Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Duygu Yargılaması

T.C. SÖZCÜKLER ARASI CEZA MAHKEMESİ

DAVACI: Sadakat

DAVALI: İhanet

HÂKİM: Adalet

MÜBAŞİR: Sabır

Hâkime Adalet her zamanki yerine kurulmuştu. Önündeki yığılan dosyalardan en üsttekini aldı ve kapağını açtı. Tam o esnada etrafta toz zerreleri uçuştu. Adalet Hanım’ın kesik kesik öksürmesine neden oldu. Burun kanatları istemsizce havalanırken, bir dosya içeriğine bir de karşısındakilere baktı. Sırtını dikleştirdi. Masanın üzerindeki dosyalara tekrar gözü ilişti, fazla zaman kaybetmeden duruşmaya başlamalıydı. Gözler ona çevrilmişti. Odadan çıt sesi bile çıkmıyordu.

Yüksek bir ses tonuyla önündeki açık sayfayı okumaya koyuldu. “Mahkememize Davacı Sadakat tarafından başvurulmuştur. Davalı İhanet’in gururunu zedelediğini, anlamını değersizleştirdiğini, itibarını yerle bir ettiğini ileri sürmektedir. Davacı taraf, dosyadaki iddialarınızı tekrar ediyor musunuz?”

İçeriye girdiğinden bu yana bu anı bekleyen Sadakat ayağa fırladı. Söze başladı. “Davacıyım Efendim İhanet’ten. Son zamanlarda ismimin yanına eklenen (-siz) ekinden o kadar rahatsızım ki! Hep bu İhanet’in yüzünden, başıma gelmeyen kalmadı. Ona uğrayan, akabinde “Sadakat(siz),” diyerek, beni nefretle anıyor. Kelimemin saf hâli usul usul siliniyor hafızalardan. Depresyonun eşiğindeyim. Ben bu hâllere düşecek kelime miydim? Toplumun gözünde değersizleştim. Beni acilen bu nahoş durumdan kurtarın. Belirttiğim nedenlerle sizlerden ilk talebim, ismimdeki (siz) ekinin sözlükten çıkarılması.”

Salonda uğultular yükseldi.

Adalet Hanım herkesi sessiz olmaya davet etti: “Buyurun, devam edebilirsiniz,” dedi ve davacıya tekrar söz verdi. Tokmağını kürsüye üç kez vurdu.

“Hımmm nerede kalmıştım? Tertemiz, naif ismim daha fazla bu hayırsız ihanet yüzünden kirlenmesin. Evet, talebimi yineliyorum, o ekle artık anılmak istemiyorum.”

Hâkime Hanım yerinde kıpırdandı. Bir yudum suyla boğazını temizledi. “Böyle bir değişiklik yapma hakkımız var mı?” diye mırıldandı. Davalının isteğini yerine getirirse sadakatsiz kelimesinin yerine hangi kelime kullanılabilirdi ki? Sözlükte kelime boşluğu oluşacaktı böyle bir karara imza atarsa.

Davacı Sadakat izin almadan heyecanla atıldı. Ve ekledi; “Niye başkasının yanlışı bana mâl oluyor ki? İkinci talebim sözlükten “sadakatsiz” kelimesinin çıkarılmasının akabinde, yerine ihanetli kelimesinin eklenmesi. Hem herkes kendi hatasının cezasını çekmeli.”

Bu cümleleriyle Davacı, sanki Adalet Hanım’ın hislerine tercüman oldu.

Hâkime Hanım önündeki kalın kitabı açtı. Alnını kırıştırdı. “İhanetli,” dedi ve yüzüne bir tebessüm oturttu. “Hiç böyle bir şey olur muydu?” Herkesin ağzından çıkacaklara dikkat kesildiğini görünce, düşünmek için zaman kazanmak istedi. “Davacı tarafın iddialarına karşı davalının savunmalarını dinleyelim.”

Davalı İhanet salona geldiğinden beri sessizliğini koruyordu. En kolay savunma yöntemi olarak hep susmayı seçerdi. Ama bu kez çok üstüne gelinmişti. Ağzından kelimeler ilk defa etrafa bu kadar erken saçıldı.

“Vallahi billahi, yeminle benim hiçbir suçum yok Efendim. Hep aklıma Aşk ve Sevgi giriyor. Onlar kulağıma fısıldamasa o güzel işveli, cilveli nağmelerini, hiç bu işlere kalkışır mıyım? Dava yanlış kişiye, yani bana açılmış, benim yeminle günahım yok.”

