Annem anlatırdı… Eskiden Ankara’da yaşarken her 19 Mayıs’ta statlara gider, kutlamalarda görev alırlarmış. Babam ise İstanbul’da bando takımındanmış; bütün kanallar bangır bangır bayram kutlamalarını gösterirmiş. Aileler de evlatlarını statlarda, kimisi de televizyon başında eşlik edermiş bayram coşkusuna. Ablam da aynı şekilde gösterilerde yerini almış. Ben de hatırlıyorum o zamanları. Ben mi ne yapıyordum o zamanlar? Provalara katıldığım halde, stat gösterisine çıkmamıştım. Neden mi? Ah işte ergenlik aklı… “Benim ne işim var Fenerbahçe’nin stadında? Ben Galatasaraylıyım, hayatta orada gösteriye çıkmam,” dedim ve çıkmadım.
Yine de tamamen dışında kalmadım. Okuldaki gösterilerde yerimi alarak, o günün bir parçası olmayı başardım neyse ki. Belki statta değildim ama o heyecanın, o hazırlığın içindeydim. Yine de insan ne kaçırdığını sonradan anlıyor. Nereden bilecektim? Keşke dediğim ender anlardan biridir. İçimde kalan küçük bir ukdenin, yıllar sonra hüznümde olacağını, bir daha o dev şölenin yaşanmayacağını bilemezdim.
Belki de o büyülü anları yaşayan son nesildik. Bizden sonrası tufan dediğimiz o zamanlardayız ne üzücü, hele ki yeni nesil gençlerin böyle anları yaşayamamış olması… Bir yerlerde bayramlarımızı dolu dolu yaşatmaya çalışan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz var, çok şükür, daim olsunlar da…
Bir bayramı hatırlamak sadece takvimdeki yerini bilmek midir; yoksa güneşin altında saatlerce beklemek, marş başladığında içinin neden kabardığını anlamadan coşmak mı? Biz ne yaşadığımızı bilerek ya da bilmeyerek, hep birlikte gümbür gümbür yaşadık.
Şimdi dönüp baktığımda anlıyorum; mesele stat değildi. Bir arada olmaktı. Aynı anda susup aynı anda söylemekti. O kalabalığın içinde tek bir beden gibi hareket edebilmekti. Aynı heyecanla nefes alıp aynı anda coşku ile kutlamaktı. Bizi biz yapan o anların içinde birlikte olmak, farkında olmadan bir bütünün parçası olmayı öğrenmekti.
Bugüne baktığımda… Belki o kalabalıklar yok. Belki ekranlara yansıyan o görüntüler de… Ama bir duygunun tamamen kaybolduğunu düşünmek istemiyorum. Çünkü her nesil, Atamızın bize armağan ettiği bu günü bir yerden yaşatır. Bazı duygular, şekil değiştirir ama yok olmaz. Umarım onlar da o renkleri hayatlarına bir gün tamamen dahil eder, o coşkuyu kendi içlerinde yeniden kurar, bir gün dönüp baktıklarında, “İyi ki,” diyebilecekleri bir an taşırlar.
Bayramlar birlikte kutlandıkça daha da keyifli ve anlamlı olur. Bir gün o birlik beraberlik duygumuz, yeniden bizi o neşeli anlar ile buluşturacak ve hep beraber bütün bayramlarımızı kutlayacağız. Eskiden olduğu gibi gerçek ve samimi anlarımızı yeniden yaşatacağımıza inanıyorum, inanmak istiyorum.
Atamızın Samsun’a çıkışının meşalesi sonsuza kadar, nesilden nesile aktarılmalı ve unutturulmamalı.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.



