Tahammülsüzlük, yani beklentinin yorulmuş hâli. Birbirimize karşı sevgimizi büyütmek yerine, sesimizin desibelini yükseltir olduk. Desibeli en yüksek olanın kontrolü eline aldığı bu ‘gürültü rejimi’ ne yazık ki müessesemizce uygun bulunmadı.
Artık kimsenin iç dünyasındaki savaşların imla hatalarını düzeltecek bir editörü kalmadı. Çünkü günümüzün kronik sorunu olan “farkındalık enflasyonu” ve doğan beklenti artışı, kişiler iç savaşlarını artırınca ve editörlerimize bu kadar iş yükü körüklenince, kaldıramayıp istifayı bastılar. Şimdilerde hepsi birer birer sahil kasabasına yerleşmiş gibi sessiz. Kişiler beklentilerinin, aslında sadece kendi eksikliklerinden doğan bir “iç yazışma” olduğunu anlayana kadar da görevlerinin başına dönmeyeceklermiş. Dolayısıyla, bu süreçte doğacak olan anlam kaymalarından da müessesemiz sorumlu değildir.
Herkes kendi hayatının yazarı olmakla birlikte aynı zamanda, hem de en büyük eleştirmeni! Ancak kimse hikâyesini düzgün bir istif ile sunma sabrına sahip değil. Çünkü “sabır” günümüzde tükenmiş olup tüm platformlardan satışı kaldırılmış bulunmakta. Ancak çevresi ve bütçesi olanlar, antikacılardan bulabiliyormuş. Kısacası beklentilerimiz, karşımızdakinin önüne koyduğumuz o bitmek bilmeyen düzeltme listeleri gibi uzar gider oldu. Oysa canım, insan dediğin bir taslaktır; bitirilmemiş, yarım bırakılmış ve her satırı hata dolu…
Mutluluk, günümüzde artık elle tutulur, faturası kesilir maddesel bir hâle büründü. Şekli olmayan, o uçucu ve ele avuca gelmez mutluluklar, o güzel atlarına binip gittiler. Şimdi bir mutluluk var uzaklarda, ancak puslu olduğu için seçilemiyor. Ne yazık ki onun aslında “bizim” mutluluğumuz olduğunu fark edemeyecek kadar yabancılaştık kendimize.
Müessesemizce yapılan son tetkikler neticesinde; uzaklardaki o karaltının, aslında bir köşede unuttuğumuz eski mutluluklarımız olduğu tespit edildi. Günümüz koşullarına, yani bu hız ve hırs çağına uyum sağlayabilmeleri için, insanların acilen bir iç restorasyona girmeleri gerekmekteymiş. Beklentilerini karşısındaki kişinin “anlam” kavramına göre yeniden değerlendirmeleri ve o bekledikleri şeyin neden “beklenti” hâline geldiğini anlamaları şart koşuluyor.
Müessesemizce insanların neden beklenti içerisinde olduğuna dair bir anket yaptık. Ancak anketi yaparken fark ettik ki, bizim de katılımcıların hilesine dair gizli bir beklentimiz varmış meğer. Kısacası dürüstlüğe dair endişemizin yarattığı beklenti, müessesemizin bile hazırlıklı olmadığı istatistiksel bir hataydı.
Velhasıl, tüm bu beklenmedik beklentimize rağmen nihayete erdirdik. Elbette ki neticesi ile Hatice’si birbirine karışmış bu anket, beklendiği üzere (evet, yine bir beklenti!) hüsranla sonuçlandı. Ancak ne ironiktir ki bu hüsran, zaten bizim beklentimizdi. Ha ha ha! Katılımcıların %98’i karşısındakinden, “kendini iyileştirmesini” talep ederken geri kalan %2’lik kesim, sorulan soruları anlamadığı için “aradığınız katılımcıya şu an ulaşılamıyor” koduyla “iletişim hatası” dosyasına kaldırıldı.
Anketimizin en can alıcı sorusuna verilen cevaplar ise neredeyse bizim canımızı alacaktı. Soru şuydu: Size bahşedilen bu ömür taslağında, hangi cümlenizin altını çizmek isterdiniz?
Anket görevlisi arkadaşlarımızın buradaki “cevap alabilme” beklentisi, ne yazık ki yine hüsran olup semaya karıştı ve gökyüzünde bir bulut oldu. Bunu da yağan yağmur damlalarının, tenimizden içimize işleyerek kalbimizi burkmasından anladık.
Anlaşılan o ki azizim; biz başkalarının hayat metninde kırmızı kalemle hatalar ararken kendi ömür sayfamızın bembeyaz ve bomboş geçtiğini fark edememişiz. Beklentilerimiz azaldıkça diyaloglarımız güçlenecekmiş. Belki yağan yağmurlar içimizi burkmak için değil, kendi yarım kalmış taslağımızı ıslatıp bizi yeniden yazmaya ikna etmek için yağar. Ya da üstümüzden bir kuş geçip kanadından düşen tüy ile kendi ömür taslağımızın eksik bırakılmış noktalarını tamamlar, kendi satırlarımızı yeniden yazarız. İmla hatalarımızla, devrik cümlelerimizle ve tüm eksiklerimizle, sadece kendimiz olduğumuz o saf metne geri döneriz. Bir başkasını düzeltmeye çalışmaktan yorulan ellerimiz, o tüyün hafifliğiyle belki ilk kez kendi cümlesini kurmaya cesaret eder.
Müessesemiz son bir not ile bunu bildirdi. Aynı zamanda müessesemiz, bir sonraki ilhama kadar tüm beklentilerini askıya almıştır. Kapıyı dışarıdan çekiniz, çünkü içeride kendiyle konuşan birileri var. Lütfen beklemeyiniz!



