Çarşamba, Temmuz 29, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Aile Dizimi, Zeytin Ağacı ve Kör Sevgi

Son zamanlarda arkadaşlar ve tanıdıklar beni arayıp, “Şu diziyi seyrettik de hâlâ dizim yapıyorsan bize de yapar mısın?” diye soruyorlardı. Ya da “Bana biraz anlatsana, bazı sorunlarım var da aile dizimi yaptırsam gerçekten işe yarar mı?” diye soranlar var. Aile dizimi gerçekten şu dizideki gibi bir şey mi diye merak edenler de çıkıyor. Ben de diziyi izlemediğimden, diziyle ilgili yorum yapamam ama çok da takılmamak lazım; aile ve atalar işine girmek istiyorsan ciddi olarak bir düşün. Sandığın gibi aile dizimi sihirli bir değnek değil; dizim yaptırıp da hemen ertesi gün dünyanın en mutlu ve sorunsuz insanı olamayacaksın, tadında ortalama cevaplar veriyordum.

Geçenlerde dizinin ikinci sezonu yayımlanmış. Böylece mesaj kutularım yine dolmaya başladı. Önce dedim bir oturup seyretsem mi şu diziyi, ne yapsam acaba? Sonra da dedim saçmalama, sen elit bir dizi izleyicisisin, sen ki beş sezon The Wire izlemiş bir insansın. En kötü ihtimal True Detective yeni sezonlardan devam edersin. Ya da çok sıkılırsan Battlestar Gallactica’yı baştan seyredersin, Zeytin Ağacı nedir! Böyle elitliğin dibine vurmuşken baktım izlemediğim dizinin arkasından atıp tutuyorum, hiç aile dizimi deneyimi yaşamamış insanların aile diziminin arkasından atıp tutması gibi. Bu yaptığım da pek hoşuma gitmedi ve oturup seyrettim diziyi.

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Sadece aile dizimi tarafından bakarsak Zeytin Ağacı benim beklediğim kadar kötü değildi. Ya da iyi niyetlerle çekilmiş bir dizi diyeyim. Yani ne olacak ki, arkasında HBO yok bizim dizilerin. Tabii ki maddi kaygılarla yapılan herhangi bir TV dizisi içinde bu konu işlenecekse ancak bu kadar olur diye düşündüm. Ama tabii ki benim eğitimini aldığım, içselleştirip büyük saygı duyduğum, bir öğreti gibi yaklaştığım aile dizimi benim için tam olarak bu değil. Dizi hem bir yandan büyük bir çabayla sistemi bir tıp doktoru üzerinden saygınlaştırmaya çalışırken, hem de bir yandan da aile dizimi seanslarının fal bakma ya da medyumluk seansları gibi görünmesine sebep olmuş.

Aslında diziyi aile dizimi kavramı açısından eleştireceksem, iki ayrı yönden yaklaşmam gerek. Yöntem ve teori. Ve yine en başta söyleyeyim, dizinin en büyük aksaklığı aile dizimi denen olguyu anlatırken yönteme içerikten fazla güç vermesi. Ortalama bir aile dizimi danışmanı olarak dizinin bu alandaki yaklaşımına en büyük eleştirim bu olabilir; sistemik yaklaşımın içeriğini çok yüzeysel geçip, dizim açma yöntemini savunmaya çok fazla enerji harcamak! İşin spiritüel yanını parlatıp, ayakları yere basan yasaları es geçmek. Bir yandan da sürekli olarak bu yöntemi bilimsel temellere oturtup tıbbi bir saygınlık kazandırmaya çabalamak. Sistemik çalışmayı tıbbi bir kurul önünde savunmasnıı yapan bir doktorla saygınlaştırmaya çalışmaktansa Denge, Düzen, Aidiyet, Kolektif Vicdan ve Kör Sevgi kavramları üzerinden yürümek işin ruhuna daha fazla hizmet ederdi. Evet, bu spiritüel bir çalışma olarak da düşünülebilir ama ayakları yere sağlam basan, ciddi kuralları olan bir çalışmadır aynı zamanda.

