Yaşamımızı şekillendiren, özümüzle aramızdaki bağı koparmayan, geçmişi ve geleceği birlikte yaşayabileceğimiz bir alan varsa, o da sanattır. Bu ay size Manisa’da ikamet eden ve yıllardır sanat öğreticiliği ile birçok kişinin hayatına dokunmuş, aynı zamanda da Kültür ve Turizm Bakanlığımızın “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanına sahip olan filografi öğretmenimle tanıştıracağım .
Kendisi aslen Kırşehirli olup hayatına Manisa’nın eşsiz tarihi ile filografi sanatını birleştiren, hayal gücü ve sevgisiyle öğrencileri arasında inanılmaz bir bağ kuran Selçuk Üniversitesi El Sanatları Öğretmenliği’nden mezun olan Yasemin Kılınç. Belki siz onu “Tel ve Çivinin Aşkı” isimli sergilerinden hatırlayabilirsiniz. İlimizde, filografinin sessiz dilini öğreten, bir sanatın sesinin çivinin ahşaba değdiği o ilk anda duyulmasını sağlayan, sabırla ilmek ilmek işlenirken ortaya çıkan motif, bir ustanın öğrencisine bırakabileceği en önemli mirastır. Kendisini ve filografi sevdasını anlamaya başlamak için en doğru yer tam da burası.
Filografi sanatına uzaktan bakıldığında çivilerin ve tellerin sessiz düzenini sağladığını görürüz. Hayat gibi her şeyin muntazam olması, yaşamın güzelliğinden olsa gerek. O düzenin içinde sabır, emek ve ustanın öğrencisine bıraktıkları görünmez izler taşırlar birbirlerine. Filografi sanatı dışarıdan bakıldığında telin ve çivinin ahşap üzerinde buluşmasıdır. Her çivide biraz sebat, her telde sükûnet saklıdır. Sanatın peşi sıra insan yalnızca bir motif yapmayı değil, beklemeyi, dikkat etmeyi ve emeğin değerini de öğrenir. Sanatın en güzel taraflarından biri, kişileri aynı emeğin etrafında bir araya getirmesidir.
Yasemin Hoca’mızla birlikte sergi açma fırsatımız da oldu. Günlerce süren hazırlıkların ardından kendisinin ve öğrencilerinin eserlerini bir arada sergilenmesi, filografinin yalnızca bir el işi olmadığını; sabrın ve üretmenin görünür hâli olduğunu bir kez daha hatırlatır bizlere. Yasemin Kılınç’ın öğretmenliğinin en kıymetli tarafı ise öğrencileriyle kurduğu samimi bağdır.
O yalnızca atölyede var olan bir hoca değil, aynı zamanda öğrencilerinin özel günlerinde yanlarında olan, evlerine gidebilen, hayatın içine dokunabilen bir dosttur. Bu yüzden ondan öğrendiklerimiz yalnızca eserlerde değil, hatıralarımızda da yaşamaya devam eder. Bugün bir filografi eserine baktığımda yalnızca şekli görmüyorum. O çivilerin arasında öğretilmiş bir emeği, ipin kıvrımında saklı bir sabrı ve bir hocanın öğrencisine bıraktığı izi de görüyorum. Yasemin Kılınç, tel ve çiviyi bir araya getirerek yalnızca sanat üretmiyor; aynı zamanda insanın içine işleyen bir zarafet bırakıyor. Halen Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi’nin öğretmeni olarak görevine devam eden hocamız, Manisa’nın Demirci ilçesinin en bilinen özelliği olan halı dokuma tezgahlarından esinlenerek halı ve filografiyi buluşturan özel tasarımlarının da sergileneceği bir sonraki sergiye hazırlanıyor.
Sizleri de tel ve çivinin aşkını görmeye, maşuku olmaya davet ediyoruz.



