Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Acı Kırmızı

Bir yılbaşı daha yaklaşırken, her yer kırmızıya kesiyor. Işıklar, süsler, vitrinler… İnsanın içinin de aynı renkle dolması bekleniyor; sevinçle, umutla. Oysa bir kadın olarak yaşadığımız bu coğrafyada kırmızı, çoğu zaman sevinçten önce korkuyu hatırlatıyor. Yalnızlığı, tedirginliği, tetikte olmayı… Hayatın can yakan anlarını.

Kırmızı, hayatın kendisi gibi biraz. Mutlu edenlerle mutsuz edenlerin aynı renkte buluşması, “acısıyla tatlısıyla” ifadesini anımsatmıyor mu? Korkunun, yalnızlığın, tedirginliğin, şüphenin; yaşamın acı veren her ânının rengi kırmızı. Bakma öyle canlı, davetkâr durduğuna… Bu dünyada sana iyi gelen şeyler kadar kötü hissettirenlerin de rengi kırmızı.

Kimi zaman gün doğarken ateş gibi ufuktan yükselen umudun rengi olur, kimi zaman gün batarken vedanın ta kendisi.

İçinde kelebekler uçuran gonca güllerle, gözyaşlarının aktığı o dramatik anda kızaran gözaltlarının buluştuğu yer kırmızı.

Bir zamanlar aşkla bakan gözlerden, günün birinde sert bir tokada varan yolun sonu da kırmızı.

Çocukken ufak bir kıpırtıda annenin iki parmağı arasında sıkışan körpe etin aldığı renk kırmızı.

“Eti senin, kemiği benim” diye emanet edildiğin öğretmenin, arkadaşınla konuştuğun için ensene indirdiği fiskenin izi de.

Peki ya hiç acımadan inen elin tırnaklarındaki oje? Küçücük bir çocuğun canı yanarken egosunu tatmin etmenin hazzıyla parlayan o narsist kırmızı…

Heyecanla yaptığın ödevde tüm hevesini yerle bir eden çarpıların mimarı olan kalem, kırmızı. Yanlışlar göz alıcı renkle bağırırken, doğruların kömür siyahına hapsolduğu, ruhumuza yetersizlik duygusu inşa eden o kâğıtlar…

Mağaza vitrinlerinde bağıran indirim yazılarında, acele ettiren tabelalarda; çabuk ye, daha çok ye diye aklı susturup içgüdüyü harekete geçiren fast food dekorasyonlarında… Her yerde ton ton kırmızı.

Bir de aşkın rengi masalı var ki değme gitsin. Doğrudur, bir kırmızısı vardır aşkın; ama olsa olsa pıhtılaşmış kan gibi kararmış bir kırmızı…

Tek haneli yaşlardayken bayram sabahı giymek için heyecanla beklenen, ama günün sonunda ayağını vurup canını yakacak sertliği de içinde saklayan o pırıl pırıl rugan ayakkabılar? Onlar da kırmızı. Bir çift ayakkabının içine gizlenmiş “parlaklık acıyı da içinde barındırır” mesajı… Anlamadık. Şimdi ise ürkütücü bir gerilim filminin tam ortasındayız; her yer kara kırmızı.

Nereden bakarsan bak, kırmızının hikâyesi değişmez. Ayakkabıda da, masalda da, aşkta da… Parlak görünür; ama bedeli vardır.

Yeni bir yıla girerken, eskisini memnuniyetle uğurlayıp yenisine coşkuyla kucak açan bir yazı daha iyi olurdu, farkındayım. Ama hikâyelerin en ağır cümlelerinin kırmızıyla yazıldığı bu coğrafyada, henüz o durağa gelemediğimizi de biliyorum.

2025’e veda ederken buraya son kırmızıyı bırakıyorum.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Yücel Cüre
Yücel Cüre
Otuz beş yıl bilişim sektöründe klavyeyle haşır neşir oldu, ama mesaisi sadece işle sınırlı kalmadı. Editörlük, yazar koçluğu ve eğitmenliğin yanı sıra, kurucusu olduğu "Çünkü Kadınız Kolektifi" çatısı altında sosyal sorumluluk projeleri yürütüyor. Kelimelerin hayatı dönüştürme gücüne inanıyor ve bu sihrin peşini bırakmaya hiç niyeti yok.

POPÜLER YAZILAR