Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Ocak

Bütün mağazalar, marketler, yolların tıka basa dolu; kırmızılı yeşilli neon ışıklarından kamaşan gözlerimiz, kokina çiçeği aldın, almadın çılgınlığı, fiyatları gördükçe uçuklayan dudaklarımız, bir hengâme, bir itiş kakış, kalabalıklar, sesler, gürültüler içinde yemekler yendi, on iki üzümle masanın altında iki büklüm dilekler dilendi, öpüşmeler, kutlamalar, tokuşan kadehler, havai fişeklerin renkli ve biraz da acımasız cümbüşüyle birlikte bir yıla veda ettik, yeni bir yılı karşıladık. Oh ne güzel.. 

Zaman denen şey çok hızlı. Yetişmek, tutmak, kalmak mümkün değil. Günler geçiyor, hem de çok hizlı. Mevsimler de değişiyor, bir bakıyorum sabah oluyor, sonra gece, yine sabah… Dünya dönüyor ve hiç bir şey olduğu gibi kalmıyor. Duygular bile. Sonra “di’li” geçmiş zamanlara bırakıyor kendini tüm cümleler. Ve biliyor musun, insan yaş aldıkça daha çabuk yoruluyor. Gürültü kaldırmıyor başı. Yetişmeye çalıştıkça uzaklaşıyor hayat. 

Sessizleşiyor da insan sık sık. Ses yorulur mu? An geliyor yoruluyor inan olsun. Kimseye hiç bir şey anlatasın olmuyor ya bazen, sen de bilirsin. Ya da kimseyi dinleyesin. Renkler soluklaşıyor, puslanıyor. Ve hatta gözlüğünün camı bile buğulanıyor daha sık. Hay Allah, bu toz da nereden geldi diyorsun, sonra o toza sen bile inanıyorsun mahsuscuktan. Acılar donuklaşıyor. Eskisi gibi acıtmıyor. Hiç geçmez dediğin yaralar orda duruyor ama çok kendi hâlinde. Aklına bile gelmiyor zamanla. 

Öyle işte. Değişik bir şey bu zaman denen şey. Yıl sonuna gelince, ödevini eksik yapmış bir çocuğun mahcubiyeti gelir oturur kalbime. Hakkını verdim mi ben bunca zamanın diye düşünüp dururum. Bi huzursuzluk çöker içime. 

Yine de tüm yıl hep öyle hüzünlü geçmedi tabii. Onca kalp ağrılarına karşın güzel şeyler olmadı değil. Doğruya doğru. Emeği geçen tüm çiçek, böcek ve kuşlara, bulutlara, sıcak kahvelere, soğuk sulara, bilgisayarımın tuşlarına basan parmaklarıma, yürüyen ayaklarıma, çok sevdiğim ellerime, bugün az ağrıyan belime, hiç hesapta olmayan sürprizlere, hayran hayran izlediğim gün doğumlarına ve gün batımlarına, tatlı dost sohbetlerine, omuzumda hissettiğim ele ve en çok kendime teşekkür etmesem biraz ayıp olacak değil mi? 

Sana da olur mu bilmem ama ben her şeye gitmeye yakın alışırım. Zor sevdiğimden, zor beğendiğimden midir nedir, tam yerimi benimsemeye başlarım, tam içim ısınır, tam tat almaya başlarım. Bir bakarım gitme vakti gelmiş. Bu sefer de böyle oldu. 

Ama ben yeni başlangıçları da hep çok sevmişimdir. Yeniden başlamayı hatırlatan tüm güzellikleri. Her şeyin mümkün olduğuna dair o inancı. Çocuk gibi sevinirim. Hele o içimi kıpır kıpır yapan heyecan yok mu. Bıraksalar hep o anda kalmak isterim. Umuduma içtenlikle sarılmayı ve güzel hayaller kurmayı. 

Bu bir niyet yürüyüşü olsun demiştim evden çıkarken kendime. Yılın ilk gününün şerefine çıkayım da güzelliklere, iyiliklere, milyonlarca küçük mutluluğa niyet edeyim. Müzik bile dinlemedim bu sefer hep yaptığım gibi. Onun yerine kalbimi dinledim. Nefesimin sıcaklığını hissettim. Düşüncelerin zihnimden beyaz bir bulut gibi geçişini gördüm desem yeridir. Gülümseyerek yürüdüm yol boyu. Gelip geçene sevgiyle selam verdim. Tatlı tebessümler aldım karşılığında. Mutlu oldum. Hayallerimin elinden tuttum. Yürüdük. Yol bitmesin istedim. Bitti. Yine de biliyorum yeni yollar var gidilecek. 

Bazen koşacağım, nefes nefese kalınca, duracağım, bir ağacın altında soluklanacağım; bulutlara bakıp bakıp, bir şeylere benzetmeye çalışacağım, güzel yüreklere denk geleceğim, ıslık merdivenleri üçer beşer çıkacağım günler olacak, belki bir taş parçası ayakkabının içinde rahatsızlık verecek, belki takılıp düşeceğim, tam vazgeçecekken yeniden kalkacağım, devam edeceğim. 

Yol uzun, yolda olmak daha güzel çünkü… 

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Yasemin K
Yasemin K
Yasemin K. eğitim hayatını Almanya’da tamamladıktan sonra girişimcilik basamaklarını da, yine aynı ülkede atmış ve Avrupa genelinde dil kursu, üniversite ve kariyer danışmanlığı veren kendi şirketini kurmuştur. İş dünyasındaki bu kimliğinin yanına çocukluk tutkusu olan yazarlığı da eklemektedir. Harflerle henüz dört yaşında tanışan ve o günden beri yazma serüvenini kesintisiz sürdüren yazar, şu anda Gülkız Turan Yazarlık Atölyesi’nde kalemini geliştirmeye devam etmektedir.

POPÜLER YAZILAR