Bu kalp ne zaman taşa dönüşmüştü bir bakalım. Annem bana şeker almadı. Babam beni parka götürmedi. Arkadaşlarım beni oyuna dahil etmedi. Sevdiğim beni sevmedi. Bir kedi sevdim beni ısırdı. İşte böyle yavaş yavaş dünyaya küstüm.
Dünyadaki tüm olumsuzluklar beni azar azar her şeyden soğuttu. Yeryüzü bir zulümdü sanki. Kimseye ve hiçbir şeye ilgim kalmadı. Tüm ilişkilerim azamiydi. Acı çeken herkese kafamı çevirdim. Sonuçta ben acı çekerken hiçbiri yoktu yanımda. Kimse de benden bir şey beklememeliydi. Dünya hep böyle miydi yoksa sonradan mı böyle oldu, hatırlamıyorum.
Bir zamanlar ben de severdim insanları, özellikle de çocukları. Şimdiyse ne insan ne de çocuk görmek istiyorum. Tahammülüm yok kimseye ve hiçbir şeye. Özellikle de İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsan birçok şeye sabretmek zorunda kalıyorsun. Trafiğe, kalabalığa, gürültüye, insanlara, kirliliğe. Sabır ne kelime, kalmadı hiç. Ben de dahil herkes haddini bilerek yaşamalı. Ben de bir günde bu hâle gelmedim ya, sevdim hem de çok sevdim. Onun yüzünden dünya bu hâle geldi.
Her şey yalnızca bir an. Çok bilinmeyenli bir denklem gibi hayat. Neyi yaparsak doğru oluyordu? Doğrular ve yanlışlar değişken değil miydi? Kime ve neye göre değişiyordu? Kısacık bir an. Bir bakış ya da gülüş kadar kısa. Her şey bir an. Bir kelebeğin ömrü kadar. Bir şiirin dizesi. Bir kahvenin köpüğü kadar. Bir sarılma, bir ayrılma kadar kısa.
Hiç buluşamayacağımız randevular verdik birbirimize. Seni bekledim ama hiçbir yolun sonunda yoktun. Söyle bana neden yoktun? Bir kar tanesi düştü omzuma. Yılın ilk karıydı ve sen, yine yoktun. Zaman bir anlığına dursun istedim. O an, yüzümde beliren gülümseme hiç geçmesin, öylece asılı kalsın. Belki kar erir, belki mevsim değişir.
Ama bazı yokluklar insanın içinde kış olarak kalıyor. Yıllarca bu anı hatırlayayım, arkada klasik bir müzik çalsın. Seni ömür boyu seveyim. Sevmek aslında bu kadar basit. İşleri zorlaştıran bizleriz.
Elimizde geriye ne kaldı? Bir dolu söz. Boş vaatler. Hüzünlü ve sancılı günler. Bir insanın gidişi her şeyin içini bu kadar boşaltmamalı. Neydi ki bizi birbirimize bağlayan? Tam olarak üzücü olan nedir? Yaşanabilecekken yaşanmayanlar mı? Öylece, havada asılı kaldı umutlar.
Hayatı bir anda buruşturup atıverdik bir kenara. Aşk ne muhteşem bir sözcük, sihirli bir tınısı var. Ne muhteşem şey yaşamak severek yaşadığında. “Hoşça kal” uzun bir kelime. İnsanı taş eden bir sözcük. Nedir bu bilinmezlikler? Bitmedi hikâyemiz, ne biçim bir son böyle!