Eleştiriyorum ama uzun süre benim de sistemik çalışma ile ilgili sohbetlerde düştüğüm tuzaktı bu. Dizide doktor kızımızın yaptığı gibi, bir dünya kitapla, tıbbi temele ya da epigenetik ekole temellendirip bu işe bilimsel meşruiyet kazandırmak için didinip durmak. Sistemik çalışmanın daha yaygın ve saygın olduğu ülkelerden örnekler vermek. Bunu ben de çok yaptım. Nasıl olur da hiç tanımadığın birinin hislerine kanal olursun? Bunu bilimsel temele oturtmadan sanki bu iş yapılmaz gibi, ben de uzun süre kendimi paraladım dizideki doktor karakteri gibi.

Ayna nöronlar, Akaşik Kayıtlar, Morfo-genetik Alanlar, Jung’un Kollektif Bilinçdışı kavramı, Kuantum Alanlar, 100 Maymun Deneyi gibi birçok teoriyle aile dizimi yöntemi açıklanmaya çalışılıyor. Bunlar araştırılabilir ama bugün geldiğim noktada beni yöntemi savunmaktan ya da bilimsel saygınlık kazandırmaya çalışmaktan çok arkasındaki bilgelik ilgilendiriyor. Yöntemle ilgili söyleyeceklerime de Hellinger ile nokta koyayım. Bu yöntem nasıl olur da böyle işler? Nasıl olur da hiç tanımadığımız insanların hislerine tercüman oluruz? Bu sorulara Hellinger’in yanıtı tam bir efsane ve ders niteliğinde! Bilmiyorum! Ama sistem işliyor, deneyimliyorum ve kullanıyorum! Bu kadar.

Burada oturup aile dizimi tarihi ya da işleyişiyle ilgili bir manuel yazmak amacında değilim. Yalnızca son dönemde artan merak ve sorulara biraz da olsa kendi bakış açımla yanıt vermek istiyorum. Çok genel söylemek gerekirse, hiç bilmeyenler için, Bert Hellinger’in Afrika’daki Zulu Kabilesi ile yaptığı çalışmalardan sonra geliştirdiği, danışana farklı bir bakış açısı sağlayıp aile sistemindeki doğru yeri bulmasına yardımcı olan ve hayatındaki tıkanıkları gidermeye yardımcı olmaya çalışan bir iyileşme yöntemidir diyelim. Tabii ki bu yöntemin onlarca farklı tanımı yapılabilir. Bir de unutmadan, “sistemik” kelimesi bu yöntem için kullanılır, yani aile dizimi çalışması yerine aralarda sistemik çalışma diye bahsedersem şaşırmayın. Sistemik çalışma (aile dizimi, dizilimi, sergisi, ne derseniz deyin), sistemik duygular ve meselelerle ilgilenir. Hellinger’e göre psikolojik sorunlar ve sistemik sorunlar ayrı ele alınır. Sistemik danışman sizin psikolojik sorunlarınıza değil, sistemik meselelerinize bakmakta yetkilidir.

Diziye dönersek, bana gelen sorulara bakınca gerçekten de dizimi yapanların medyumluk ya da kanallık gibi güçleri var diye algılayanlar olmuş. Evet, Alan’dan gelen bilgiler her zaman şaşırtıcıdır ve danışman da alanı okuyan kişidir, ama dizideki dizim örnekleri izleyene gerçekten de sistemik çalışma yapan bir kişiden çok doğaüstü güçleri olan birinin yönettiği bir medyumluk seansı olduğu izlenimini veriyor. Onun için beni arayan eş dost bana, dizim yaptırsam ne çıkar acaba, şöyle bir sorunum var, ne çıkar, kesin dizimde çıkar mı, diye sorular soruyor sık sık. Dizimde o çıktı bu çıktı, yaklaşımı bu öğretiyi çok sığ bir alana taşıyor aslında.

