Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Bir Tutam Kokina

Ruhumun dünyayla bağlantısı kırmızıdır benim.

Aylardan da Aralıksa, yılbaşı sevincini yüreğimde hissetmek, o heyecanla kurduğum yılbaşı ağaçlarım… Eve alınan bir tutam kokinam, kırılan nar tanelerim. Etrafa inciler gibi saçılan heveslerim de kırmızı…

Aileden öğretilen bir gelenekti bizim evde ağacı süslemek. İlk ağacımızı hatırlıyorum. On yaşlarında falandım sanırım. Babamla annem Almanya seyahatinden dönerken getirmişlerdi. Hınca hınç hediyeyle dolu bir araba, onu da ekleyerek anılarıma. Asacağımız tüm cicileri de almışlar, rengârenk ışıklarla bezeli bir hâle dönüştürmüştük tüm bir pazar günü.

Ahh şu çocukluk… Gökyüzü gibi hiçbir yere gitmiyor işte, bir anda çıkıp geliyor, insanı bir tuhaf ediyor böyle. O yıllarda çok bilinen bir şey değildi yılbaşı ağacı süslemek; şanslıydık biz, şanslı çocuklardık.

Işıkları yakıp oturduğum geceler, ağaca bakarak ne hayaller kurmuştum kim bilir…

İçimden ne yazılar yazardım, o fonda mutluluk niyetlerimle. Gerçek oldu mu diye soracak olursanız evet; zamanın en iyi manifestocusu olduğum doğrudur. Hatta bu yaşıma dek her yıl yaptığım manifestolar da dahil buna.

Evlerin çatıları da kırmızı. Ev imgesinin bir parçası olmuş o tuğlalar. Hayatı ilmek ilmek örüp birer tuğla koymamız gibi yıllara. Sıcaklık, güven, huzur veren renk olarak kültürel hafızaya da yerleşmiştir kırmızı. Kime iyi gelmez ki?

Çocukluğumun şekercilerinde elma şekeri satılırdı. Pasparlak kıpkırmızı jel beni ısır, tadıma bak der gibi dururdu; gözlerimi alamaz, sonunda da alıp ısırırdım tabii. Bu hissi deneyenler de iyi bilirler. Çocukluk işte…

Peki ya içimizdeki çocuklar, hep daim. Büyüdük herkes gibi. Bir gün âşık da olduk. Olmayan varsa yaşamış saymasınlar kendilerini. O kırmızı ateşe düşmediysen heyhat, sen hiç yaşamamışsın.

O öyle bir kırmızı ki yandıkça yanar; kıpkırmızı bir kalp olana dek yanarsın.

Sonuçta aşktan gelip aşka gidiyor Mevlevi inancında ruhumuz. Mevlâna ve Şems der ki:

“Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?”

Nedir seni sevmek; bir mum ateşi olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Ve görülüyor ki aşk da kırmızıdır.

Aralık ayı bitiştir. Yeni kararlar arifesi de diyebiliriz. Niyetler edilip yapılacaklar listeleri günlüklere yazılır. Spora başlayacağım, şu ülkeye mutlaka gideceğim, yeni bir lisan öğreneceğim, diyet yapacağım gibi gibi türetilebilir.

Balkabağı çorbaları, bol tarçınlı cevizli kekler, fonda çalan tüm çingıl bell’ler, özenle hazırlanmış sofralar ve tüm iyi niyetlere, dileklere imza olsun diye kalkan kırmızı şarap kadehlerinden çıkan cheers sesleri… “Hayata,” diyerek.

Dost meclislerindeki tadı eşsiz sohbetler, şöminenin önünde yanan odun çıtırtıları; yaşadığım hayata şükretmek… “Var mı bundan daha büyük zenginlik?” dedirtir.

Tabii yılbaşında ne giyeceğin bayağı önemli konudur. Çünkü kadınız; kırmızı minik paketlerde, kırmızı don ritüelleri gizlidir. Sonuçta olayın varoluş sebebidir kırmızı. Dişiliğin simgesi kırmızı ruj, kırmızı oje gibi… İlkokulda ilk çantamın kırmızı, bayramlık rugan pabuçlarımın da keza kırmızı oluşu tesadüf değiller.

“Üç kuruş fazla olsun, kırmızı olsun,” lafı bile söylenir seçimler yapılırken.

Yine yeni bir yıla az kalmış zaman dilimindeyiz. Aylardan Aralık… Kokinalar alındı.

Ey kırmızı, sen nelere kadirsin.

Dişiliğin de simgesisin. Sür kırmızı rujunu, dimdik dur, yürü hayata doğru; “Heyt be, kim tutar seni,” dediğin, kendimize gaz verme cümlem. Her gün seni daha çok seviyorum. İşe de yarıyor bu cümle. Şimdi tüm kadehler hayata ve aşka kalksın… Cheers!

Şebnem Tanaçar
Şebnem Tanaçar
Tüm güzelliklere aşık, yaşam gustosu yüksek, aklı fikri seyahatte olan, yazı yazmaya kendini bildi bileli yazdığı günlükleriyle başlayan, Aret Vartanyan’dan danışmanlık koçluk eğitimi almış, kadınlara dokunmayı onlara bilgi aktarımı yapmayı seven biri.

POPÜLER YAZILAR