Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Beyaz Ana’nın Masalı

Çocukluğumda elektrikler  sık sık kesilirdi, en çok da akşamları. Karanlık bizi korkutmazdı,ksine  evin en sevdiğimiz hâli o zaman ortaya çıkardı. Gaz lambası yakılır, titrek ışığı duvarlara solgun bir sarılık bırakırdı. Dışarıda rüzgâr eser, bazen de gök gürlerdi. Camdan bakmaya korkardık. Biz torunlar yere, minderlerin üzerine toplanırdık. Asıl beklediğimiz, babaannemin o ışığın altında , sobanın çıtırtıları eşliğinde masal anlatmaya başlamasıydı.

Elektriğin kesildiği akşamlardan biriydi. Biz oyalanmak için ellerimizle duvarda gölge oyunu oynarken babaannem mercandan yapılmış tespihini avuçlarına alıp her zamanki yerine, camın önüne oturdu. Bembeyaz, uzun saçları başörtüsünün altından omuzlarına dökülüyordu. Gaz lambasının titrek ışığında yüzü daha da aydınlanıyor, elmacık kemiklerinin ve dolgun burnunun gölgesi yüzündeki beyazlığa engel olamıyordu.

“Size bir masal anlatayım,” dedi.

“Dağlarda yaşayan bir kadın varmış. Ona Beyaz Ana derlermiş. Kimse yaşını bilmezmiş. Kimi yüz elli kimi iki yüz yaşında olduğunu söyler ama kimse emin olmazmış. Babaannemin nenesi de onu bilirmiş, onun nenesi de. Beyaz Ana hep varmış; sanki hiç yaşlanmaz, belki de hiç ölmezmiş. Ölse bile bunu kimse bilemezmiş.

Dağlarda yalnız yaşarmış. Yanına nasıl gidileceğini kimse bilmezmiş. Yolu yokmuş, izi yokmuş. O isterse görünür, istemezse rüyalara girermiş.

Saçları bembeyazmış. Yüzü ay gibi parlak, gözleri masmavi gökmüş. Boyu uzun, duruşu heybetliymiş. Saçlarını beyaz bir örtüyle örter, toprak renginde bir elbise giyermiş. Elinde bir değnek olurmuş; yürürken yere vura vura yürürmüş. Değneğin vurma sesi ona nereye ait olduğunu hatırlatırmış.

Adı Beyaz Ana’ymış çünkü kar yağdığında ortaya çıkarmış. Dağlara ilk kar düştüğünde, dağların tepesinde bir ateş yakarmış. Ateşin ışığı uzaklardan bile görünürmüş. Herkes nefesini tutar, bir gün boyunca o ateşi izlermiş.

Çünkü kar, yük demekmiş.

İnsanların yaptıkları, söyledikleri; adaletsizlikler, tutulmayan sözler, söylenen yalanlar, hayatı çalanlar, hayatı çalınanlar… Hepsi oldukları anda gökyüzüne çıkarmış. Gökyüzü bunları taşır, taşıyamadığı zaman yeryüzüne geri bırakırmış.

Eğer toprak bu yükü paylaşmak isterse yağan kar, yere tutarmış. Toprak, beyazı kabul eder, hepsini içine alır, yutarmış. Ama yükü paylaşmak istemezse; hâlâ sıcak, hâlâ kızgın olurmuş. Kar yere tutunamazmış.

O zaman herkes anlarmış: insan bedel ödemeliymiş.

İşte ateşin yandığı ertesi gün dağlara bakılırmış. Eğer Beyaz Ana, ateşi söndürmüşse kar tutmuş, yer kabul etmiş sayılırmış. Ama ateş hâlâ yanıyorsa kar dağlarda tutmamış, insan affedilmemiş sayılırmış.”

Babaannem masalı burada bitirdiğinde dışarıda yılın ilk karı yağmaya başlamıştı. Camdan dışarı baktı, tespihini eteğinin cebine soktu. Ellerini yavaşça açtı. Sessizce dua etti.

O an, çocuk aklımla, onu Beyaz Ana sandım. Yıllar geçti. Bugün, yılın ilk karı yağarken camın önünde duruyorum. Kar tutacak mı, tutmayacak mı diye bakıyorum. Camda yansımamı görüyorum. Şakaklarımdaki beyazlar dikkatimi çekiyor. Babaannemin saçları geliyor aklıma. Ve Beyaz Ana’nın saçları…

Şimdi anlıyorum; beyazlık yaşlılıktan gelmiyor. Sözlerden geliyor. Taşınanlardan. Beklenenlerden.

Belki de yaş aldıkça, beyazlar saçlarımıza tutundukça, yerin kabul ettiklerini biz taşıyoruz. Babaannemin yaptığı gibi ellerimi açıyorum. Kendim için değil, insanlık için diliyorum.

Kar her yerde aynı anda tutmuyor. Bazı yükler var. Ağır yükler var, anlıyorum. Yer bir türlü soğumuyor.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Merve Zorlu
Merve Zorlu
1985 İstanbul doğumluyum. Turist Rehberliği ve İşletme eğitimi aldım. Bir süre alanlarımda çalışsam da hayat bana bambaşka yollar çizdi. Şu sıralar bir cam sanat merkezinde usta olmak için eğitim alıyorum. Psikoloji, felsefe, sosyoloji, mitoloji ve dinler tarihi en çok dolaştığım zihinsel duraklar. Okumak benim için bir alışkanlık değil, dünyayı anlama ve onunla baş etme biçimim diyebilirim. Bir dönem hayatın sonluğuyla yüzleşmek zorunda kaldığımda, aklıma ilk gelen şey “okumam gereken çok kitap var” olmuştu. O günden beri dilimde hep aynı dua var: “Bana zaman içinde zaman ver”.

POPÜLER YAZILAR