Biraz da dizim denen işin arkasındaki teoriye, öğretiye gelelim. Dizinin aile dizimi hakkında bir şeyler söylemek isteyip bu kadar sığ kalmasının sebebini düşününce, es geçilen aile dizimi yasaları öne çıkıyor hemen. Aslında uzun uzun açıklamakla lafı uzatmayayım, açın okuyun sevgili dostlar. Çok güzel kitaplar var. Bert Hellinger’in, Stephan Hausner’in ve Svagito Liebermeister’in kitaplarından ya da bir sürü kaynaktan aile diziminin bu öğretiyi özel kılan yasalarını öğrenebilirsiniz. Yalnızca Svagito’nun “Sevginin Kökleri’ni” okusanız bile yeter. Ben kısaca bir değinip geçeyim. Denge, Düzen, Aidiyet… büyük harfle yazıyorum çünkü bunlar aile dizimi kuramı içinde, evrim geçiren Pokémonlar gibi devleşip derinleşen kavramlar! Aile, özel ve sosyal ilişkilerdeki Denge’nin nasıl olması gerektiği konusu dizimlerde olmazsa olmaz bir temel kavram. Düzen de aynı şekilde, dizim yapılacak meseleyi ele alırken asla göz ardı edilemeyecek bir diğer temel yasa. Hele Aidiyet deyince aile dizimi açısından akan sular durur! Aslında tüm bu karmaşa, aile sisteminden dışlanan, Aidiyet hakkı elinden alınan bireyler etrafında döner. Hatta buna Eşit Aidiyet demek gerek belki. Çünkü sahtekâr, yalancı, katil, alkolik, iyi, kötü, zengin, fakir olmasından bağımsız olarak her bireyin aileye Eşit Aidiyet hakkı vardır. Fail de sisteme aittir, kurban da. Sistemden Aidiyet hakkına sahip birini dışlamaya kalkarsanız ipler orada kopar. İşte dizimler de iplerin koptuğu o noktalara bakar. Dikkat edin, dışladığınız kişiye ya da şeye dönüşmeyin dostlar.

Tabii ki ailede olan biten her şey de sizi etkileyecek, hayatınızı karartacak sanmayın lütfen. Zaten bu coğrafyada hangimiz hiç derdi olmayan ailelerden geliyoruz ki? Mesele fal bakar gibi bir dizime katılıp, hadi bakalım ailedeki hangi travma beni etkiliyormuş diye oradan ne çıkacağını merak etmek olmamalı. Travma bizim topraklarda çok bol. Etnik, dini ve mezhep ayrılıkları, ağır şartlarda gerçekleşen göçler, kadına şiddet, aile içi tacizler, darbeler, büyük miras kavgaları, aile travması namına ne ararsan var bizde. O zaman ailede yaşanmış her şey bizi etkileyecek diye bir şey de yok. Gidip de bir fal baktırayım; bakalım, büyük mübadelede Selanik’ten göçen dedem beni nasıl etkiliyormuş diye dizim açtırmanızın çok da anlamı olmayacak. O zaman nedir bu dizim, ne zaman başvurulacak bu yönteme derseniz… Tekrarlanan sorunlarınız varsa, bir döngü halinde yinelenen meseleler, bu mesele sizin hayat kalitenizi herhangi bir şekilde düşürüyorsa ve bununla ilgili farkındalık edinmek istiyorsanız, bir ihtimal, geçmişteki bir atanızın dışlanan kaderi sizi az ya da çok etkiliyor olabilir. Bir ihtimal. Yani, bu iş sizin sorduğunuz gibi değil, tersine çalışır. Gidip bir dizim yaptırayım da bakayım atalar beni nasıl etkiliyor diye dizim yapılmaz, ama tekrarlanan ve artık başa çıkamadığınız bir sorununuzla ilgili farklı bir bakış açısına açıksanız, bir dizim seansı size o ana kadar edinmediğiniz bir farkındalık verebilir. Dışlanan aile bireyini ya da onun taşıdığı kaderi bu şekilde gördüğünüzde, aile denen yapının aslında Denge, Düzen ve Aidiyet gibi yasalarla korunan çok ciddi bir sistem olduğunun farkına varırsınız. Ve o zaman da bu sistem ve sistemde yaşanan olaylar size köstek olmayı bırakıp destek olmaya başlar.

