Saygıdeğer Hanımefendi,

Fotoğrafınızı dün, sağ olsun belediyemizin aylık yayımladığı ve halkımızın ücretsiz olarak faydalanabildiği kıymetli derginin 18. sayfasında gördüm. İlçemizin hayvanat bahçesine getirilen dişi Sibirya kaplanının müjdesini veren bir haberdi bahsini ettiğim. Erkek kaplanımız eşinin hastalanıp ölmesinden sonra bunalımlara girmiş, yemeden içmeden kesilmişti. Önceki ay yayımlanan boy boy fotoğraflarında hep bedbaht, hep perişan görünüyordu kendisi. O taş gibi hayvan gitmiş, yerine kederli, yaşamdan ümidini kesmiş sefil bir kedi gelmişti âdeta. Çok dokundu içime, o görkemli hilkat şahanesinin bir garibe dönüşmesini görmek. Vallahi bu müjdeli haber tüm ilçemize umut oldu. Yalnızlık Allah’a mahsus demişler. Ne doğru, ne yerinde bir tespit!

Her neyse efendim, fotoğrafta kaplan hanımefendinin, arkası kapalı bir kamyondan kafesiyle indiriliş ânı gösterilmekteydi. Dergimizin fotoğrafçısı kim bilir çektiği kaç fotoğraf arasından seçmiştir bu kusursuz kadraja, ulvi ışığa sahip ölümsüz kareyi! İşini iyi yapan insanları çok takdir ediyorum, şahsen. Hayvanat bahçemizin gayretkeş görevlilerinin coşku ve memnuniyet dolu bakışlarının nezaretinde gerçekleşen bu tarihi ânın o unutulmaz fotoğrafını dikkatle incelerken, kafesin hemen yanı başındaki zat-ı şahanelerinizin aklımdan bir an bile çıkmayan görüntüsü, sabah güneşi gibi dolduruverdi evimi, gördüğüm anda. Taba rengi tek parça üniformanız içinde dahi belli olan endamınız, zerafetiniz ve nezaketinizin yanı sıra beyefendilerin hepsinden fazla bilgi ve tecrübe sahibi olduğunuz, o bir anlık fotoğraf karesinde bile apaçık ortadaydı.

Daha sonra fotoğrafı bir kez daha incelediğimde, bu bahsi geçen hayvanat bahçesi görevlilerinin yüzündeki ölçüsüz coşku ve mübalağalı memnuniyetin, Rönesans heykelleri kusursuzluğundaki zatınıza karşı olabileceği gerçeğiyle, yüzleşmek zorunda kaldığımı ifade etmeliyim tüm kırılganlığıma rağmen. Bu aynalara küskün orman kaçkınlarının, bu taş devrinden kalma yontulmamış kazmaların (asabiyetimi mazur görünüz) sizin gibi zarif, sizin gibi görgülü, ince bir hanımefendi karşısında sergilemiş olduğu yabanlık, görgüsüzlük ve medeniyetten payını almamış tavırları karşısında, hemcinslerim adına yerin dibine girmiş olduğumu bilmenizi isterim.

Bendeniz eşimin ölümünden sonra uzunca bir süre hayata küsmüş, bir tutam huzuru ancak kitaplarda, edebiyatta, sanatta bulabilmiş kendi hâlinde bir beyefendiyim. Hayvanat bahçemize gelişiniz, küskün varlığım için bir umut ışığı olmuştur. Diyeceğim o ki, eğer sizin de arzunuz olursa, cumartesi günü öğleden sonra mesai bitiminde bir kahve içmeye davet etmek isterim sizi. Tabii kahve demek âdet olmuş; çay olur, soğuk bir meyve suyu olur, gazoz olur, nasıl arzu ederseniz.

Efendim, kendi kendimi bile şaşırtan bu medeni cesaretimi hoş görmenizi diler, teklifimi kabul etmenizi tüm kalbimle temenni ederim. Şayet cevabınız olumsuz ise bu bahsi ve mektubumu hatırınızdan çıkarınız lütfen. Ezcümle, sevmesini bildiğim gibi, yeri geldiğinde bağrıma taş basmasını da bilirim.

Hayranlık ve saygılarımla,

Sabri Kaplanoğlu

Bu yazı sana ne hissettirdi?