Salı, Ağustos 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Güneşe Yürümek

Ruhum;
Bunca yılın birikmişliklerini temizlemek zaman aldı, değil mi?
Senin nasıl temizleneceğini, nasıl arınacağını bulmam zaman aldı.
Senden özür dilemem bir şey ifade eder mi, bilmiyorum ama yine de söylemek istiyorum bunu.
Senden bütün samimiyetimle özür dilerim…
Hak ettiklerini veremeyip hak etmediklerini yaşattığım için.
Sana yapılanlara, “iyi niyet” maskesi altında karşılık veremediğim için
Ve “ben kalbimi karartamam” cümlesine sığınıp seni kırmalarına izin verdiğim için özür dilerim.
Yıllar sonra bu itirafım bir şey ifade ediyor mu, bilmiyorum ama sana bunu bir borç olarak yazmıştım.
Artık ödeme zamanım.
Uzun zaman oldu seninle dertleşmeyeli,
Sen etkilenme diye, senden bile kaçtığım zamanlarım oldu.
Ne kadar başardım, bilmiyorum ama denedim.
Senin yaralarını görmeye başladığımdan beri, devam eden bu kaçışımla yüzleşmeye başlama serüvenim, oldukça yorucu.
Biliyor musun, yorucu çok hafif kaldı aslında, oldukça yıkıcı.
Kaç kere yapıştırdım kopan parçalarımı bilmiyorum,
Bazen bana ait olmayan parçaları da dahil ettim iyileşme serüvenime.
“Uyumlanır,” dedim, beni öldürme ihtimalini düşünmeden.
Oysa, doku ve kan uyuşmazlığı diye bir gerçek vardı, göremedim.
Tekrar tekrar bozup yeniden yaptım ve her defasında ayrı ayrı parçalandım.
Kaybettiğim sadece kan değildi, şuurumu da kaybettim.
Kaybetmemiş gibi davrandım.
Yani kaçtığım bir sen değildin aslında, kendi bilincimden ve dolayısıyla kendimden de kaçtım.
“Ben daha iyilerini hak ediyorum”u bildim de diyemedim kimseye.
Diyemediğim için öyle çok ezilmişlik biriktirdim ki bir harabeye çevirdim kalbimi.
Şimdi bu enkazın altından çıkmak da öyle zor geliyor ki…
Tuhaf olan ne aslında, biliyor musun?
Sana anlatsam anlardın beni ve biliyorum, yol da çizerdin bana.
Yapamadım.
En çok sana açık olmam gereken yerde, en çok sana kapattım kendimi.
Şimdi seni saklı tutarak çıkıyorum bu kuyunun dibinden.
Yavaş yavaş, ağır ağır, hiç acelem yokmuşçasına.
Her basamakta birikenleri temizliyorum.
Rafa kaldırdıklarım ne çokmuş meğer.
Umduklarım, zannettiklerim ve hayallerim, kırıklıklarıyla birlikte.
Kendime dair bulduğum tek şeyin bunlar olması, tesadüf değil sanki.
Ama artık kendime ait olmayan şeylerin olmaması da yabana atılır bir şey değil gibi, ne dersin?
Bilmen, değiştirir mi bir şeyleri, bilmiyorum.
Ama değiştim ben.
Aslında tam bir değişim de değil, dönüştüm demek daha doğru sanırım.
Çiçekler, kırılınca aşılanır ve yeniden can bulurmuş.
Ben de aşıladım kendimi, iyileşiyorum anlayacağın.
Temizlenerek ve en önemlisi arınarak çıkıyorum bu kez merdivenleri.
Biriktirdiklerim, bana ait güzel şeyler.
Anlam katan ya da katacak, yolumu bulduracak şeyler.
Kalbimin sesini daha çok dinlemeye karar verdiğim bir evreye de geçiş yaptım.
Çünkü o ne zaman, “Yapma,” dese ve ben dinlemesem, bir çukura daha düşmüşlüğüm var.
Hissetmek, ne güzel şeymiş oysa.
Yıllarca bunsuz nasıl yaşadım ben, bilmiyorum.
Tabii, yaşamak diyorsak o anlara.
Şimdi karşımda olsan, “Kendine haksızlık etme, bugün var olan kişiliğini, dün yaptığın hatalara borçlusun,” derdin. Ve yine yerden göğe haklı olurdun.
Ama inan bana, yeniden kavuştuğumuzda her şey yerli yerine oturmuş olacak.
Ve ben, seninle yeniden yaren olacağım.
İşte o zaman yazdığım baharların çiçeği ben olacağım.
Ve sana ait her duyguyu, tüm hücrelerimde yaşayacağım.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

POPÜLER YAZILAR