Yani uzun lafın kısası ve en önemlisi, o ana kadar “Kör” olarak sevdiğiniz aile sisteminizi artık görerek ve farkındalıkla sevmeyi başarabilmektir; değişim de orada başlar. Bunun yanında sistemik çalışmanın asla psikoterapinin yerini tutmayacağını da unutmayın. Sevgili hocam Rumen de derdi, bu bir sihirli değnek değil dostlar. Yani dizimden elde edeceğiniz farkındalıkla ne yapacağınız size kalmış. Bir aile dizimi seansından en az faydayı sağlamak isterseniz çok yüksek beklentiyle gidin! Ya da belirsizliğe açık olun ve kemerlerinizi bağlayın. Bu cümle de çok havalı oldu! Beklentiyi düşük tutayım derken beklentiyi yükselttim sanki!

Neyse dostlar, siz bana bakmayın. Ben üç yıldan fazla süren yoğun bir sistemik konstelasyon eğitimine katıldım. Bir yıl kadar da staj diyebileceğimiz bir pratik çalışma süreci geçirdim. Aslında zaman zaman uzaklaşsam da son 7-8 yılımı bu konuda okuyarak ve sisteme kafa yorarak geçirdim. Hatta bir dönem tamamen uzaklaşıp sistemik yaklaşımı komple rafa kaldırdım. Hocam Rumen Yankulov demişti ki, aile dizimi danışmanı olmak için belki eğitimin üstünden 4-5 senelik bir sindirme süresi geçmesi gerekebilir. Belki de hâlâ sindiriyorum. Onun için gidelim de iki atamızı onurlandırıp bütün sorunlarımızı çözelim, bir seansta da biter, yıllarca psikolog ya da psikiyatrlara da para vermeyiz diyorsanız yanlış yoldasınız. Öyle kolay değil canlarım! “Kör Sevgi” denen o büyük gücü, “Gören Sevgi’ye” dönüştürmek öyle sandığınız kadar kolay olmuyor. Belki de dizim denen şey yalnızca bundan ibaret, kör sevgiyle yaptığınız bilinçdışı davranışı artık gören gözle görüp başka türlü yapabilmenize yardım etmek. Seni başka türlü de sevebilirim anneciğim, diyebilmek.

Bir dünya laf etmişim sanırım kimse okumayacak. O zaman başka yazıda buluşuruz belki. Hellinger’in insanı tanıma ile ilgili tüm alanlara kattığı belki de en önemli kavram olan Vicdan Teorisi’nden de sonra bahsederiz. Ah o sistemik vicdan, insana neler yaptırmaz ki! İspanyol psikolog ve aile dizimi danışmanı Joan Garriga Bacardi hatırlatmıştı o müthiş sözü; hırsızlar ailesinde, çalmayan kişi daima suçluluk hisseder! Bu cümlede, aile sistemine ait olabilmek için kör sevgi ile geliştirdiğimiz o güçlü vicdanla neler yapabileceğimiz hakkında yalnızca ufak bir ipucu var. İlginiz varsa tabii ki araştırın dostlar. Kör Sevgi, Kolektif Vicdan, Bireysel Vicdan, Denge, Düzen, Aidiyet nedir? Benden bu kadar. Üçüncü sezon gelirse de seyretmem bilginize. Daha Loki’nin ikinci sezonu seyretmedim! Sevgiyle kalın dostlar, gören ve farkında olan sevgiyle…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Şevin Aksoy
Şevin Aksoy
İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı mezunu. Uzun yıllar İspanyolca ve Portekizce dillerinde turist rehberliği yaptı. Roman, felsefe, araştırma ve çocuk edebiyatı alanlarında çeviriler yapıyor, yazılı metinlerle farklı yaş gruplarına sesleniyor. Yayınlanan çevirilerinin yanı sıra doğa, mitler ve kadın hikâyeleri üzerine yazılar yazıyor. Annelik, kadınlık ve dönüşüm temaları yazılarında sıkça yer buluyor. Yazmakla hem kendine hem başkalarına biraz daha yaklaşabildiğine inanıyor.

POPÜLER YAZILAR