Cumartesi, Kasım 22, 2025

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Eşitlik mi Adalet mi?

Yaratılmışların en şereflisi olan insan, muhteşem fiziksel dizayn, eşi olmayan biyolojik yapı ve full kapasite donatılarak var edilmiştir. Bunu anlayabilmek için antropoloji biliminin detaylarına vakıf olmaya gerek yok. Bakıldığında herkesin iki kolu, iki ayağı, iki kulağı, iki gözü, burnu olması hasebiyle tek tip ve eşit gibi duruyor olabilir. Detaylarda saklı olan bilgilere bakıldığında ise parmak izlerinden tutun, biyolojik sistemde herkesin değişiklik gösterdiği anlaşılmakta. Bunu, aynı rahimde oluşan ve gelişen ikiz bebeklerin dahi eşit olmadıklarında da görebiliyoruz. Hâl böyleyken her anlamda kayıtsız şartsız eşit olmanın mümkün olduğundan bahsedemeyiz. İnsanın kendi potansiyeli ve fıtri özelliklerinin farkında olarak eşit hak ve özgürlüklere sahip olmak istemesi, yaratıcının doğuştan verdiği bir imtiyazdır. 

Kur’an-ı Kerim’de eşitlik tabii bir hak olarak kabul edilir. Yine kutsal kitabımızda kadın ve erkeğin, fiziksel olmasa da ruhen eşit olduğundan bahsedilir.

İlkesel olarak, tüm bireylerin eşit haklara sahip olduğu, aynı düzeyde saygıyı hak ettiğinden toplumda yaşayan herkesin eşit muamele görmek istemesi olarak bilinir.

Buraya kadar herkesin hemfikir olduğu kanısındayım. İş uygulama kısmına geldiğinde maalesef her şey bu kadar net olmayabiliyor. Kendisine eşit muamele yapılmasının hak olduğunu savunan kişiler, aynı düşünce ve görüşte olmayanlara aynı muameleyi göstermedikleri gerçeği de inkâr edilemez. Hatta daha ileri gidenler de yok değil. Eşitlik ilkesinin kendi inisiyatifine bağlı olduğunu düşünen sığ zihinli kişilerin, en yakınlarından dahi bu hakkı esirgemesi trajikomik bir hâl aldığı aşikâr. 

 Dünyada da genel olarak eşitlik ve adaletten söz etmek neredeyse imkânsız. Hiçbir suçu olmayan masum kadın ve çocukların, ateşli silahlardan ya da açlıktan öldüğünü bilmek bu kanıya varmamızı zorlaştırmıyor. Bazı coğrafyalar açlıkla yoksullukla mücadele ederken, onların topraklarını sömürüp zevk sefa içinde yaşamak da adalet ve özgürlük ilkelerine aykırı bir durum değil de ya nedir? 

Eşitlik, talep edilmesi gereken bir hak da değildir. Zaten var olan ve bu donatıyla dünyaya gelen kişilerin birbirlerinden eşitlik hakkı dilemek olağan akışa ters bir durum. Kadın-erkek ilişkilerinde de bu durum fazlasıyla görülmekte. Eşitliğin iki kısa çizginin üst üste geldiği matematik sembolünden başka bir anlamı olmadığını düşünen kişilerin sayısı da az değil.  Fiziksel üstünlüklerinin kadın üzerinde baskı unsuru haline getirildiği yerde eşitlikten söz etmek mümkün olamaz. 

Eşit olmak aynı olmak da değildir aslında. Kadınlar ve erkekler eşittir demek, erkekler ve kadınlar arasında hiçbir fark yok demek anlamına da gelmez. Farklılıklarının toplumda fayda ve fırsatlara erişim düzeylerini değiştirmemesi anlamında olduğunu söylemek mümkün.

Bir kişinin ayıplanıp eleştirildiği bir davranışı başka biri yaptığında görmezden gelmek de etik açıdan eşitlik ilkesine ters bir davranış olmaz mı?

Eğitim seviyeleri, ekonomik durumları ve fiziksel görüntülerine bakıldığında birbirine üstünlük sağlayacak bir durumu olmayan çiftlerden bazıları, içindeki ego canavarına yenik düşüp kendini bir derece de olsa üstün göstermek için garip çabaların içine girmesi de bilinmedik bir şey değil. Hâlbuki bu konuda seminerlerde konuşmalar yapıp herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğundan dem vuran kendileri değilmiş gibi… Bu bilgileri kendi kapısının eşiğinde bırakıp içeriye giren konunun bilirkişilerini de alkışlamamak elde değil!

İslâm dini, kadını kutsal olarak kabul edip pozitif bir ayırımcılığa gitmiştir. Kadın ve erkeği birbirinin tamamlayıcısı olarak görürken kadına değer vermeyen ve aşağılayıcı sözde bulunanlara da ceza verilmektedir. 

Biz kadınlar, eşitliği farklı algılayıp erkek taş taşıyorsa, “Ben de taşıyabilirim,” ya da “Oto tamirhanesinde arabaların altına girip çalışabilirim,” algısına da yenik düşmemeliyiz. Fiziksel olarak eşit olmaya zorlanmak, bedenimize ve yaratıcının aslında bize sunduğu üstünlüğe haksızlık etmek olarak düşünüyorum. Kadınlara verilen değer ve üstünlüğü, “Cennet annelerin ayakları altındadır,” Hadisi Şerifi, en net olarak ortaya koyan ifadedir.

Çoğu zaman karıştırılan eşitlik ve adalet konusuna ise Nietzsche’nin “Herkes eşit değildir, böyle der adalet,” sözünün açıklık getirdiği söylenebilir.

Nebiye Sevük
Nebiye Sevük
Rize doğumlu. Eğitim hayatına, beş yaşındayken geldiği İstanbul’da başladı. Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi, İstanbul Üniversitesi Kültürel Miras bölümünden mezun oldu. Okuma ve yazma çocukluktan gelen tutkusu. Bu tutkusunu 2023 yılında “Umut’la Umuda” adlı kitabıyla somut hâle getirdi. "Hasret" adlı hikâyesiyle “Öykülerin Dili Var” adlı kolektif öykü kitabında yer aldı. Okumaya ve yazmaya tutkuyla devam ediyor.

POPÜLER YAZILAR