Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kendini Okumak

Bir hışımla aldı defterini, süpürdü üzerindeki tozları. Pespembe defter olmuştu gri. Bir cesaret ilk sayfasını okumaya başladı. O günün kokusu geldi burnuna. Burnunu tıkayarak okumaya devam etti. Çünkü herhangi bir duyusunun harekete geçmesini istemedi. Demir gibi okumaya devam etti; soğuk ve sert. Hayatındaki gerçekleri görebilmek adına bunun şart olduğunu düşünmüştü. 

Parktaymış o gün, çok sevdiği salıncağı kaptığı için mutluymuş. Ama sallanırken düşünce canı yanmış biraz. Yine de toparlanıp sallanmaya devam etmiş. Diğer sayfasında okulundan bir gününden bahsetmiş. Mutlu mutlu oynadığı teneffüs de olmuş, arkadaşlarıyla kavga ettiği teneffüs de olmuş. Bazı derslerde parmağı hiç inmemiş bazılarındaysa hiç kalkmamış. Tüm bu duygu karışıklığını tek tek yazmış satırlara. Bu cesaretinden dolayı kendisiyle gurur duymak istedi. Ama duygusuzca okuyacağına kendisine söz vermişti, devam etme kararı aldı. Sayfalar sayfaları kovaladı. Her sayfada yaşı, ruhu büyüdü. Zor yıllarını, ergenlik yıllarını yazdığı sayfalara geldi. Akran zorbalığını fark etme, sahiplenme, kendini ve etrafı kabullenme çabası, duygularını yönetebilme isteği… Kısacası; kendini yeni bulma çabasının, keşfetmesinin hikâyesiydi tüm okudukları. Zorlukları gördükçe tavsiyeler verip başını okşamak istedi, yapamadı. 

Yılların nasıl geçtiğini anlamadan yetişkin zamanına gelmişti. Heybesi dola dola bulanmış yıllar. Başarıları, yenilgileri, aşkları, dostları, düşmanları, yediği kazıkları, nefretleri, sevgileri, hayalleri ve daha niceleri ile ağırlaşmış. Heybesindekileri ölçüp tartma zamanı gelmiş. Zorda olsa bunu başarıp sevmediklerini atmayı başarmış. Sevdiklerine, hayallerine ise sımsıkı tutunmuş, birçok savaşlar vermiş uğuruna. Yeri gelmiş, başardığını düşündükleri en büyük hatası olmuş, hata olarak düşündükleri de başarısı olmuş. Tüm bunları, hayatına üçüncü bir gözle bakıyormuş gibi okumaya devam etti. 

Bugünlerine geldiği sırada kapı çaldı. Gelen eski bir dostuydu. O kadar dalmıştı ki onunla sözleştiğini bile unutmuştu. Ama gördüğüne çok sevinmişti. Kendini tanıyabilmesi için ona da ihtiyacı vardı. Evinin en rahat koltuğuna geçip sohbet etmeye başladılar. Dostunun ona verdiği tepkileri tek tek inceledi. Cümlelerini beynine kazıdı. Onun gözüyle ayna tuttu tüm yaşadıklarına. Ayna sevmeyen biri olarak bir hayli zorlandı. Kendinde sevdikleri ile dostunun onda sevdikleri pek aynı değildi. Ortak nokta bulmakta zorlanmasına bir hayli şaşırdı. Yaptığı analizleri dostuna çaktırmadan sohbetlerini bitirmeyi başarmış bir şekilde dostunu uğurladı. 

Pencere kenarına oturdu. Camdan bakarken tanıdık ama hoş hisler uyandırmayan birini gördü. Korkusuzca onunla yüzleşmek istedi. İsmini zar zor hatırlayıp pencereden dışarı seslendi. Şaşırmış bir şekilde kendisine bakan kişiyi evine davet etti. Uzun uzun sohbet ettiler. Onu da bir ayna gibi gördü. Tüm nefret kalkanını indirerek dinledi anlattıklarını. Kendinde sevmedikleri ile düşmanının onda sevmedikleri aynı değildi. Ortak nokta bulamadığına bir hayli şaşırdı. Analizlerini düşmanının yüzüne vura vura sohbetlerini bitirmeyi başarmış bir şekilde düşmanını uğurladı. 

Artık gönül rahatlığı ile tüm hayatını gözden geçirebilirdi. Bunun sonucunda kendini, hayallerini, kısacası heybesindekileri daha rahat görebildi. Yoluna fazlalıklarıyla devam edebilirdi artık. Kocaman bir duygu hissedebilirdi artık defterde yazılanlarla ilgili. Yüreğiyle, kendisiyle temiz bir gurur duydu.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Selin Öykü Ata
Selin Öykü Ata
Bursa’nın Karacabey ilçesinde, 26.09.1991 tarihinde doğdum. Ailemle birlikte Karacabey’de ikamet etmekteyim. Sakarya Üniversitesi, uluslararası ilişkiler mezunuyum. Amatör olarak tiyatro ile ilgilenmekteyim. Karacabey ve Sakarya’da çeşitli oyunlarda rol aldım. Tiyatro, yazı yazmak, boyama yapmak hobilerimdir.

POPÜLER YAZILAR