Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kırmızı Şalın Gölgesinde

Ada, hayatının büyük bir kısmını bir fısıltı gibi yaşamıştı. Kendini bildi bileli, adımlarını başkalarının adımlarına uydurmuş, sesini duvarlar yutmasın diye alçaltmıştı. Evinde, iş yerinde, hatta en yakın arkadaş çevresinde bile hep “uyumlu Ada”, “sakin Ada”ydı. Kimseyi kırmamak, kimseye yük olmamak adına kendi kırıklarını, kendi yüklerini görünmez bir sandığa kilitlemişti. İçindeki fırtınaları kimseye göstermez, her kasırgayı gülümseyen bir yüzün ardına gizlerdi.

Bir sabah uyandığında, her zamanki gibi gri bir İstanbul havası karşıladı onu. Ancak bu kez, pencereden sızan o donuk ışık bile içindeki kasveti dağıtamıyordu. O gün, kariyerinde bir dönüm noktası olabilecek önemli bir sunum yapacaktı. Aylardır bu an için çalışmış, gecelerce uykusuz kalmıştı. Ama her şeye rağmen, içindeki o tanıdık korku, “ya yetersiz kalırsam”, “ya beğenmezlerse” fısıltısı, beyninin her köşesini kemiriyordu. Üzerindeki bej ceketine, nötr renkli pantolonuna baktı. Tıpkı hayatı gibi… Görünmez, silik, kimseyi rahatsız etmeyen.

Hazırlanırken gözü, yıllardır çekmecesinde unuttuğu, anneannesinden kalma eski bir şala takıldı. Kırmızıydı. Öyle sıradan bir kırmızı değil; kan kırmızısı, isyan kırmızısı, belki de unutulmuş bir aşkın kırmızısı. Anneannesi, her ne olursa olsun, bir kadının ruhundaki ateşi söndürmemesi gerektiğini söylerdi hep. O şal, sanki o ateşi taşıyordu.

Ada, bir an tereddüt etti. Bu kadar iddialı bir rengi, bugüne kadar hiç giymemişti. Özellikle bu kadar önemli, ciddiyet gerektiren bir günde. Ama içindeki o fısıltıya karşı bir isyan yükseldi. “Bugün farklı olacak,” dedi kendine, aynadaki gri yansımasına bakarak. Yavaşça şalı boynuna attı.

Kırmızı, o an bej ceketin gri fonunda öyle bir patladı ki Ada bile şaşırdı. Sanki o şal, sadece giysi değil, içine sızan bir ruh parçasıydı. Odaya, aynaya, hatta Ada’nın kendi gözlerine bile bir cesaret aktı. Boynunda taşıdığı o kırmızı, sadece bir aksesuar değildi artık; bir zırh, bir kalkan, bir hatırlatıcıydı. “Buradayım!” diye fısıldıyordu sessizce.

Ofise giderken, metroda, otobüste… O kırmızının ona bir meydan okuma bahşettiğini hissetti. İnsanların bakışları, her zamanki gibi onu silip geçen değil, sanki varlığını fark eden bakışlardı. Bu, Ada’yı şaşırtmaktan çok, içindeki o uzun süredir bastırılmış gücü uyandırıyordu.

Sunum odasına girdiğinde, her zamanki tir tir titreyen Ada yoktu. Göz göze geldiği her bir üst düzey yöneticiye, başını dik tutarak baktı. Sunumunu yapmaya başladığında sesi, kendisini bile şaşırtacak kadar tok ve kendinden emindi. Kelimeler akıp giderken, slaytlardaki rakamlar ve grafikler sadece bilgi değil, onun tutkusunun birer yansıması gibi duruyordu.

Bir ara, nefes almak için durduğunda, odadaki sessizlikte boynundaki şalın sıcaklığını hissetti. Kırmızı ona, “Kim olduğunu unutma,” diye fısıldıyor, her bir kelimesini daha da sağlamlaştırmasını sağlıyordu. Sunum bittiğinde, odadaki alkışlar sadece profesyonel bir takdir değil, aynı zamanda Ada’nın içindeki fırtınanın zaferle sonlandığının bir göstergesiydi.

Toplantıdan çıkarken, gülümseyen yüzü ve dik duruşuyla, artık “sakin Ada” değil, “güçlü Ada” vardı. O gün, sadece bir sunumu değil, kendi kabuğunu kırmıştı. Kırmızı, ona sadece bir renk olmadığını, bir kadının içindeki ateşi, tutkuyu ve kendi sınırlarını çizme gücünü hatırlatan bir manifesto olduğunu göstermişti.

Eve döndüğünde, yorgun ama mutlu, şalı yavaşça boynundan çıkardı. Onu çekmecesine geri koymadı. Bu kez, yatağının başucundaki sandığın üzerine özenle yerleştirdi. O şal, artık bir anı değil, bir başlangıcın ve bir kadının yeniden doğuşunun sembolüydü. Ve Ada biliyordu; hayatının bundan sonraki her gri gününde, o kırmızı şalın gölgesinde bulduğu gücü hatırlayacak, adımlarını çok daha cesur atacaktı.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Nilden İçağasıoğlu
Nilden İçağasıoğlu
İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema mezunu olarak; içerik üretimi, yaratıcı yazarlık ve sözlü anlatım alanlarında çeşitli eğitimler aldı. Masal anlatıcılığı, senaryo yazarlığı, yetişkin ve çocuk odaklı hikâye yazımı ve dijital iletişim konularında deneyimli. Toplumsal konulara duyarlı, özgün içerikler üretmeye önem veriyor. Kadın hikâyeleri, sokak hayvanları, çocuklar ve görünür olmayan hayatlara dair temalara, çalışmalara odaklanıyor. Toplumun her kesimini kapsayan hikâyeler üretmeyi ve anlatının dönüştürücü gücüne alan açmayı önemsiyor.

POPÜLER YAZILAR