Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Açık Kalan Pencere

Evdeki tozu ilk kez o gittikten sonra fark ettim. Oysa gitmek denemezdi yaptığına çünkü gitmek için önce gelmiş olmak gerekirdi. Bir kapıdan içeri girmek, ayakkabılarını çıkarıp kendine bir yer seçmek, bir çekmeceyi sahiplenmek, evin içinde sesini bırakmak gerekirdi.

O hiçbir zaman tam anlamıyla gelmemişti. Yine de yokluğu, evin bütün odalarına yerleşmişti. Salondaki pencerenin pervazında ince, gri bir tabaka vardı. Parmağımı üzerinde gezdirdiğimde geride koyu renkli bir çizgi kaldı. O çizgiye uzun uzun baktım. Bazen bir şeyin ne kadar kirlendiğini dokunduğunda anlıyordun. Bizim hikâyemiz de böyleydi.

Kimse birbirini aldatmamış, büyük kavgalar edilmemiş, birbirimize ağır sözler söylememiş, kapıları çarpmamış ve ortak fotoğrafları yırtmamıştık. Bir ortak fotoğrafımız da yoktu zaten.

Birlikte geçirdiğimiz iki yılın sonunda, bizi kanıtlayacak tek bir kare bile bulunmuyordu. Telefonumda onun elleri, kahve fincanı, bir akşam omzunun gölgesi ve gönderdiği birkaç manzara fotoğrafı vardı. İkimizin tek bir kare fotoğrafı bile yoktu.

“Ben fotoğraf çekilmeyi sevmiyorum,” demişti bir keresinde fakat arkadaşlarıyla çıktığı yemeklerden, iş seyahatlerinden, deniz kenarındaki otellerden fotoğraflar paylaşılırdı. Ben onun hayatında kadraja alınmayan taraftım. Bunu fark etmeme rağmen henüz gidecek cesaretim yoktu.

İnsanın bu noktada kendine sunduğu bahaneleri vardı. Bir gün değişecek, belki zamanı yok, belki korkuyor, belki daha önce incindi, belki sevgisini göstermeyi bilmiyordur.

Onunla en çok geceleri konuşurduk. Gündüzleri işi olurdu. Toplantısı, yorgunluğu, ailesi, çözmesi gereken meseleleri… Ben ona gündüzleri yazdığımda cevapları hep kısa olurdu.

Yoğunum, sonra konuşalım, şimdi uygun değilim…

Gece olup dünya sustuğunda beni hatırlardı. Bazen gece birde bazen de üçte arardı. Sesimi uykunun içinden çekip alırdım. Gün boyu beklediğimi belli etmemeye çalışıp rahat bir tonla konuşurdum.

Bana hiçbir zaman yalan söylememişti. Daha en başından “Ben ilişki düşünmüyorum,” demişti. Ama uzaklaşınca yakınlaşıyor, beni kaybedeceğini hissettiğinde sesine şefkat yerleştiriyordu.

“Sen benim için değerlisin.”

Bu cümleyi yıllarca sevilmekle karıştırdım. Değerliydim ama öncelikli değildim. Hayatında yerim vardı ama o yerin bir adı yoktu. İsimsiz olan her şey gibi ben de zamanla tozlandım. Beklemeye başladım. Yazdığı cümlelerin içinden kendime anlamlar çıkarmaya, sürekli mesaj geldi mi diye telefon ekranıma bakmaya başladım. Onun arayabileceği saatlerde uyanık kalmaya, hafta sonlarını belki plan yaparız diye boş bırakmaya, bir yere gidecek olursam telefonu sesi açık, ekranı yukarı dönük bıraktım. Her bildirimde kalbim kapıya koştu. O değildi…

Belirsizlik insanı bir anda yıkmıyordu. İçine yavaşça yerleşiyordu. Tıpkı evin içinde dolaşan toz gibi. Havada olduğunu görmüyor, yalnızca güneş doğru açıdan vurduğunda fark ediliyordu. Benim güneşim perşembe akşamı vurdu, doğum günümde. Bir hafta öncesinden söylemiştim o günü bana ayırmasını fakat o sadece “Bakarız,” demişti.

Onu tüm gün bekledim. En sevdiği siyah elbisemi giydim. Saçlarımı yaptım. Masanın üzerine iki kadeh koydum. Pasta almadım. Belki gelirken o getirirdi. Zaman geçip giderken sürekli ekrana bakıyordum.

“Bugün çok yoruldum, başka bir gün telafi ederiz.” Cevap vermedim. Gece saatlerine doğru sosyal medyada bir fotoğraf gördüm. Arkadaşlarıyla mekândaydı. Yüzü görünmüyordu ama kolundaki saati tanıdım. Ben onu hep ayrıntılardan tanırdım. Başkasının çektiği masada, başkasının akşamında bana ayırmadığı saatlerde oturuyordu. Hiçbir şey söylemedim.

Kapının yanında duran aynada kendimi gördüm. Gözlerimin altında uykusuz geceler, ağzımın kenarında söylenmemiş cümleler vardı. Pencerenin pervazına gittim. Parmağımı tozun üzerinde gezdirdim. Bezi alıp çizgiyi değil, bütün yüzeyi silip geriye bir iz bırakmadım.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Dilek Yılmaz
Dilek Yılmaz
28 Eylül 1993 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Turizm Otel İşletmeciliği mezunudur. Eğitim hayatına Psikolojiyle devam etmiştir. Kalbimdeki İz ve Onsra kitaplarının yazarıdır. Yazım hayatına aktif bir şekilde devam etmektedir.

POPÜLER YAZILAR