Adalet Hanım kalın kemik çerçeveli gözlüklerini çıkardı. Saçlarını savurdu. “O zaman, üzerlerine davalı tarafından suç atfedilen Aşk ve Sevgi’yi de dinlemeliyiz,” dedi.

Mübaşir Sabır tok sesiyle, “Aşk ve Sevgi,” diye kapı eşiğinden koridora doğru bağırdı.

Aşk ve Sevgi kol kola, yapışık ikizler gibi içeriye adım attı. Hâkime Hanım’ın karşısına geçtiler.

“Ah, dünyanın en güzel duygusuna atılan iftiradır bu,” dedi Aşk ve hiddetle İhanet’e baktı. “Ben gönülleri yerinden oynatırım da her şeyi, herkesin kendi özgür iradesine bırakırım.”

Sıra Sevgi’deydi. “Ben billur bir su, sevgiliye bırakılan ilk buse, ismimin ihanetle yan yana gelmesi, masumiyetime kara bir gölge. İddiaları asla kabul etmiyorum.”

Koyu bir sessizlik oldu.

Adalet Hanım belini sıkan pantolonunun düğmesini el yordamıyla çaktırmadan açtı. Ana Kitap’ta, sözlükte davacının talep ettiği gibi kelimeleri değiştirme yetkisi yoktu. Davacı iddialarında da haklıydı. Tekrar Sadakat’e döndü; “Davacı taraf son söz sizin,” diyerek uzaklara daldı.

“Hâkime Hanım bu taleplerin hiçbiri gerçekleştirilemezse,” dedi ve boynunu büktü Sadakat. “Son isteğim, ihanet dört duvar arasına girsin, aklını başına toplayıp beni daha fazla rezil etmesin.”

Adalet Hanım kararsızlığın içine düşmüştü. Akıl danıştığı sağ kolu Vicdan ile konuşmak için duruşmaya kısa bir ara verdi. Biraz sonra herkes tekrar mahkeme salonunda yerlerini aldı.

Adalet Hanım, “Gereği düşünüldü,” dedi. Salondakiler ayağa kalktılar.

“Ülkedeki son bir yıldır ihanetlerin tespitine ve tüm ihanetlerin bir yıllığına hapis cezasına çarptırılmasına… Aşk ve Sevgi’nin Davalı İhanet’i azmettiren olmadığına, tüm bu yaşananlara Davalı İhanet’in kendi özgür iradesiyle mahal verdiğine…”

Sadakat derin bir oh çekti. İhanetin elleri kelepçelendi. Salondan çıkarılırken itirazlarını haykırmaya devam etti. Aşk ve Sevgi ise Hâkime Adalet’e yürekten kalpler gönderdi.

İhanet soğuk koridorlarda hücresine doğru giderken diğerleri dinlenmek üzere sözlükteki yerlerine geçtiler. Davacı Sadakat’in sözlük sefası sadece üç gün sürdü. Hapisteki ihanetler, onları sadakatsiz bulanlar tarafından salya sümük affedilip dışarıya çıkarılıyordu. Bu haberi alan Davacı Sadakat, “Yapmayın, etmeyin,” dedi. Sadakat’leri organize etti. Tüm Güven’lerin kapısını üşenmeden çaldılar. Ama nafile. Bir hafta sonra tekrar o nefret ettikleri (-siz) ekleri arkalarına eklenmeye başladı.

Yeni bir duruşma günündeydiler. Hâkime Adalet topuklarını tıkırdatarak kürsüsüne oturdu. Mübaşir Sabır metanetle seslendi. “Davacı Sadakat, Davalı Güven…”

Eda Ketenci
Eda Ketenci
1985 Muğla doğumludur. Lise öğrenimini Muğla Anadolu Lisesinde, üniversite eğitimini Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi, yüksek lisansını Ankara Hukuk Fakültesinde tamamladı. Yeditepe Üniversitesinde doktora öğrencisidir. 2010 yılından bu yana avukatlık mesleğine devam etmektedir. Asonans, Hikâyeden Gazete, Panda Edebiyat, Düş, Yeni Yazar, Derin ve Feveran dergilerde hikâyeleri ve yazıları yayımlanmıştır. Yazarın Oyun Başlasın ve Bubi’nin Deniz Macerası adında iki çocuk kitabı da bulunmaktadır.

POPÜLER YAZILAR