Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Pollyanna Gerçekten Mutlu Muydu?

Polyannacılığın modern versiyonu olan şu cümleyi eminim bir çoğunuz sık sık duyuyorsunuzdur:

“Tüm yaşam benim en yüksek daimi mutluluğum için çalışıyor ve bana yaşatıyor. Her şey hayrıma gelişiyor.” 

Bir yanımız “Aptal olma, gerçekleri kabul et. Bu sözler hiçbir şeye yaramıyor, son bir yıldır hayrına ne çalıştı?” derken, diğer yanımız da “İyiliği düşlemek neden kötü olsun ki?” diyor.

Hepimizde ağır bir mutsuzluk hâli hasıl ki bu ülkede yaşarken kaçınılmaz bir son galiba bu.

Kişisel gelişim kitapları yok satarken bir taraftan da antidepresanlar en çok kullanılan ilaçlar arasında.

Ne garip bir ironi değil mi?…

Instagramda herkes birer yaşam gurusu gibi sözler paylaşıyor. Ne kadarını hayatımıza geçirebiliyoruz, orası bir muamma. 

Hepimizin derdi, kendimizi iyi hissetmek belki fakat bu bir türlü olmuyor.

Bu ülkede yaşarken “MUTLU OLMAK” literatürden kalkmış bir sözcük sanki.

Hep bir çabalama, hep bir erteleme hâli… Seneye bakarız, bu sene kısmet değilmiş, her şerde vardır bir hayır lafları dilimize pelesenk olmuş vaziyette.

Avrupalı bir vatandaşın, bir yıl sonraki seyahatine uçak bileti ve otel rezervasyonu yaptırdığını görüp aval aval bakma hâlidir bizimki.

Bırakın bir yıl sonrasını, bir ay sonrasının bile bütçe planlamasını yapamayan biz Türkler için ütopik bir düş olmaktan öteye gidemiyor bu hâl.

Çünkü biz, seneye nice oluruz hesaplarıyla haşır neşiriz. 

Velhasıl bu ülkede mutlu olmak zor zanaattır. 

“Mutluluk Bakanlığı” kurulması en elzem ihtiyaçtır bu topraklarda ama hoş, onu da beceremezler ya, geçiniz oraları.

Mutluluğun bir nevi iyi hissetme hâli olduğu söyleniyor. Fakat her hâlimizde “Öğrenilmiş çaresizlik” vaziyeti varken bu his nasıl yaşanabilir ki?

Galiba o kas çalışmıyor bizde… 

Atalarımızdan sirayet eden kodlarımıza işlenmiş bir hâl olabilir mi ki bu durum?

 Ya da bir aile dizimi yaptırsak nasıl bir senaryo çıkar ki? Hiç bilmiyorum… Neyse oralara hiç girmezsek bizim için daha hayırlı olur kanaatindeyim. 

Sürekli olarak, günü sağ salim kapatma endişesi hasıl üzerimizde. 

Z raporları alınıyor, geçmiş zaman envanterleri çıkarılıyor falan filan… Bırakın yarın için güzel düşler kurmayı, bir ay sonra hâlim nice olur ki demlerindeyiz.

ISKALANMIŞ ZAMANLAR ÜLKESİYİZ BİZ…

“Anda kalmak” mı demişti birileri?… 

O an nasıldı ki? 

Oysa biz dün de yarını bulmaya çalışan bir kuşaktık. Bakın, işte bu konuda çok idmanlıyız. 

Malum “Coğrafya kaderdir” denilmişti ya tam da bu hâl işte…

Seviyorum seni  İbn-i Haldun…. Öyle bir söz söylemişsin ki bu makus talihimiz hiç değişmiyor. 

Aslında biz misafirperver insanlardık değil mi? 

O zaman açalım kapılarımızı kaygılara, endişelere. Gelsin yerleşsinler evimize. Hatta bir tas çorba da ikram edelim, ayıp olur, nihayetinde misafir.

Sittin sene kalacak değiller ya, elbet bir gün tası tarağı toplayıp giderler. Eee, misafirlik de bir yere kadar… 

Evvela bunu bir güzel idrak etmek lazım belki de.

Pollyanna öyle diyor vallahi, onun yalancısıyım.

Bir de şöyle diyor Pollyanna. “İnsan sevinecek şeyler arayınca, üzülecek şeyleri unutuyor.” 

Zor zanaat fakat bir o kadar da basit bir oyun bu, oynamak isteyene tabii.

Pollyanna mutlu olmayı bilerek ve isteyerek seçiyor. Ne de olsa hayat seçimlerden ibaret değil miydi? Kör gözüm parmağıma neden ille de gidip kötüyü seçiyorsun ki? 

Sonuç olarak bu ülkede yaşayıp da hâlâ Pollyannacılık oynayabilen tüm kardeşlerime şöyle kocaman sarılıyorum. Şölen sofraları kurup, alkışlayıp kutlamalıyız kendimizi. 

“Helal olsun sana be!” demeliyiz. 

Evet bence Pollyanna mutluydu… Biz bile bu ülkede yaşayıp da her şeye rağmen kıyısından köşesinden mutluluğu yakalayabiliyorsak Pollyanna haydi haydi mutlu olur. 

Biz de mutlu olabiliriz. Neden olmasın ki? Hayatın her hâline alışkın ruhumuza, bir çizik daha atıp devam ederiz yaşamaya.

Hatta belki de biz mutlu olma işinde Pollyanna’dan bile daha iyi olabiliriz… Ne dersiniz?… Var mısınız?…. 

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ebru Bozcuk
Ebru Bozcuk
2021 ve 2023 yılları arasında Cumhuriyet gazetesi pazar ekinde kültür ve sanat yazıları yazdım. Halen Cumhuriyet gazetesi medya gurubu olan ilkbaski.com da yazmaya devam ediyorum. Ayrıca Fenoreporter dijital gazetede ve Truva Edebiyat dergisinde köşe yazarı olarak görev yapıyorum. Görme engelliler için Youtube üzerinden @umudunkadınları platformunda yazılarım seslendirilmektedir. Muhtelif edebiyat ve sanat dergilerinde de yazılarım yayımlanmaktadır.

POPÜLER YAZILAR