Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Saklı Dünya

Açmayı Bekleyen Her Umuda

Uçsuz bucaksız bir vadinin kalbinde, bilinen dünyanın tüm kurallarının geçersiz olduğu bir diyar var içimde. Oraya adım attığım an hissettiğim ilk duygu: Sonsuz bir huzur.

Burada su, yalnızca bir sıvı değil; zamanın kendisi gibi akışkan, bilinçli ve canlı bir varlık. Nehirler göğe doğru yükseliyor, havada zarif döngüler çizerek akıyor ve sonra yüzeye düşerek kadim sırları fısıldıyor. Göletlerin derinlerinde başka dünyalara açılan kapılar saklı; yüzeyine bakınca kendi yansımanı değil, ruhunun en saf hâlini görebiliyorsun.

Toprağın kendisi nefes alıyor burada. Her adımda altımda hafifçe titreşerek varlığını hatırlatıyor. Ağaçların kimi kristalden, kimi saf sudan… Dallarına dokunsan, bir anlığına geleceğin parıltısını görebilirsin.

Gökyüzü sabahları pembe ve altın, öğle vakti turkuaz, geceleri ise mora ve gümüşe bürünüyor. Yedi ay birden asılı duruyor gökte; ışıkları suyun yüzeyine vurarak her şeyi sonsuzluğa çeviriyor.

Ve rüzgâr… O, sıradan bir esinti değil; eski zamanlardan süzülüp gelen bir bilge. Dalların arasından geçerken herkese farklı bir hakikat fısıldıyor. Bana ise hep aynı şeyi söylüyor: “Göster. Artık göster.”

Burası benim düşler kütüphanem. Toz pembenin, suyun, doğanın ve renklerin kutsal diyarı.

Yetişkin dünyası bazen üzerime çok ağır geliyor.

Çatışmalar, bitmek bilmeyen beklentiler ve o meşhur “Neden hâlâ…” soruları omuzlarıma çöktüğünde; umutsuzluk kapımı çaldığında hemen bu diyara sığınıyorum. Bir yengeç gibi kabuğuma çekiliyor, orada küçülüp ısınıyorum. Fırtınanın dinmesini beklerken kimse beni görmüyor, kimse aramıyor. Sadece ben ve renklerim varız.

Ama oradan çıkmayı da biliyorum.

Fırtına dindiğinde yavaşça çıkıyorum kabuğumdan. Ellerime izin veriyorum; doğa ruhunun fısıltılarını dinleyip kendimi renklerin dansına bırakıyorum. O dans beni dolduruyor, tazeliyor ve özüme döndürüyor. Suya her adım atışımda yalnızca bedenim değil, ruhum da yeniden doğuyor sanki.

Sonra, o dolulukla dönüyorum dünyaya. Önce çocuklara, sonra yetişkinlere taşıyorum o diyardan getirdiklerimi. Kalbimde ve heybemde taşıdığım en kıymetli şey ise her zaman aynı: Merhamet.

İkigai’yi ilk duyduğumda zihnimde hemen bu diyar, bu pembe düşler canlandı.

Nedenini uzun süre sorguladım. Sonra anladım ki ikisi de bana aynı şeyi fısıldıyordu: “İçindeki en güzel şeyi saklama.”

İkigai, Japonca’da “hayatın amacı” demek. Sevdiğin, iyi olduğun, dünyanın ihtiyaç duyduğu ve geçimini sağladığın o dört kutsal alanın kesiştiği yer. Kulağa çok büyük bir kavram gibi gelse de, aslında gelişi çok sessizdir. Bir yazı yazarken hissedersin onu. Birine sözlerinle dokunduğunda, bir masalı içtenlikle okurken ya da bir fotoğraf karesinde yaşlı bir çınarın ruhunu yakalarken…

Ben kendi ikigai’mi, o düşler kütüphanesinde buldum.

Uzun yıllar boyunca bu diyarı herkesten sakladım.

“Anlamazlar,” dedim kendime. “Fanus” yakıştırması yapmalarından çekindim. “Ya başarısız olursam?” korkusuyla sindim. O korku hâlâ zaman zaman kapımı yokluyor, yalan söyleyemem. Ama artık kapıyı açık tutuyorum.

Çünkü bu diyar yalnızca benim için kurulmadı. Ters yöne akan nehirler, kristal ağaçlar ve hiç solmayan çiçekler; hepsi aktarılmak için var. Şifa olmak, umut taşımak ve en önemlisi, merhametli olmayı hatırlatmak için…

Sen de böyle bir yer taşıyor musun içinde?

Belki senin dünyan pembe değil, bambaşka bir renktir. Nehirlerin yerinde dağlar ya da bulutlar vardır. Belki de kimsenin anlayamayacağı endişesiyle uzun zamandır kimseye göstermedin orayı.

Lütfen, göster.

O yer bir kaçış değil; bir kaynak. Ve dünya senin o kaynağına, o merhametli bakışına ve içten dokunuşuna her şeyden çok ihtiyaç duyuyor.

Düşler kütüphanem her zaman açık. Kapıda seni bekliyorum.

Nilden İçağasıoğlu
Nilden İçağasıoğlu
İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema mezunu olarak; içerik üretimi, yaratıcı yazarlık ve sözlü anlatım alanlarında çeşitli eğitimler aldı. Masal anlatıcılığı, senaryo yazarlığı, yetişkin ve çocuk odaklı hikâye yazımı ve dijital iletişim konularında deneyimli. Toplumsal konulara duyarlı, özgün içerikler üretmeye önem veriyor. Kadın hikâyeleri, sokak hayvanları, çocuklar ve görünür olmayan hayatlara dair temalara, çalışmalara odaklanıyor. Toplumun her kesimini kapsayan hikâyeler üretmeyi ve anlatının dönüştürücü gücüne alan açmayı önemsiyor.

POPÜLER YAZILAR