Çarşamba, Haziran 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Büyükada’da 2. Beyoğlu Veteran Masa Tenisi Turnuvası

Sabahleyin erkenden uyanıp hazırlandık. Yüksek Hızlı Trenle Ankara’dan yola çıktığımızda içimizde tatlı bir heyecan vardı. Günlerdir beklediğimiz “2. Beyoğlu Veteran Masa Tenisi Turnuvası” için Büyükada’ya gidiyorduk. Hem spor yapacak hem de kısa bir tatil havası yaşayacaktık. Trenimiz Bostancı Garı’nda durdu. Valizlerimizi alıp indikten sonra Bostancı İskelesi’nden vapura bindik. Deniz havasını içimize çekerek başlayan yolculuk, daha ilk andan bize iyi gelmişti.

Vapur ilerledikçe martıların gökyüzünde süzülürken pike yapışlarını seyretmek masal gibiydi. Yolcuların attığı simit parçalarını havada yakalamaları keyifli görüntüler oluşturuyordu. Güvertede çay içerken denizin sakinliği bütün yorgunluğumuzu almıştı. İstanbul’un kalabalığı arkamızda kalmıştı, adaya yaklaşmanın huzurunu hissediyorduk. Önce İstanbul’a en yakın olan ve adını kırmızımsı toprak yapısından alan Kınalıada’yı gördük. Biraz ilerleyince ünlü yazar Sait Faik’in yaşadığı Burgazada manzarasını seyre daldık. Büyükada’ya yaklaşırken de yemyeşil çam ormanlarıyla kaplı Heybeliada, olağanüstü güzelliğiyle gözlerimizin önündeydi. Büyükada görünmeye başladığında tarihi yapıları ve yemyeşil görüntüsü bizi oldukça etkilemişti.

Adaya vardığımızda ilk dikkatimizi çeken şey sessizlik oldu. Sokaklarda araba gürültüsü yerine bisiklet sesleri, kuş cıvıltıları ve martı çığlıkları vardı. Ayrıca sağlı sollu uzanan manolyalar, sardunyalar ve erguvanlarla ortam rengârenkti. Adanın her köşesinde kediler tüm şirinlikleriyle karşımıza çıkıyordu. Kimi dükkân önlerindeki sandalyelere yayılmış güneşleniyor, kimi turistlerin peşinde dolaşıyordu. Kediler ve martılar Büyükada’nın vazgeçilmez bir parçası gibiydi.

Turnuva oldukça keyifli geçti. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen sporcular olduğu gibi, yurt dışından gelen sporcular da vardı ve herkes büyük bir dostluk içinde yarışıyordu. Maçlar sırasında heyecan doruktaydı. Hızlı ralliler, alkışlar ve çekişmeli karşılaşmalar turnuvaya ayrı bir hava katıyordu. Eşim de benim gibi turnuva atmosferinden çok keyif aldı. Maç aralarında birlikte sahilde yürüyüş yapıyor, kahve içip denizi izliyorduk. Spor sayesinde yeni insanlarla tanışmak ve güzel dostluklar kurmak bu organizasyonun en güzel yanlarından biriydi.

İlk günün akşamında ise unutulmaz bir gala yemeği düzenlendi. Anadolu Kulübü’nde gerçekleştirilen müzikli gece hepimize çok özel anlar yaşattı. Tarihi atmosferiyle dikkat çeken bu mekânda bulunmak bile başlı başına etkileyiciydi. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında dans ettiği salonda bizim de dans etmemiz çok duygulandırmıştı. Müzik başladığında eşimle birlikte dans edenlerin arasına karıştık. O an hem eğleniyor hem de tarihin izlerini hissediyorduk. Kahkahalar, müzik ve sohbetlerle dolu gece hafızamızda güzel bir anı olarak kaldı.

Diğer akşamlarda sahildeki lokantalarda yemek yedik. Taze balıklar, mezeler ve sıcak ekmek eşliğinde uzun sohbetler ettik. Gün içinde maçlardan kalan zamanlarda adanın sakin sokaklarında yürüdük. Tarihi konakların önünden geçerken hüzünlendik. Kim bilir ne hayatlar, ne aşklar yaşanmıştı! Yürümeye devam ederken her köşede meraklı kedilerden en az dört tanesiyle karşılaştık. Ne çok kedi vardı! Demek ki adalı insanlar kedi dostuydu; kedileri besleyenlere şahit olduk. Büyükada’yı pek sevdik. Sahilde martıları şaşkınlıkla izledik. Hem çok büyüklerdi hem de fazla evcil görünüyorlardı. Yanlarına epeyce yaklaşmamıza rağmen korkup kaçmıyorlardı. Büyükada’nın huzurlu atmosferi bize şehir hayatının yoğunluğunu kısa süreliğine de olsa unutturdu.

İlk iki gün maçlar çok yoğun ve zorlayıcıydı, bununla birlikte son gün bir maçı da kazanınca iyice keyfim yerine gelmişti. Yeni arkadaşlar edinmek de bu gezinin en güzel ödüllerinden biri olmuştu.

Üç günün sonunda dönüş vakti geldiğinde içimizde tatlı bir hüzün vardı. Vapur uzaklaşırken martılar hâlâ peşimizden uçuyordu. Büyükada’dan yalnızca bir turnuva anısıyla değil, içimize yerleşen huzur duygusuyla ayrılıyorduk.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Hüsniye Yaroğlu Güler
Hüsniye Yaroğlu Güler
Tarsus doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini Tarsus’ta tamamlamıştır. ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliğinde Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora derecesine sahiptir. Bir kamu kuruluşunda uzman olarak çalışmaktadır. Eş zamanlı olarak 5 yıl bir devlet üniversitesinde, 8 yılda bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisi olarak Mühendislik fakültesinde toplam 13 yıl dersler vermiştir. Ayrıca AB projelerinde proje müdürü, yürütücü, koordinatör, paydaş olarak çalıştığı Kurumu temsil etmiştir. Çeşitli ulusal projelerde hakemlik yapmaktadır.

POPÜLER YAZILAR