Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Mutluluğu nasıl tanımlarsın?

“Para, iş, yaşadığın şehir, etrafındaki insanlar?
Sahip olduğun eşyalar, ev, araba?
Evet hepsi olabilir ancak bunlar olmadığında “asıl” mutluluk nedir?
 
Ütopik bir mekânda; sorguların ortadan kalktığı, kimsenin kimseyi ötekileştirmediği, statülerin tanınmadığı, kapısından içeri giren “herkesin” kendisini ait hissettiği ve aslında kendini bulduğu bir yer hayal edin ve bu yerin adı da “Glück” yani başka bir dilde adı “mutluluk”. Bu çatı altında ise bambaşka hayatlardan iki güçlü kadının karşılaşması ve mutluluk arayışındaki yolculuğuna eşlik ediyorsunuz. Kitap boyunca Pelin ve Nur’un bu arayışta nasıl zıt hayatlardan gelip aynı olguda buluştuklarını görüyoruz.

Biri tam mutluluğun içinde ve her güne uyanışı ise yine de bunu aramakla geçmesiyken diğer kadın karakterimiz yaşamı boyunca mutluluk nedir bilmeden yaşamış, karşılaştığında ise bocalayan ve âdeta mutluluğu sindire sindire, bazı zamanlar ürkek bir çocuk kalbiyle çekinerek mutluluğa sığınan bir kadın görüyoruz… Oysa ikisi de her sabah gününe tam olarak bu arayışta uyanıyor! Ancak ona ulaşmamıza engel pek çok etken olabiliyor; statüler, kalıplar, ekonomik faktörler, kendimize yeterince değer vermeyişimiz ve çok daha fazlası… Bunlar ortadan kalkınca da özüne inebildiğimiz bir saf mutluluk var aslında, ya da var mı? artık yanıt her neyse yazar bunu hayalini kurduğu bir Glück çatısı altında bu iki güçlü kadın üzerinden sizi ilginç bir yolculuğa sürüklüyor… Hikâyenin devamını isterseniz okuyabilirsiniz ancak burada konumuza dönecek olduğumuzda size sormak isterim dostlar, mutluluğu siz nasıl tanımlardınız? Nedir sizin hayata tutunma sebebiniz?

Siz düşünedurun, ben de “bence” ile başlayan bir cümleyle sizin aklınızı biraz daha bulandırayım isterim.

Bence, bunu bir kez tanımlayıp sonra bununla ömür boyu yaşamazsınız, her yaşında veya yaşanmışlığında, öğrenilmişliklerinle farklı arayışlara uyanırız… Bugün kendi savaşın ve ayakta durabilme mücadelesi varken, yarın belki de en sevdiğinin son günlerinde onun her sabah mutlu bir güne uyanması için emek vereceksin… Bu her üstesinden geldiğin ve arkanda bıraktığın mücadele ile evrilecek, değişecek ve en güzeli de seni olgunlaştıracak ve sen her adımda biraz daha sağlam basacaksın yere… Bu yaşanmışlıklarında gözyaşı olacak, acı olacak hatta pişmanlıkların da bolca olacak! Sadece duygularına sahiplenmeyi ihmal etme, her zorluk seni güçlendirirken duygularını elinden almasına izin verme; kaya gibi ol ama merhametini ruhunda var et, sapasağlam ayakta dur ama kalbinle gerektiğinde aşkı yine kucakla, geçmişinde yara almışsan da adı üstünde “geçmiş” bırak orada kalsınlar…

Hayat yeterince zor ama olağanca güzelliğinde sana sunabilecekleri de çok fazla, yeter ki madalyonun o tarafından da bakmayı bil… Ya da öyle bir tarafı da var unutma!

Her yolculuğun bir sonu var, bildiğimiz tek gerçek buyken o hâlde her an, her gün anlamlanarak dolmalı, bazen bir kuşun özgürlüğünde oradan oraya göç edip farklı medeniyetler görüp tanıyarak, bazen bir kelebeğin hafifliğinde bir çiçeğe konup orada dinlenerek, bazen sadece hiçbir şey yapmadan saçlarını rüzgâra bırakıp, gözlerini kapatıp dalgaların kıyıya vuruşunu dinleyip iç huzurunda buluşarak…

Mutluluğu her gün bir daha baştan yazabilirsin, istediğin gibi, özgürce… Bir sebebin olsun güne başlaman için yeter, ve bu sebep önce senin yüzüne gülümseme konduracak ve önce senin ruhuna dokunacak bir sebep olsun…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Melek Çıkar
Melek Çıkar
Avustralya`da doğmuş yetişmiş ve yıllar sonra radikal bir kararla “İstanbul`da hayat acaba nasıldır?” merakıyla hiç yaşamadığı bir şehirde yolculuğuna hala devam edebilen bir savaşçı (henüz akıl sağlığı yerinde merak etmeyin) University of Western Sydney” Uluslararası İşletme” mezunu olup yurtdışında çeşitli sektörlerde pazarlama, kurumsal iletişim gibi alanlarda görevler üstlendi. Daha sonra Türkiye`ye dönüşüyle iş hayatına başladığı ilaç sektöründe bir beyaz yakalı olarak hayatını hala sürdürmekte. İş dışında hiç rahat durmayıp çok değerli tiyatro sanatçıları ile “Seslendirme, Artikülasyon” çalışmaları yaptı. Yurtdışı ve yurtiçi olmak üzere çeşitli mecralarda köşe yazıları da yazmış olan Melek son olarak ilk kitabı “Glück” ile okurlarıyla buluştu. Bu kitabın çalışması ise yine 3 sene süren oyunculuk koçluğu eşliğinde “oynayarak konsepti” ile yazılmıştır.

POPÜLER YAZILAR