“Artık yeter!” dedikçe bir yenisi daha ekleniyor kadın cinayeti haberlerine. En sonuncusu, yaşadığım ilçede, Karacabey’de yaşanan Gökçe Alkan cinayeti. 

Gençlerimizi eğlence için, festivaller için sokaklarda görmemiz, kahkahalarını duymamız gerekirken adalet arayışı için gördük ve iç acılarıyla haykırdıkları “adalet” çığlıklarını duyduk. Öte yandan değişmesi gereken, basit gibi görünen ama aslında korkunç olaylara yol açan söylemleri kulaklarımla duydum, gözlerimle okudum. 

Bu yüzden bu defa bir öykü yazmak değil de rahatsız olduğum o söylemlerden bahsetmek istedim. En çok duyduğum “Kız çocuklarınıza sahip çıkın, ortalık kötü” cümlesi oldu. Bu, kadınlardan korkup kadınları engellemeye çalışanların ekmeğine yağ sürer. Ne olur biri de çıkıp “Erkek çocuklarına sahip çıkın,” desin. Ne yapalım? Ölmesinler diye odaya mı kapatalım kız çocuklarını? Bu da yaşarken ölmek değil midir? 

Kız çocuklarını, “Nerede? Ne yapıyor?” diye sorgularken erkek çocuklarını da sorgulamayı unutmayalım! Erkek zaten kendini korur mantığıyla erkek çocuklarının kiminle gezdiğini, ne yaptığını, arkadaşlarına nasıl davrandığını görmezden gelmeyelim. Sokaklar hepimizin. Kadının, erkeğin, hayvanların, ağaçların… Bunu erkek çocuklarınıza da öğretin. Kadınlar değil, kötülükler kapatılmalı. 

Bir diğer söylem ise, “Benim kızımın başına değil de neden onun başına gelmiş?” Nasıl emin olabiliyorsun senin kızının da başına gelmeyeceğine?  Erkek çocuğunun da başına gelmeyeceğine nasıl eminsin? Gelmesin de zaten, kimsenin başına gelmesin. Bir de ardı arkası kesilmeyen sorgulamalar var; neden gitmiş oraya? Sevgilisi miymiş? Ne kadar zamandır birliktelermiş? Ayrılmak için mi gitmiş?… Gencecik bir can gitmiş, yürekler yanmış neyi sorguluyorsun hâlâ? Cinayete neden mi arıyorsun? Yoksa bir cinayet üzerinden magazin haberi mi çıkartmaya çalışıyorsun? Kötüsün! Kalbin acımadıysa bile acı çekenlerin, yasta olanların karşısında susmayı bileceksin! 

Sosyal medyada çıkan “Katilin sosyal medya takipçisi on beş kat arttı. Üstelik çoğu kadın” haberine de değinmeden geçemeyeceğim. Neyi kanıtlamaya çalıştınız bu haberle? Kadınların katilleri beğendiğini mi, kadınların ölmeyi hak ettiklerini mi yoksa katil olursan görünür olursun fikrini mi? Zaten görünür olma çabasında yarışa girdiğimiz bu çağda cinayet oranlarını arttırmaz mı bu haber? Bu mu amacınız? Sen de kötüsün! Gökçe kızımızın fotoğrafının altına “Yazık çok da güzelmiş” yazanları gördüm. “Çirkin olsaydı hak etmiş mi olacaktı ?” diye yazasım geldi ama muhatap olasım gelmedi. Evinde karısına, çocuğuna şiddet uyguladığını bildiğim birkaç kişinin de “Bu kaçıncı ya! Kadınlarımız ölmesin!” yazdığını gördüm. Sırf beğeni için yazmış belli ki… Öte yandan da “Umarım gerçekten içi sızlamıştır da kendi karısına, kızına iyi davranır,” diye düşündüm. 

Bunun gibi küçük ama önemi büyük bir çok nokta oldu beni rahatsız eden. Bir kaçını sizlerle paylaşmak istedim. Uzun lafın kısası; cinayetlerin son bulmasını isterken, adalet isterken, suçluluların hak ettiği cezayı almasını isterken üzerimize düşen şeyleri yapmayı da unutmayalım. Küçük gibi görünen şeyleri değiştirmekle başlar büyük kurtuluşlar. Kendi vicdanınızı sorgulayıp doğruyu bulmayı unutmayın.

Bu yazı sana ne hissettirdi?