Sandığın kapağında biriken tozlu zaman,
Gıcırdayan menteşede saklı, eski bir an.
Süt beyazı elbise, fildişine dönmüş rengiyle,
Yılların yorgunluğunu taşır, sönmüş bir sevgiyle.
Bir metal askı boynu bükük, darağacı misali,
Hışırtısı odada yankılanan, o sessiz hayali.
Beklentiler asılı o soğuk, o keskin demire,
Sığmayan cümleler birikti, her bir gizli emire.
Lekeli bir kumaş gibi hayat, bir köşesi yanık,
Ruhumdaki düğüm, ne zaman çözülür, ne zaman tanık?
Pencerenin kenarında sonbahar rüzgârı esiyor,
Eski bir hüzün, bu yeni şarkının notalarını kesiyor.
Elbise indi askıdan, özgürleşti sanki aniden,
Kurtuldu o yük, kurtuldu o kilitli kafesinden.
Sandıktaki leke artık, sadece bir geçmişin izi,
Yeni bestelerin satırlarında, buldum kendi gizimi.
Askıda Kalan Vedalar



