Boğa burcuyum ben yani toprak gurubundanım. Fakat buna rağmen ne toprakla uğraşıp ekip biçtim ne de evdeki bitkilerime doğru düzgün bakım verdim. Su vermeyi unuttum kurudular, ya da öyle çok su verdim ki çürüdüler. Çocukken toprakla oynadım birkaç kez, parmağımda dolama çıkınca beni o ağrılar tümden topraktan soğuttu. Günümüzde çokça söylenilen “travma” dedikleri şey de olabilir.
İlkokul üçüncü sınıftayken klasik fasulye çimlendirme deneyi yapmak için öğretmenimiz malzeme istemişti. 3-4 fasulye, pamuk ve bir plastik kap. Bir kâşif gibi heyecanlanmıştım. Ve tabii merak da çokçaydı.
Deneyimin evde çimlenmesini beklerken birkaç gün geçmiş, ilk hasat kendini göstermeye başlamıştı. Küçük kökler çıkmış, boyları minicik de olsa uzamıştı. Deneyim oluşuma başlamıştı.
Yıllar sonra “Ne ekersen onu biçersin” cümlesi motto haline gelmiş hatta “Aman karma yaratma bak, yaptığın her şey sana geri döner,” gibi yorumlar da gelmeye başlanmıştı. İşte bu da bir nevi hasat değil miydi?
Birine farkında olmadan söylediğimiz içten bir söz, uzattığımız el, karşılık beklemeden yaptığımız küçük bir iyilik… Hasat yalnızca toprağa ektiğimiz tohumların karşılığını almak değildir. Hayata bıraktığımız izlerin, insanlara bilmeden yaptığımız dokunuşlarımızın ve içimizde büyüttüğümüz duyguların da bir gün karşımıza çıkmasıdır.
Canım babacığım “İyilik yap denize at, deniz bilmese de balık bilir,” derdi. Ne güzel sözmüş. Onu da anmış oldum bu sebeple.
Gününsonunda arkadaşlıklar, dostluklar en güzel hasatlarımızdır bizim. Ufacık bir kıvılcım, volkan olur. Emekler verilir yıllar katılır içine. Ağlanır, gülünür anılar biriktirilir. Güzeldir ait olduğumuz anlara şahit olmak.
Hasatlarınız bereketli olsun.
Sevgi ekelim, güven verelim.
Sevelim, Sevilelim…

