Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Benim Bayramım

19 Mayıs 2007

Bazı çocuklar gece gelir dünyaya, üzerine tüm yıldızların ışıltısını alarak.

Bazıları yağmurla tüm bereketini serper yeryüzüne.

Sen ise kızım, bir ülkenin yeniden doğduğu günde geldin hayatıma.

Takvim yapraklarından çok daha büyük, çok daha derin bir gündü o gün.

Sen geldin.

Sabah güneşin ışıkları doğarken, dünya uzun zamandır tuttuğu nefesi bırakmış gibiydi.

Gökyüzünde ince bir mavi.

Çok uzaklardan çocuk sesleri geliyordu. Sokaklarda dalgalanan bayraklar, yalnızca bir bayramı değil; yeniden ayağa kalkan bir ülkenin hikayesini anlatıyordu.

Ve ben, o koca hikâyenin ortasında seni ilk defa kucağıma aldım.

Hayatım o anda ikiye ayrıldı.

Senden önceki ben…

Senden sonraki ben…

Seni ilk gördüğümde, yüzünde henüz dünyaya alışamamış ama sıcacık bir ışık vardı.

Uzak bir yoldan gelmiş gibiydin.

Küçücük ellerinle hayata tutunmaya çalışırken, ben seninle yeniden yaşamayı öğrendim.

Çünkü sen dünyaya geldiğinde sadece bir çocuk dünyaya gelmedi kızım.

Benim içimde de başka bir kadın doğdu.

Daha kırılgan, daha güçlü, daha korkak, daha cesur.

Kalbini kendi göğsünde taşıyamayan bir kadın.

Belki bu yüzden, sen benim en büyük umudumsun.

Çünkü sen bir milletin yeniden umutla doğuşunu simgeleyen bir günde doğdun.

Yeniden başlamanın her zaman mümkün olduğunu hatırlatan, o bayram gününde.

Seni kucağıma verdiklerinde uzun uzun baktım. Sanki hep vardın. Sanki biz zaten birdik.

Bazı sevgiler zamanın da dışında.

O gün insanlar dışarıda bağımsızlığı kutluyordu.

İçimde ise bambaşka bir özgürlük büyüyordu.

Seni sonsuz sevebilmenin özgürlüğü.

Saçlarını okşadım yıllarca.

Masallar okudum.

Gururlandım.

Yıllar geçti.

Sen büyüdün.

Saçların omuzlarına düştü, ellerin bebekliğini kaybetti, sesin değişti.

Çocukluğun, evin duvarlarından çekilen bir deniz gibi uzaklaştı.

Sonra sesin değişti.

Sonra bir gün fark ettim.

Sen artık bana sarıldığında çocuk gibi değil, hayatı anlayan biri gibi sarılıyordun.

İnsan bazı sevgileri anlatamaz.

Bazı sevgilerin dili yoktur.

Sen benim için biraz memleket gibisin mesela;

İçinde hem özlem hem gurur, hem de tarifsiz bir aidiyet taşıyan.

Ve şimdi her 19 Mayıs geldiğinde, şehir yeniden bayraklarla dolarken ben hep aynı şeyi düşünüyorum.

Bazı insanlar dünyaya tesadüfen gelmez.

Senin doğduğun gün, bu ülkenin karanlığa rağmen yürümeyi seçtiği gündü.

Yeniden başlamanın mümkün olduğuna inanıldığı gün.

Belki bu yüzden gözlerinde hep direnç var senin.

Biraz hüzün.

Biraz cesaret.

Bolca umut.

Ve tarif edemediğim o derin ışık.

Bir gün hayat seni yorarsa…

İnsanların sesi kalbini kırarsa…

Kendinden şüphe ettiğin geceler olursa…

Doğduğun günü hatırla!

19 Mayıs’ı

Küllerinden yeniden doğan insanların gününü.

Vazgeçmeyenlerin hikâyesini.

Karanlığa rağmen yürüyenlerin cesaretini.

Bu yüzden bazı bayramlar takvimde değil, kalpte kalır.

Bir koku gibi,

Bir ses gibi,

Çocukluğun asla dönmeyen bir çocuğu gibi.

Yine bir bayramda doğan annen gibi.

Yine bir bayramda giden annem gibi.

Sen sadece benim kızım değilsin.

Sen umudun içine doğmuş bir çocuksun.

Ve ben biliyorum.

Hayat seni bir gün yorarsa, içinde mutlaka yeniden ayağa kalkacak bir ışık olacak.

Ve o ışık sana pırıl pırıl bir hayat sunacak.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Duygu Apaydın
Duygu Apaydın
Ankara Üniversitesi Arkeoloji mezunudur. Uzun yıllardır kişisel gelişim eğitmenliği ve psikolojik danışmanlık yapmaktadır. İnsanların hikayelerini dinlemeyi, kendileri ile ilişki kurmalarına yoldaş olarak hayatına devam etmektedir. Okumayı, yazmayı ve gözlem yapmayı ve hayatı derinleşerek yaşamayı seviyor. Şimdilerde yazılarını paylaşarak ve kelimelerin peşinden gitmeyi seçiyor.

POPÜLER YAZILAR