, amansız bir yorgunluk çökmüştü üstüne. Duygusal ve mental olarak yıpratıcı zamanlardan geçmişti zira. Tekrar  aynı şeyleri yaşamak kolay değildi ne de olsa.

İçini akıtırdı kâğıda, yazıya ve şarkılara… Bazen dayanamazdı içindeki fırtınaların sesine. O sesi susturma çabasıyla kendine bir nebze yakın gördüğü kişilere akıtırdı, daha önce birikmiş ve söylenmiş sözleri yeniden.

Bazen anlayamıyordu kendisi de her ne kadar akıtsa içini sözle, o bardak tekrar doluyordu ve ne zaman dile getirse o doluluğu gene dibine kadar hissediyordu.

Sanırım bu duyguların hissiyatından dolayı diye düşündü en sonunda. Neticede kelimeler değil, kelimelerin barındırdığı hissiyattır insanda iz bırakan. Yeri gelir içi dışına çıkana kadar ağlatır, yeri gelir kalbi yerinden fırlayacakmışçasına kahkaha komasına sokar insanı.

Garip şu hissiyat denilen şey. Öte yandan bizim de biz olmamızı sağlıyor diye düşünürken bir anda midesinde bir bulantı duydu. “Eyvah,” diye düşündü. Uzun zaman sonra migren atağıyla beraber geliyordu bu mide bulantısı. En son beş  yıl önce eşlik etmişti migrenine.

Nereden çıktı şimdi bu? Derin nefes egzersizleri yapmaya başladı.

“Derin nefes al ve üç saniye tut. Ve evet, şimdi yavaşça bırak. Hep yaptığın şey. İyi olacaksın,” diyerek kendini telkin etmeye çalıştı. Bir işe yaramadı.

Ayağa kalktı, “Biraz yürüyeyim, en azından evde biraz volta atsam geçer,” diye düşündü ama çabaları boşunaydı. Sanki onca yorgunluğun hesabını sormak için gelmişti mide bulantısı. Ona misliyle ödetmekte ısrarcıydı.

Çaresizce tuvalete doğru yürüdü. Klozetin kapağını hızlıca açtı ve kapağın yanına çömeldi. Bedeninin inatçı intikamını bekliyordu sessizce ve bir anda içindekiler tuvaletin içine döküldü birer birer.

Boğazı yanıyordu alev alev. Ancak alev alev yanan şey sadece boğazı değildi. İçi tüm birikmiş duygu ve düşüncelerle yanıyordu ve bu alevi çıkarırken tuvaletin içinde küle döndüğünü fark etti tüm o çıkardığı şeylerin. Tam sifonu çekecekken tekrar baktı o küle dönmüş kusmuklara. O an hayatında hiç görmediği bir şey gördü. O kusmuklar yediği şeylerin artığı değildi. Onlar; söylenememiş sözlerin, yarım kalmış bağların, sessiz kırgınlıkların, duyulmamışlığın ve anlaşılmamışlığın kendisiydi.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ekin Su Bal
Ekin Su Bal
Çukurova Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. Şarkı söylemek, keman çalmak ve geleneksel Hint danslarıyla ilgileniyorum. Yazı ve üretimle uğraşıyorum; denemelerimde insan ruhu, duygular ve günlük hayata dair gözlemlerime yer veriyorum.

POPÜLER YAZILAR