Karanlık bir gecenin sabahında güneş açtığına da şahit oldun.
İç ısıtan bir bahar sabahında gök gürültüsüne de uyandın.
Kaldırımda filizlenen beyaz bir papatyanın hayata tutunmasına hayran kaldın.
Ne gariptir! Yüksek katlı binaların arasındaki küçük yerleşim alanları da sen de aynı hissi uyandırdı.
İnsanlarla göz göze temas etmeyi alışkanlık edindin.
Gözlerin kalbin aynası olduğunu yüreğine nakış gibi işledin.
Hiç göklere çıkıp yukarıdan bakmadın çevrene.
Doğadaki her şeyin bir ahengin içinde olduğuna şaşırdın.
Kimi zaman kendine de yer buldun o harmoninin tam göbeğinde.
Bazen kendini uyumsuz kara bir kedi gibi de hissettin.
Dümdüz yollardan koşar adım ilerledin.
Sarp yokuşlarda kan ter içinde nefes nefese de kaldın.
Soluksuz anların da vardı.
Nefesini tek tek saydığın dakikalarında,
Geriye bakmamanı sevdin.
Kendini böyle zamanlarda yücelttin.
Arada en acımasız eleştirmenin bizzat kendin oldun.
Tarancı’nın yolun yarısı dediği yaşı azıcık geçtin. Artık insan ömrü uzadı diyen avuntuna sarıldın.
İçindeki küçük kızı hiç büyütmedin. Onu konserve yapıp sanki sakladın.
En son istediğin şey galiba olgun ve dolgun olmaktı.
Çabanın sonsuzluğuyla takdir gördün. Sevdiğin ve istediğin bir şeyde şartları zorladın.
Bunun yanında tevekkülü de dudaklarına yerleştirdin.
İki omuzunda sabrı ve şükrü taşıdın.
İnsanları anlamaya çalıştın, bazen anlamamanın daha yeğ olduğuna kanaat getirdin.
Çoğu zaman çelişkilerin insanıydın. Mesela sabrederken içindeki sabırsızlıkla fena takıştın.
Oysa her şeyin vaktine tabi olduğunu en iyi bilen sendin.
Dünyaya yeni gözlerini açan bebek misali baktın evrene ve bakmaya devam ediyorsun.
Çok meraklıydın. Mesela yeni bir alışkanlık edinmek için yirmi bir gün geçmesi gerektiğini duydun. Bunu aldın ve sevgiyle kabul ettin. Hiç neden yirmi iki veya yirmi değil diye sorgulamadın. O kadar düşünülmesi gereken şey varken bunu da uzmanlara bırakmanın rahatlığını yaşadın usulca.
Kitap okumayı ve hikâye yazmayı çok sevdin.
Acı kahve ve şekeriz çayı dilinden düşürmedin.
O kekremsi tatların içinde mutluluğu yakalamayı başardın.
Adalet terazinin burada da devreye soktun. Mutluluğunda payı olan çikolata ve lokumu da anmadan geçemedin.
Hatırı kırk yıl mı bilinmez ama kahveyi keyifle yudumladığın dostların oldu.
Yaş aldıkça çevrendekileri bir bir eksilttin.
Her azalışta gardıroptaki bahar temizliği gibi gönlün ferahladı.
Yeni şeyler öğrendin.
Öğrenci olmaktan hiç gocunmadın hatta çok zevk aldın.
Bazen bırakmanın sımsıkı tutmaktan daha kıymetli olduğunu fark ettin.
Zamanla nicelikten çok niteli tercih eder oldun.
Okuyan adamdan zarar gelmez diye düşündün.
Sen okudukça cahilliğini seyrettin bir satır okumayanların âlim olmalarını hayretle izledin.
Kavganda oldu yaşamla, seviştiğin güzel günlerinde,
Kimi zaman bu yolculukta seyyah oldun kimi zaman hancı
Öyle ya da böyle işte yol almaktasın zamanda,
Geriye dönüp bakmam dedin ama çelişkilerine de yer verdin az önce.
Böylelikle tutarlılığına da vurgu yaptın.
Evet, ardına şöyle bir baktığında müjdemi isterim. Çok büyük bir gelişme kaydettin. Artık başkalarının kantarıyla kendine değer biçmeyi bıraktın.



