Çarşamba, Haziran 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Mutluyduk, Haberimiz Yoktu

“Kısmet,” deyip tüm ilişkiyi kadere bırakmak kadar aciz bir davranış olamazdı. İnsan, bazen bir ay sonra tanışacağı birinin ömrü boyunca vazgeçemeyeceği kişi olacağını nereden bilebilirdi ki? İnsanoğlu “Yapmam,” der, yapardı, “Şaşmam,” der, şaşardı. Asla vazgeçmem dediğimiz nice insanlardan vazgeçmiştik. Oysa bir ömür sürsün istemiştik. Altı üstü kaç yıl sevecektik birbirimizi? Şimdi düşününce, üzerinden yıllar geçmiş gibiydi.

Bir gün biteceğini bilseydik, ellerimizi biraz daha uzun tutardık. Bir daha hiç göremeyeceğimizi bilseydik, gözlerimizin içine daha dikkatli bakardık belki. Şimdi yitik bir ülkenin çocukları gibiydik, birbirimize öksüz. Hayatın bir armağan olduğunu, ancak elimizden alındığında anlayabilmiştik.

Sevmiş miydik? Evet, sevmiştik. İki farklı coğrafyanın iki çocuğu, olmayacak bir yerde birbirine denk gelmişti. Tarih bizi bir araya getiremezdi belki ama aşk getirmişti işte. İnsan bazen karar veremiyordu, hiç yaşanmamış olmasını mı dilemeli, yoksa geride kalan bütün acılara rağmen teşekkür mü etmeliydi?

Ben fazla gururluydum, sense fazla dik başlı. Sonunda ikimiz de kaybettik. Dünya ise bize rağmen dönmeye devam etti. Ne bekliyorduk hayattan? Şimdi yerle gök birleşse bile bir araya gelemeyeceğimizi biliyorduk.

Seni kirpiklerine kadar sevmiş, gölgenden bile kıskanmıştım. İstanbul’un büyülü sokaklarında kaybolurduk seninle. Vapurlarda martılara simit atar, akşamın kalabalığında birbirimize daha çok yaklaşırdık. Bir gün, Kız Kulesi’nin tam karşısında öpmüştün beni. İnsan bazı şeyleri unutamazdı. Unutmadım. Aşkımız, kalbimin en sessiz yerine mühürlenmişti artık.

Şimdi sen başka bir ülkede yaşıyorsun, ben hâlâ İstanbul’daydım. Aynı gökyüzünün altında ama başka hayatların içinde. Oysa bizi kabul edecek başka bir memleket bulabilirdik belki. Dilimiz farklıydı, inancımız farklıydı ama yine de birbirimizi seçmiştik. 

Sonra aşk bizi terk etti. Belki de biz onu. İnsan sevgiyi yabana atmamalıydı; onu küçümsememeliydi. Hiç yokken kenetlenmişti ellerimiz, yine hiçbir neden yokken sonsuza dek ayrılmıştık. Mutluyduk, hiç haberimiz yoktu bundan.

Bir zamanlar mümkünler diyarında yaşıyorduk, her şey mümkündü. Sonra kendimizi imkânsızlıkların ortasında bulduk. Aşk yavaş yavaş gitmedi bizden. Bir sabah ansızın yok olmuş gibiydi. Ayrılıkta zaman başka akıyordu çünkü. Daha ağır, daha sessiz. Acı ne kadar büyürse zaman da o kadar yavaşlıyordu.

Şimdi ikimiz de dünyayı kenarından izliyoruz, aynı özlemin içinde, birbirimizden uzak. Ve insan bazen gerçekten bilemiyor: Yeniden kavuşabilmek için hangi dilde, hangi dinde dua etmeli?

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Tülay Derici
Tülay Derici
Lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Fransızca Mütercim-tercümanlıkta, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde tamamladı. 2009-2012 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tömer'de Fransızca ve Yabancılara Türkçe okutmanlığı yaptı. 2012 yılından bu yana Galatasaray üniversitesi hazırlık bölümünde Fransızca öğretim görevlisidir. Neyya Edebiyat Öykü Atölyesinde, 12 haftalık Yaratıcı Yazarlık eğitimini tamamladı. Fotoğrafçılığı, okumayı, yazmayı ve kedisi Aristo'yu çok sevmektedir.

POPÜLER YAZILAR