Perşembe, Nisan 30, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

İp Cambazı

Yazmayı bitirdi. Kalemi ahşap masanın üzerine bıraktı. Artık boşanma davasının sonuna gelmişti. Yirmi dokuz senelik evliliği ikinci celsede bitecekti. Biliyordu. Duygularını aktardığı defterin kapağını kapadı. Uzun zaman yazmayacaktı.

Hiç tahmin etmediği şeylerin içindeydi. Gözleri yerinden çıkarak okuduğu kâğıt nefesini kesti. 

“Üç aylık bebeğin babası olduğumu ve tarafımca her türlü giderlerini karşılamayı kabul ediyorum. Gürsel Emin.” 

“Vicdansız! Çocuk peydah etmiş bir de. Nasıl yaptın sen bunu? Hangi ara? İp cambazları gibi bir oraya, bir buraya!” 

Göğsü daralıyor, hiç bir yere sığamıyordu İnci. Mantardan zehirlenen Gürsel’in kimliğini ararken bulmuştu İnci bu kağıdı. Tapuların, vergi makbuzlarının, faturaların olduğu o bond çantada. Hastaneden sonra kızılca kıyamet kopmuştu. Yine de çocukları için aile terapisine gitmiştiler. Psikolog, “İnci Hanım anlatın lütfen. Sizce problem nedir?” diye sormuştu. Kurduğu cümle sonrası, “Sizi dışarı alalım, beyefendi ile devam edeceğiz,” dediğinde itiraz ederek, “Biz çift terapisine geldik ama,” demesine karşılık, “Sizde bir sorun yok,” demişti psikolog. 

İçeride beklerken kukumav kuşu gibi düşünüp durdu İnci. “Demek bende problem yok!” dedi durdu kendi kendine.

Bir senenin sonunda seans sonu içeri çağrıldı. “İnci Hanım beyefendi boşanmak istiyor.” Gözleri faltaşı gibi açılarak, “Gürsel! Ne bu şimdi? Onca olana rağmen ben uğraşırken, sen yine!..”  

“Sakin olun. Biraz su için İnci Hanım. Gürsel Bey dışarı çıkın lütfen,” derken ters ters bakıyordu ip cambazına.

“Gürsel! Sen beni bunun için mi getirdin buralara?” 

Adam kaçar gibi çıkmıştı. İnci titriyordu. “Biraz sakinleşin. Gürsel Bey’i gördüğümüz an anlamıştık bunu. Ama kendi ile yüzleşmesi bir seneyi aldı.” 

“Bu ne? Şaka mı? Anlamıyorum ben!” 

“İnci Hanım, Gürsel Bey olmasa hayatınızda ne olur?” 

“Ne olur?” 

“Düşünün, ne olur?”

İnci boşlukta yuvarlanırken uçan bir halı onu kapmıştı sanki. Tuttuğu nefesi bıraktı. Fal taşı gibi açılan gözleri küçüldü. Göğsüne oturan öküz kalktı. Etrafa baktığında Kütahya çinisi kök kızıllar ve mavilerle bezeli vazoyu fark etti. Perdeler bayıldığı parlament lacivertti. Koltuk yumuşacık kavramıştı belini. Aylin Hanım’ın yüzüne baktı. 

“Ne mi olur?” 

“Evet.”

“Hiçbir şey.”

“Tamam, sakince bu süreci yönetebilir misiniz?”

“Bilmiyorum.” 

“Siz olmasanız yaşantınızdaki insanların hayatında neler eksik kalırdı? Mesela Gürsel Bey’in?”

Kadın oturduğu koltukta kahkahalar atmaya başladı. Bir tür histeri kriziydi. Ardından gözyaşları göreve koyuldu. Her şeyi temizledikten sonra duruldular.

“Gürsel ile ilgili her şeyi ben hatırlatırım. Tüm programları gerekiyorsa yaparım. Gölge gibi yani. Gerçekten boşanmak mı istiyor, affetmeme rağmen!”

“Başka bir dünyası varmış diyelim. Bırakın onu orada, başka kim?”

Boşluğa baktı. Dişlerini sıkıyordu. Boynundan sancılar geçti. Soruya, “Çocuklarım ben olmadan yapamazlar. Ama Gürsel gibi ihtiyaç gidermek için değil. Sabah birbirimizin sesini  duymak, bize mutluluk verir. Bazen sırf birbirimizi görmek için kahveyi bahane edip buluşur, sarılıp koklaşırız. Kitaplardan, kültürel etkinlikliklerden, yeni lezzetlerden, keşfetmek istediğimiz şeylerden, yenilikten bahsetmekten zevk alırız.”

“Yani yokluğunuz fark edilir”

“Tabii, onların yokluğu da beni sarsar.” 

“Başka?”

“Annem, babam çok üzülür yokluğuma. Yaşlandılar da artık. Onlarla tecrübelerini konuşmaktan keyif alıyorum. Bakış açılarının da genişliği, her ruh hâlini anlamaları, kısaca bilgeliklerine hayranım. Böyle ebeveynlere sahip olduğum için de kendimi şanslı sayıyorum.”

“Çok güzel.”

“Gürsel Bey’i bırakın. Kendi hâlinde, olduğu gibi yaşasın. Almadığı bir şeyi size veremez. Siz de böyle bir yükle daha fazla yaşayamazsınız. Bunu fark edin.” 

Sessizce yakalanmış bir kuş gibi gözlerinin içine bakıyordu İnci psikologun. “Habercilerinizin ve tepkilerinizin farkında olun. Tekrar edin.”

“Habercilerimin ve tepkilerimin farkındayım.”

“Güzel. Şimdi Gürsel Bey’e karşı ne hissediyorsunuz?”

“Nefret!”

“O, bu nefreti hak ediyorsa, edin,” dedi kadın gülerek. Anlamıştı İnci. Kapıdan hafiflemiş hissederek çıktı. Bundan sonra kendi hayatına yön verme cesaretini hissetmek, ona kuvvet veriyordu.

Seçil Şahin
Seçil Şahin
Merhaba ben Seçil Şahin .1975 yılında İstanbul'da doğdum. İnşaat teknikerliği, Tekstilde mümessil bir firmada müşteri temsilciliği ve bir bankanın sendikasında yönetici sekreterliği yaptım. Şu an emekliyim. Edebiyata merakım, lisede İngilizce öğretmenim Gönül Togay sayesinde başladı. Sonrasında şiir yazmaya başladım. Katıldığım öykü yazarlığı programları sayesinde tanıştığım yol arkadaşım sayesinde de bu platformla yolum kesişti.

POPÜLER YAZILAR