Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Hasret

Bayram sabahı, kasabanın dar sokaklarına henüz güneş tam değmeden yayılan o tanıdık sessizlikle başladı. Sessizlik dediğim, aslında içinde birçok ses barındıran bir şeydi; uzaktan gelen bayram namazı dönüşü ayak sesleri, mutfaktan yükselen kahve kokusu, eski bir radyonun cızırtılı neşesi… Ama bu sabah, Ali için hepsinin içinde bir eksiklik vardı.

Ali, yıllardır aynı evde, aynı bayram sabahlarına uyanıyordu. Ama bu sabah farklıydı. Annesinin sesi yoktu. Ne mutfaktan, “Kalk artık,” diye seslenişi ne de elinde tepsiyle odaya girip gülümseyişi… Evin duvarları sanki daha geniş, daha soğuk görünüyordu. Masanın üzerindeki şekerlik doluydu ama anlamı eksikti.

Yavaşça kalktı, pencereye yürüdü. Dışarıda çocuklar bayramlıklarıyla koşuşturuyordu. Bir an durdu, gözlerini kapattı. Aynı sokakta, yıllar önce kendisi de o çocuklardan biriydi. Yeni ayakkabılarının sertliğiyle yürümeye çalışırken annesinin elini sıkı sıkı tuttuğunu hatırladı. O zamanlar bayram, sadece şeker ve harçlık demekti. Şimdi ise bayram, daha çok hatırlamak demekti.

Mutfaktan gelen kahve kokusu onu kendine getirdi. Kahveyi o yapmıştı ama kokusu bile annesini hatırlatıyordu. Sanki o koku, duvarların arasına sinmiş, yıllardır çıkmamıştı. Masaya oturdu, fincanı eline aldı. Bir yudum aldıktan sonra durdu ve “Bayramın tadı böyle miydi?” diye düşündü. Belki de tat değişmemişti; değişen onun içindeki boşluktu.

Kapı çaldı, gelen komşunun küçük kızı Zeynep’ti. Elinde küçük bir şeker tabağıyla, biraz çekingen bir gülümsemeyle, “Bayramınız kutlu olsun,” dedi. Ali, bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonra gülümsedi, tabağı aldı ve başını okşadı. “Senin de bayramın kutlu olsun.” O an, içinde bir şey hafifçe yer değiştirdi. Hasret, yerini kısa bir sıcaklığa bıraktı.

Zeynep gittikten sonra Ali, evin içinde dolaşmaya başladı. Her eşya bir anıya açılıyordu. Eski koltuk, annesinin oturduğu köşe, duvardaki solmuş fotoğraflar… Birinde kendisi küçük bir çocuktu, annesi yanında gülümsüyordu. Fotoğrafı eline aldı; “Demek bayram dediğimiz şey, biraz da buymuş,” diye mırıldandı. “Geçmişin bugüne bıraktığı izler…”

Öğleye doğru dışarı çıkmaya karar verdi. Sokakta herkes birbirine sarılıyor, kahkahalar yükseliyordu. Ama Ali, kalabalığın içinde bile yalnız hissediyordu. Bu yalnızlık, yabancı bir yalnızlık değildi; tanıdık, eski bir dost gibiydi. Hasretin şekil almış hâliydi sanki.

Mezarlığa doğru yürüdü. Her bayram olduğu gibi… Ama bu sefer adımları daha ağırdı ve annesinin mezarının başına geldiğinde durdu. Toprağın üzerindeki çiçekler solmaya yüz tutmuştu. Diz çöktü, eliyle toprağa dokundu. “Bayramın kutlu olsun anne,” dedi sessizce.

O an, bir rüzgâr esti ve yapraklar hafifçe hışırdadı. Ali, bu sesi tanıdı. Sanki annesinin sesi gibiydi. Bir an için yalnız olmadığını hissetti. Hasretin sadece bir eksiklik değil, aynı zamanda bir bağ olduğunu fark etti. Annesi artık yanında değildi ama onunla kurduğu bağ hâlâ buradaydı.

Bir süre orada oturdu; sessizce, düşünerek… Bayramın aslında ne anlama geldiğini düşündü. Belki de bayram, sadece bir araya gelmek değildi. Belki de bayram, ayrı düştüklerini de hatırlamaktı. Eksik olanı kabul etmek ama yine de hayatın devam ettiğini görmekti.

Dönüş yolunda sokaktaki çocukların sesleri yine kulağına geldi. Bu kez o sesler ona uzak gelmedi. Aksine, bir sürekliliğin parçası gibi hissettirdi. Hayat devam ediyordu; yeni bayramlar, yeni anılar, yeni insanlar…

Eve vardığında kapının önünde bir an durdu ve içeri girmeden önce derin bir nefes aldı. Artık ev ona eskisi kadar soğuk görünmüyordu. Çünkü eksiklikle birlikte bir anlam da vardı.

Masaya oturdu, kahvesinden bir yudum daha aldı. Bu kez tadı biraz daha tanıdık geldi. Belki de bayramın tadı hiç değişmemişti. Değişen, onun bu tadı nasıl hissettiğiydi.

Ve o an anladı; bayram, sadece birlikte olunanların değil, özlenenlerin de günüydü. Hasret ise bugünün sessiz ama vazgeçilmez bir parçasıydı.

Alisa Çiçek Akyol
Alisa Çiçek Akyol
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesi olup Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentorluk yapmış, Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuş ve çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

POPÜLER YAZILAR