Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Gizlenen

Parmak izleri derin sessizliği silerken, hayallere uzandı köşe bucak. Kendini dinledi dinginlik denizinde. Alışkanlıklarını, unuttuklarını, kaçırdıklarını izledi. Karanlığın esir aldığı, çok uzaklara yol alan yorgun bir sandalı izler gibi…

Toz içine gizlenen sadece eşyalardan mı ibaret? Yaşam toz içinde; anılar, defterler, kitaplar… Bellekler toz içinde. Kelebeklerin konamadığı pencere önleri, susayan saksılar, gıcırdayan kapılar… En çok da ruhlar toz içinde…

Bir plak dönüyor salonun ortasında. Perdeler yüz çeviriyor, hatırlanmayan bardaklar sisler ardında. Sandalyeler boş, koltuklar hüzün içinde. Lambalar göz kırpıyor bu elim atmosfere. Gün ağarırken sessizliğin zirvesinde.

Başını çevirdiği camları damlalar dövüyor. Yıkamak istercesine geçmişin tozlu raflarını. Tertemiz bir sayfa altın tepside sunuluyor. Ve satırlar soruyor:

“Bilmek istemez misin henüz açmayan yaprakları?”

Hayatı okumak istiyor çiçekler. Sarmak istiyor evrenin en ücra koylarını. Özüne yanaştırarak tozlanan ruhları, beyaza boyamak istiyor masum elleriyle.

Derinlikler görünsün istiyor. Açığa çıksın dalgaların acımadığı evren. Sımsıcak bir sevgiyle, sarılsın sarmalansın istiyor diplere çökmüş hazineler. Açılsın göğün grisi, güneş doğsun artık!

Hayatı eleyen elek, güzelliği örten her zerreyi akıtsın. Karlar kalksın yeryüzünden. Fırtınalar ılık meltemlere bıraksın kırları. Taşkınlar nahif göllerin tabiatla uyumunu, sert kayalar zarif dalların zarafetini kuşansın. Varlık mutluluğa çoğalsın.

Uzaklara gidenler ufukta seçilince, karanlıklar toz olur. Sıyrılır perdeler, açılır pencereler. Güneşli bir bahar sabahında, göğü kaplayan ağaçların gölgesine ahşap sandalyeler iner.

Arınma, sadece doğanın düğünü olmamalı.

Bedenin kıyılarını aşındıran fısıltılar, dönüşü mümkün olmayan dehlizlere yürürken, geçmişte kol gezen zamanın önüne yeni yollar serilir.

Berrak bir gökyüzü altında, latif bir esinti okşar yüzünü. Serin sulara paralel bir patikada, kendini akışa bıraktığında. Çevirdiğin şemsiyen ve yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemen ile…

Ruhun dışına zırh örmüş; gönlün çiçek bahçesi. Kalbin göz kamaştırıyor, apaydınlık. Gözlerini kamaştıran sebep güneş değil, kendi aydınlığın. Öğrenmişliğin, arınmışlığın…

Sazlıkların sonu yok. Nilüferler geziniyor gönlünde. Kendine duyduğun sevgiyle yazılmış seni anlatan kitaplar. Bir dünyanın anahtarını çeviriyor rengârenk kapakları. Baştan sona incecik parşömenler üzerinde, notalarla özdeşleşen sesler en büyük hayranın. Sana, seni anlatıyor.  

Yolculuğun kazananı, o sessiz sandal. Yolunu bulmuş, gücü ile tüm tozu, isi son bulmuş. Kendi gerçeğini bulmuş hikâyenin sonunda. Son noktaya kadar…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İlknur İşcan Kaya
İlknur İşcan Kaya
KTÜ Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2003 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk annesi. Mesleğinde yirmi üçüncü yılını çalışmaktadır. Küçük yaşlardan beri edebi çalışmalarını sürdürüyor. Öğrencilik yıllarında katılmış olduğu, okullar arası kompozisyon yarışmalarında çeşitli dereceleri bulunmaktadır. Çeşitli edebiyat dergileri ve edebiyat sitelerinde eserlerine yer veriliyor, ayrıca “Ayraç” isimli bir şiir, Mete ve Ayça'nın Maceraları-Sevgi Yolculuğu ve Patili Onlar adlı iki hikâye kitabı bulunuyor. Şiir, deneme ve öykü türlerinde eserler vermeye devam etmektedir. Yazar aynı zamanda Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

POPÜLER YAZILAR