Ayşe mutfakta çay demlemekle meşguldü. Bir ses duydu.

“Telefonum mu çaldı, Ali?”

“Evet, gel. Burada telefonun. Al bakalım!”

Telefonu eline aldı. Mutfağa dönerken ekrana baktı ve telefonu açtı. Arayan, yazarlık kursundan arkadaşı Tuğba’ydı.

“Aaaa, Tuğbacığım, merhaba! Nasılsın?”

Uzun bir hâl hatıradan sonra Tuğba, “Ayşeciğim, ne zaman Antalya’ya geliyorsunuz? Aksu Köy Enstitüsü Müzesi’ne ziyaret tarihimizi ayarlayalım.”

“Temmuz’un ilk haftası oradayız canım, bir ay kalacağız. Sana uygun bir tarihte gidelim.”

O sırada Ali mutfağa girmişti. Telefonun hoparlörü açık olduğundan konuşmaya o da katıldı.

“Aksu Köy Enstitüsü mezunlarından Pakize Türkoğlu var. Onun kitaplarını okumanızı öneririm. Ben okudum.”

“O zaman bana da ver, ben de okuyayım,” dedi Ayşe.

“Mümkün değil. Biliyorsun, okuduğum kitapları köy okullarına bağışlıyorum. Onları okuduktan sonra göndermiştim.”

“Ya, keşke ben de okusaydım da sonra bağışlasaydın.”

Konuşmaları dinleyen Tuğba, kitapta neler anlatıldığını sorunca Ali anlatmaya başladı.

“Yazarın Aksu Köy Enstitüsü’ne başlama sürecini, orada gördükleri uygulamalı eğitimi, okudukları binaları bile kendilerinin inşa etmiş olduklarını anlatıyor. Öğrencilerin okul giysileri, dış giyim ve iç giyim ihtiyaçlarını da tamamen kız öğrenciler dikiş makinelerinde kendileri hazırlıyorlarmış. Kitap, okuldan mezun olduktan sonra Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde eğitim aldığı yılları da kapsıyor.”

“Tamamdır. Kitapları araştırayım. Bulunca alıp okurum. Teşekkür ederim tavsiye için,” dedi Tuğba.

Telefon konuşmasından sonra demlenen çaydan birer bardak alıp köy enstitüleri hakkında sohbete daldılar.

Ali ve Ayşe, şimdi lise olarak devam eden Aksu Köy Enstitüsü binasını geçen yıllarda iki kez ziyaret etmişlerdi. Ziyarete gittiklerinde lisenin müdürü onları makamında ağırlamış, kendisinin de aynı okuldan mezun olduğunu söylemiş ve okulun tarihçesini anlatmıştı.

Bu kez binayı ilk kez görecek olan arkadaşları Tuğba ile birlikte gitmeyi planlıyorlardı.

Haziran ayının ilk haftasıydı. Kapı zili çaldı. Ayşe hızlı adımlarla kapıya doğru ilerledi. Anahtarı çevirip kapıyı açtı. Kargocu elinde bir paketle gelmişti.

“Allah Allah, ne ki bu?” dedi Ayşe.

O günlerde hiçbir paket beklemiyordu. Paketin Antalya’dan geldiğini görünce kargocuya teşekkür edip kapıyı kapattı. Elinde paketle oturma odasına geçti. Makasla paketi açtı. Elindeki kitaba bakınca gözleri açıldı, sonra da yaşardı.

Pakize Türkoğlu’nun “Kısa Süren Hasat” adlı kitabı elindeydi.

Tuğba ile yaptıkları telefon konuşmasından sonra Tuğba aramış, taramış, bu kitabı bulup ona sürpriz yapmıştı. Ayşe telefonu eline aldı. Kayıtlı kişilerden Tuğba’nın isminin üzerine bastı. Ona çok teşekkür etti.

Tuğba gülümsedi. Sonra kitabı çok aradığını, kitapçılarda bulamadığını, internet üzerinden birçok sayfayı araştırıp sonunda bir sitede ikinci el bir nüshasını bulabildiğini söyledi.

“Evet,” dedi Ayşe. “Zaten ilk sayfada ‘Öğretmenime Sevgilerimle, 24 Kasım 2014, Ekin’ yazıyor.”

“Demek ki bir öğrenci, Öğretmenler Günü’nde öğretmenine hediye etmiş.”

“Kim bilir, belki artık öğretmeni hayatta değildir,” dedi Tuğba.

Sonraki günlerde Ayşe, iş dönüşü merakla kitabı okumaya başladı. Âdeta Köy Enstitüsü’nde öğrenci oldu; köyden çıkıp Aksu Köy Enstitüsü’ne gelen Pakize ile yakın arkadaş oldu, kız futbol takımında Pakize ile yan yana oynadı, dikiş makinelerinden birini kaptı, arkadaşlarına pijamalar, paltolar, okul kıyafetleri dikti. Atölyelerinin inşaatında harç taşıyıp duvar ören arkadaşına harç verdi. Bahçede kendi sebze ve meyvelerini ektiler, hasat zamanı gelince Pakize ile birlikte sepetlerine doldurdular. Yemekhaneye getirdikleri sebzeleri aşçıya verdiler, ihtiyaç olduğunda da mutfakta önlüklerini giyip yemek pişirmeye giriştiler. Yabancı dil öğrendiler; Pakize ile konuşma pratiği yaptılar. Mandolin çalmayı öğrendiler, piyanonun başında öğretmenleriyle birlikte hem çaldılar hem şarkılar söylediler, hep birlikte radyo dinlediler. Düşünmesi bile çok güzeldi.

Kitabı bitirdiğinde, Ahh, keşke Köy Enstitüleri kapanmasaydı da hasat kısa sürmeseydi! diye iç geçirdi.

Bu yazı sana ne hissettirdi?