Bazen geri adım gerçekten ileriye sıçramanın zorunlu hazırlığıdır, bazen de insanın kendini korumak için kurduğu bir teselli. Farkı belirleyen şeyler; niyet ve bilinçtir kanımca. Şimdi soruyorum; bu geri adım korkudan mı, yoksa gücü yeniden eline almak için midir?
Korkudan attığınız her adım sizi geri götürecektir, zaman kazandırsa da bir dönüşüm kazandırmayacaktır ve siz kendinize bir teselli arıyorsanız pes etmişsiniz demektir. Peki ya bu geri adım yeniden bir güç kazanmak içinse?
Daha keskin görürsünüz, derin ve sakin soluklar alır, size içinde zerre öfke olmayan gülüşler bırakırsınız. Bu bir yenilgi değil stratejidir. Durmayı bilen insan da böyledir mesela. Kendini net görmek, sınırlarını fark etmek vardır içinde ve bu evrim ile asla aynı yerde kalmazsınız, kalamazsınız.
İşte birçok sebeptendir ki geri adım bir yenilgi değil, sıçramanın sessizliğidir. Çünkü bazı adımlar alkış değil, derinlikler gerektirir. Durduğunuzu mu sandılar? Yönü değiştirmek bir özgüven emaresidir. Kaybolmazsınız. Kendinize giden yolu kalabalıktan ayırırsınız.
Unutmamak gerekirse hayatın en büyük değişimleri çoğu zaman gürültüyle başlamaz. Kararlar alınır, kimse bilmez. Düşünce değişir, adımlar yavaşlar ama dışarıdan fark edilmez. Yükler sessizce bırakılır, bir yol terk edilir. Sabır, seçim, cesaret şekillenmiştir. Ne bir veda vardır ne de büyük bir başlangıç.
Geri adım. Herkesin vakit kaybı dediği, bende daima bir erdem hissine neden oldu. Kötüye benzemeden yürümek, beni ılık rüzgârların estiği yerlerde vicdanı rahat uykularla tanıştırdı. Yüksek sesle parmak uçlarında, inatlaşmadan, kibar ve ben buyum diyebilmeyi öğretti sonra.
Aslında sevgili okur, her adım kendini tanımaktır. Hayatta her adımın da tam olarak kendisine ait olamayacağını kabullenmektir. Hayır. Sınırlarınız olduğunu, engellere takıldığınızı düşünmeyin lütfen, hikâyenizi basitleştirmeyin. Bugüne sığdırdığınız her şey; çocukluğumuz, bize söylenen sözler, içimize işeyen korkular, bir öğretmen bakışı, bir dost gülüşü ya da bir anne kucağı. Kim bilir belki de kalbini sığdıramadığın yerler ve kalbinizi avuçlarına bırakıp pişman olduklarınız… Onlar da hikmetli inanın.
İnsan, kendi iradesi ile dünyanın akışı arasında ince bir yerde yürür. Yıllar geçtikçe gerideki adımlarınızın anlamı değişse de siz olmanız gereken kavşakta olacaksınız hep. Ne vaktinden erken ne vaktinden geç. Yormayın adım adım işlenen güzel ruhlarınızı. Dünya döner, birileri yürür, bazıları ise sadece konuşur.
Unutmadan, ruh adımlarını değiştirirken asla gürültü yapmaz, varsa bir gürültü; o sizden gelmiyordur, sakın dinlemeyin.
Sevgiler…



