Masanın üzerinde bir çizik var. Defalarca, “ Düzeltir misin?” diye rica etmiştim. Neredeydi ki zımparam? Ah hatırladım! Kapıyı zımparaladıktan sonra bodruma koymuştum. Ne zamandır inmemiştim oraya. Kim bilir ne hâldedir? Tam tahmin ettiğim gibi berbat! Defalarca dedim, “Burasını toplayalım,” diye. Koskoca bodrumu önemsemeyen masanın çiziğini mi önemseyecek? Mutfak dolaplarını ben tamir ettim. Bahçedeki oyukları da taşlarla ben doldurdum. Çatlak sürahiden su içmeye devam ediyorduk ben yenisini alana kadar. Artık çatlak aynalardan kendime bakmaktan bıkmıştım ki en sonunda tamamen kırıp attım aynayı. Hayır yenisini ben almayacağım! Çizik işi tamam. Koltuğun ayağı da içler acısı. Bir keser, iki çivi işimi görür. Artık sapasağlam koltuğumuz var. Menteşeye ne olmuş böyle? Hayır, hayır onu ben düzeltmeyeceğim! Eli ayağı tutuyor, onu da o yapsın. Yoruldum ama yatağa uzanasım gelmiyor. Çünkü sağa sola döndükçe gıcırdıyor, sinir oluyorum o sese. Ben en iyisi pilav pirincinin taşını ayıklayayım. 

Pirinçlerde artık taş çıkmıyor ama yine de ayıklayayım. Tam tahmin ettiğim gibi hiç taş çıkmadı. Birazdan eve gelir, zile basmasan bari. Zilin yanında oyuk var, parmağını oraya sıkıştırabilir. Oh, zile basmadan kapıyı tıklattı. Yemeklerin benden daha önemli olduğunu bir kez daha hatırlattığı için teşekkür ederim. Aynen, ben evde ne iş yapıyorum da yoruluyorum ki? Sonuçta evde gedikler kendi kendilerine taşlarını buluyor. Taşını bekleyen gedikleri sayıp, başını şişirdiğim için kusura bakma. Anladım, işin bugün çok yoğundu. Benim de günüm sana söylenmekle geçti, bayağı yoruldum. Taşları toplarken, atarken epey yorulmuşum. Şöyle güzel bir kahve yapayım da yorgunluğumuzu atalım. 

Yok yok, yerinden kalkmana gerek yok. Kalkınca gedikleri görürsün, ayıp olur sana. Şu kırmızıyla işaretlediklerimden bahsediyorum. Doldurduklarımın üzerinden sildim işareti. Halının altını kaldırma! Bugün halıyı kaldırmaya üşendim, bütün tozlar altında. Tamam canım, senin umurunda değilse benim de umrumda değil. Zaten boşuna kafamı takıyorum her şeyi. Pijamanın kolu sökülmüş, boş verdim dikmeyeceğim. İç çamaşırınla çorapların azalmış, banane. Senin için alışverişe de çıkmayacağım. Yarın için gömleğinin ütülenmesi lazım ama onu da boş verdim. Sehpanın ayağı sallanıyor ama sorun değil. Sen arabanı yıka istersen kirlenmiş. Arabanın üzerinde de çizikler var, bir cila yaparsın artık. İçtiğin bardak çatlak, ama banane. Bardak kırılıp ağzına batınca atarsın. Film mi izlesek? Kafan kaldırmaz ama değil mi? Uykun gelmiştir senin, hadi uyumaya. Ben de kafamdaki taşları gediklere koyup uyumaya gelirim. İyi uykular!

Bu yazı sana ne hissettirdi?