Tabiatın kış uykusundan doğrulduğu bir 18 Mart günü merhaba dedim dünyaya. 1986’da, İstanbul’un sıcaklığını yanıma alıp Norveç'in sükûnetine uzanan bir göç hikâyesi başlattım; kimliğimi bu iki zıt kutbun füzyonuyla inşa ettim. Yıllar içinde şiir, deneme ve öykülerle nefes aldım. Zamana Sıkışmış Anlar Üzerine adlı kitabımda, hayatın telaşlı akışındaki huzurlu durakları ölümsüzleştirmeye çalıştım. Termosumda çayım, yanımda fotoğraf makinem; mevsim ne olursa olsun, yazmaya ve pervasızca çiçek açmaya devam ediyorum.