“Yer yerinden oynamış! O taşlar, yerine eskisi gibi oturmaz artık!”

Zaman birikimi, ağır bir taş gibi oturur kalbimizde. Bir günde olmuyor ki bu! Yavaş yavaş… Hani kar yağar ya lapa lapa, toprağa düşer bir incelikte. Zamanla o ipek gibi görünen, tüy gibi bembeyaz, saf kar taneleri bir çığa dönüşür! 

Yağmur dışarda, sanki hırsını bir şeylerden alırcasına, yerlere vura vura yağıyordu. Ceylan, o güzel yağmurun yere düşüşüne hayran hayran bakıyordu. Cama vuran her damla, sanki hüzünlü bir melodi gibiydi.

Akışı doğadaki tozları, kötülükleri ve acıları da alıp gidiyordu muydu acaba?

Neyin habercisiydi bu alışılagelmemiş yağmur?

Neydi bu canavarca ortalığa sarılan fırtına?

Masmavi deniz coşmuş, fokur fokur kaynıyordu.

Neydi? 

Bir bereket, yoksa bir felaket habercisi miydi? 

Yıllardır, her acı söz, içinde birikmeye devam ediyordu. Her söylenen iğneli söz kalbine oturuyordu. İnsanları anlamak çok zordu. Birbirlerini kıran, düşünmeden konuşanlar…

Derler ya karşındakine en son söylediğin söz, içine bir taş gibi oturabilir. Sözlerimize her zaman dikkat etmeliyiz. Ya bir daha görüşmek kısmet olmazsa, diye! Kimbilir…

Kısmet! 

Yağmur ve fırtına durmuş, yerini masmavi bir gökyüzü sarmıştı. Deniz sessizce, usluca, hafif dalgaları savuran, nazlı bir kız gibiydi…

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlama hazırlıkları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılırken, o güzel sıcak ve güneşli güne başlarken, kim bilebilirdi o günün ne getireceğini! 

Tatile gidenler, tatilden dönenler, işlerine gitmek için evden çıkanlarla doluydu, Girne Limanı. Feribot yolculuğu başlamak üzereydi. İnsanlarda bir heyecan vardı, tatlı tatlı konuşmalar, gülüşmeler, şen şakrak şakalar. Kiminin elinde ağır bavullar, kiminin arkasında sırt çantaları. Bavullar hediye dolu! Çocuklar, cıvıl cıvıl! 

Bir akşam önce yenen yemekler, ziyafetler, gezilen yerler vardı. Çekilen selfieler, kucak dolusu anılar vardı. Kucaklaşmalar, vedalaşmalar, mutluluklar, tekrardan buluşma dilekleri vardı. 

Kim bilebilirdi ki gidip de gelmemenin olasılığını. 

Bu hazin deniz kazasında, alınan verilere göre, 280 kişiden 8 kişi hayatını kaybetmiş, 20 kişi de kayıptı. Sosyal medya haberleri – 30 Ağustos 2026. 

Kimileri annesini, babasını, çocuğunu, kardeşini, eşini, arkadaşını, akrabasını, sevdiğini, sevdiklerini kaybetmiş! Canları yanıyordu, bu güzel insanların. Hayatta kalanlar ise ne kadar şanslı olduklarına şükrediyorlardı.

Açılan yaralar, hiçbir zaman kapanmayacak. Ara ara acıları dinse bile, kalpleri yine kan ağlayacaktı. Yüreklerine taş oturacak. Geride kalan sadece fotoğraflar, telefona bırakılan mesajlar, kıyafetler, ve zamanla anılar olacaktı.

Söylenmemiş sözler, gezilmemiş yerler. Teşekkürler, özür dilemeler…

Keşkeler de keşkeler…

Geride kalan sadece acılar ve içimize oturan ağır taşlar! 

Bu yazı sana ne hissettirdi?