Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

O Eski Bayramlar Atlarına Binip Gittiler

O eski bayramlar, o güzel atlara bindiler ve uzaklara, çok uzaklara gittiler. Bize de geriye, replik gibi, “Nerede o eski bayramlar?” demek kaldı. Atlar giderken yanlarında o saman kağıdından yapılma takvim yapraklarını da götürdüler. Onlarla birlikte, bayram sabahının telaş, stres ve mutlulukla karışık duyguları, maaile ovulan gümüş tepsilerin parıltısı da kayboldu. Çünkü artık gümüşlerin değil, dijital ekranların camlarını parlatıyoruz.

Her çağın kendine göre kusurları var elbet. Bizim denk geldiğimiz çağın kusuru ise iletişimin sınırsız imkânlarının el birliğiyle bile isteye imkânsızlaştırılması. Telefonda tek bir hareket ile dünyanın öbür ucundaki sese ulaşabiliyoruz; ancak aynı sofrada, dirsek temasında oturduğumuz insanın sessizliğini duymak için epeyce bir zorlanıyoruz. İşin ironik tarafı ise bu zorlanmanın kendimiz dahi farkında olmuyoruz. WhatsApp gruplarına düşen o “toplu” kutlama mesajları, aslında çağın iletişim hızı değil; sadece bir görev bilinciyle yapılan birer bildirimden ibaret. İnsanın şahsına yazılmayan bu mesajlara sergilenen kırılganlık ya da umursamazlık kısmı ise iletişimin bile şaşkınlıkla izlediği başka bir konu. Eskiden bayram öncesi evler temizlenirdi, şimdi WhatsApp’a gelen toplu bildirimler temizlenir oldu.

 Aslında herkes “eski bayramların” hasretinden bahsediyor. Ancak bu özlemin odağında hep o lezzet şöleni kusursuz sofralar, yemekler ve tatlılar var. Peki, o eski bayramları asıl bayram yapan, sofradaki o lezzetlerin mimarı olan kadınların arka plandaki görülmeyen emeği mi acaba? Burnumuzun direğini sızlatarak andığımız o büyüklerimizin yemekleri ve tatlıları, aslında günlerce süren hazırlığın, uykusuz gecelerin ve karşılıksız bir özenin eseridir. Siz hiç kadın olmayan bir bayram evinin renksizliğini fark ettiniz mi? Sofralar yok, ses yok, renk yok… Bugün o “eski tadı” bulamıyor oluşumuzun bir sebebi de eksilen kadınlarımızdır. Veya artık bu yükü tek başına sırtlanmayı reddeden ya da gücü ve vakti olmayan kadınların, sessiz devrimidir. Belki de gitmek zorunda kalan sadece bayramlar değil, o bayramları yaşatmak için kendi bayramından vazgeçen kadın kadınların fedakârlığıdır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Gizem Karadereli
Gizem Karadereli
Yaklaşık on beş yıl özel sektörde çalıştıktan sonra, içsel bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta yalnızca kendine değil, dokunabildiği herkese ışık olmayı amaçladı. Kişisel gelişim alanında aldığı eğitimlerle yaşam koçluğuna yöneldi. Farklı alanlardaki çalışmalarına devam ederken, kadınların sesine güç katmak için de yola çıktı. Şimdi, deneyimlerini ve yol arkadaşlığını “Çünkü Kadınız” çatısı altında paylaşıyor.

POPÜLER YAZILAR